Cumartesi Anneleri: Artık yeter çekin ellerinizi evlatlarımızdan

14:04

JINHA

İSTANBUL - Cumartesi Anneleri adalet arayışlarının 543'üncü haftasında da bir araya gelerek, 1992'de gözaltında kaybedilen Mehmet Ertak'ın akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, " Artık yeter bu haksız, hukuksuz, adaletsiz düzeniniz sürsün diye tek bir evladımızın bile ölmesine rıza göstermeyeceğiz. Artık yeter çekin kirli ellerinizi evlatlarımızın yaşamından, çekin ellerinizi evlatlarımızın tabutundan" dedi.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetle katledilenler ve adalet arayışlarını sürdürmek için 543'üncü haftasında da Galatasaray Meydanı'nda buluştu. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının açıldığı eylemde pankartının üstüne karanfiller ve " Barış istiyoruz" dövizi bırakıldı, kayıplarının fotoğrafları ve adalet arayışlarının simgesi olan kırmızı karanfiller taşındı. Cumartesi Anneleri eylemlerinde bu hafta 1992'de Şırnak katliamında gözaltında kaybedilen Mehmet Ertak'ın akıbetini sorarak faillerin yargılanmasını talep etti. Eyleme HDP İstanbul Ali Kenanoğlu ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da destek verdi.

'Ona bu savaşı yaptırmayacağız'

Eylemde sözü ilk olarak HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu aldı. "Katliamların yaşandığı günlere geri döndük. Demokrasinin olmadığı yerde katliamlar olur. AKP seçimde yenilgiye uğrayınca halka yöneldi" diyen Ali, tüm halkların bir araya gelerek AKP'ye gereken cevabı verdiğini söyledi. Halkın AKP'nin çıkar hesaplarına boğun eğmeyeceğini dile getiren Ali, "Haklarımızı almak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış, biz o pehlivanı tekrardan yeneceğiz" dedi. Ali'nin ardından Sezgin Tanrıkulu söz alarak, 1 ay içinde 198 kişinin yaşamını yitirdiğini, 413 kişinin yaralandığını, 1868 kişinin gözaltına alındığını, 29 kişinin yargısız infaz sonucunda katledildiğini, 1 kişinin gözaltında öldürüldüğünü ve 3 kişinin faili meçhul cinayete kurban gittiğini hatırlattı. Sezgin, "Biz bu meydanda savaşa karşı barışı savunmalıyız. Savaşın kime rant sağladığını biliyoruz, ona bu savaşı yaptırmayacağız" dedi.

'Bir parçanı bu meydanda bırakıp gidiyorsun'

Sezgin'in ardından kaybedilen Mehmet Ertak'ın eşi Emine Ertak'ın yolladığı mektup okundu. "Temmuz'da kömür ocağına gidip geliyordu. 3 gün 3 gece olaylar çıktı Mehmet'e ulaşamadık. Ardından onun gözaltına alındığını öğrendik. Her yere başvuru yaptık hepsi sonuçsuz kaldı" diye Mehmet Ertak'ın kaybedilişini anlatan Emine, "23 yıldır cenazemize ne oldu bilmiyoruz. Bana cenazemi versinler, çocuklarım babalarını görsün. Eşim dava insanıydı. Tek suçu Kürt ve yurtsever olmaktı. Bu nedenle üzerimizde hep baskı vardı. Eşim sürekli ölüm olsa da doğrulardan vazgeçmeyeceğiz diyordu. Biz de mücadelemize devam edeceğiz" diyerek duygularını belirtti. Mektubun okunmasının ardından Mehmet Ertak'ın oğlu Serhat Ertak söz alarak, "Bu meydana 3'üncü gelişim, bu meydan insanda bağımlılık yapıyor. Bir parçanı burada bırakıp gidiyorsun" dedi. Babasının kaybedildiğinde 6 yaşında olan Serhat, "Şimdi babamın kaybedildiği yaşa doğru yaklaşıyorum, çok garip bir duygu. Bizim artık devletten bir beklentimiz yok, biz halklar birlikte yapacağız her şeyi" dedi.

'Bu ülkenin çocukları barışa layık'

Kürdistan'da yaşanan olayları hatırlatan Serhat, "90'lı yılları da geçen bir süreçten geçiyoruz ama en zifiri karanlık zamanlar, aydınlığa en yakın olan zamandır. Halkın halklarla sorunu yok, bu sistemle sorunları var. Biz sistemin bize dayattığı beton duvarı yıktı. Bu ülkenin çocukları en güzel barışa layık" dedi. Serhat ardından haftanın basın açıklamasını Özlem Dalkıran yaptı. "Vicdanlarını iktidarın çarklarında eritenler, barış içinde, huzur içinde yaşama talebimize karşı savaş ilan ettiler. Yine kentler abluka altına alındı, yine JİTEM devreye sokuldu. Evler bombalandı, insanlar öldü. Ölü bedenler hayasızca teşhir edildi" diye konuşan Özlem, savaşa karşı barış taleplerini vurguladı.

'Kürtçe ve Türkçe ağıtlar birbirine karıştı'

"Asker polis ve gerilla cenazelerinde Kürtçe - Türkçe ağıtlar birbirine karıştı. Yalnız kendi çocuklarını seven zalimler bayrağa sarılı tabutlarla gelen anne- babalara bunun için sevinmelerini öğütledi. Kürt annelerine sizin çocuklarınızı öldürmeye devam edeceğiz dendi" diyerek yaşanan durumları anlatan Özlem, "Artık yeter bu haksız, hukuksuz, adaletsiz düzeniniz sürsün diye tek bir evladımızın bile ölmesine rıza göstermeyeceğiz. Artık yeter çekin kirli ellerinizi evlatlarımızın yaşamından çekin ellerinizi evlatlarımızın tabutundan" dedi. Şırnak katliamında gözaltında kaybedilen Mehmet Ertak'ın kaybediliş hikayesini anlatan Özlem, "20 Ağustos 1992 tarihinde aynı yerde çalışan 3 akrabası ile birlikte işten eve dönmek üzere yola çıktı. Bulundukları araç kontrol noktasında resmi giyimli polislerce durduruldu. Kimlik kontrolü sonrasında Mehmet Ertak gözaltına alındı.3 kişi onu gözaltına alınırken gördüğüne, 6 kişi de onu gözaltındayken işkencede gördüğüne tanıklık etti" dedi. Ailenin yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını kaydeden Özlem, İç hukukta sonuç alınamadığından dolayı dosyanın AİHM'e taşındığını ve AİHM'in devlet yetkililerini suçlu bularak Türkiye'yi mahkum ettiğini dile getirdi.

Mehmet Ertak kaybedildiğine görevli olan tüm yetkilerin yargılanmasını gerektiğini vurgulayan Özlem, "Onlar yargılanmadan, işledikleri insanlık suçunun hesabını vermeden bu dosya bizim için kapanmayacak" dedi. Açıklamanın ardından eylem sona erdi.

(ödk/dc/fk)