Barış Bloku: Silvan ve Lice'de Kobanê modelini gördük

15:10

JINHA

İSTANBUL - Silvan ve Lice'de inceleme yapan Barış Bloku izlenim ve gözlemlerini aktardı. Gencay Gürsoy, Silvan'da 90'lı yıllarda yaşatılan devlet terörünün bir daha hayata geçirildiğini kaydederek, devletin yerel temsilcilerinin daha anlayışlı olduklarını ancak üstten yapılan baskılar sonucunda inisiyatif kullanamadıklarını söyledi. Nuray Sancar ise kadınlardan asker ailelerine "Savaşa karşı bir araya gelelim ve barışı haykıralım" çağrısının olduğunu dile getirdi.

Barış Bloku, geçici AKP hükümetinin devreye soktuğu topyekun savaş konsepti ile birlikte Silvan ve Lice'de katliam girişimini dün yerinde inceledikten sonra, edindiği izlenimleri Cezayir Toplantı Salonu'nda açıkladı. 30 kişiden oluşan heyet, 15'er kişiden oluşan 2 grup halinde Lice ve Silvan'da temaslarda bulundu. İlk olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak ile görüşen heyet, ardından ilçe kaymakamları, halk ve seçilmişler ile görüştü.
Silvan heyeti içerisinde yer alan Barış Bloku Eş Sözcüsü Gencay Gürsoy, Silvan'da 90'lı yıllarda yaşatılan devlet terörünün bir daha hayata geçirildiğini kaydederek, devletin yerel temsilcilerinin daha anlayışlı olduklarını ancak üstten yapılan baskılar sonucunda inisiyatif kullanamadıklarını söyledi.

'Komutan iktidar için kurban olmam diyerek istifa etmiş'

Gencay, halktan aldıkları bilgiye göre, Silvan İlçe Jandarma Komutanı'nın 10 gün önce "vatan için canımı veririm ama bazılarının iktidarının kurbanı olmam" diyerek, istifa ettiğini söyledi. Gencay, özellikle gençlerde devletin baskı ve katliam girişimlerine yönelik ciddi bir tepki ve kopuşun var olduğunu ifade ederek, orta yaşta yurttaşlarda ise bir tedirginliğin olduğunu ifade etti. Gencay, halkın kendilerine Silvan'ın hedef alınmasını "Kürt hareketi burada mayalandı ve bunun için devlet tarafından hedef alındı" sözleri ile ifade ettiğini kaydederek, Silvan'da küçük bir Kobanê modelinin yaratıldığını söyledi.

'Saldırılar nedeniyle halkta kopuş başladı'

Yaşanan çatışmalardan kaynaklı birçok evin duvarının kurşunlarla tahrip edildiğini söyleyen Gencay, bazı evlerin yakıldığını ve bir evde yaşanan yıkıntının ise normal kurşunlarla oluşamayacağını ancak uçaksavar ve daha ağır silahlarla oluşabileceğini dile getirdi. Gencay, devletin ortaya koyduğu topyekün saldırılar ile halkta devlete karşı bir kopuşun başladığını sözlerine ekledi.

'Savaşa doğru gidiliyor'

Gencay, ilçede yaptıkları görüşmelerde, 17 Ağustos'u 18 Ağustos'a bağlayan gece ilçeye tırlarla 30'u aşkın askeri araç taşındığını ve ilçenin farklı noktalarına konumlandığını, özel timlerin ise sağlık ocağının yanına konumlandığını söylediğini, bu özel timlerin sokağa çıkma yasağının olmasına rağmen halkı tehdit ederek, "dışarı çıkın" şeklinde tehdit ettiğini ve kadınlara ağza alınamayacak şekilde cinsiyetçi hakaretler edildiğini kendilerine iletildiğini belirtti.

Gencay, yaptıkları görüşmeler sonucunda halkın devlet ile olan bağının kopma noktasına geldiğini, işin çığırından çıktığını ve iç savaşa doğru gidildiği izlenimi edindiklerini, bu savaş durumuna karşı daha büyük barış ittifaklarına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

'Bazı yerlerde yangınlar devam ediyor'

Ardından söz alan Lice heyeti içerisinde yer alan Barış Bloku Eş Sözcüsü Nuray Sancar ise askerlerin kendilerine yolda engel çıkardığını ve normal yollarla ilçeye girmelerine izin vermediklerini, polislerin engellemesinin ardından köy yollarından canlı kalkan eyleminin devam ettiği noktaya vardıklarını söyledi. Köylerden canlı kalkan noktalarına gitmeleri ile Lice'de yaşanan doğa katliamına daha yakından tanık olduklarını söyleyen Nuray, bazı yerlerde daha da yangınlarının devam ettiğini dile getirdi.

'36 defa asker indirildi'

Çatışmaların yaşandığı Lice, Hani ve Kocaköy üçgeninde bulunan tepenin bir tarafından askerlerin, bir tarafından gerillanın bulunduğunu, aralarında ise halkın canlı kalkan olarak eylem başlattığını söyleyen Nuray, köylülerin kendilerine bölgeye 36 defa asker indirildiğini ve şu anda sadece üçgende 500'ün üzerinde askerin konumlandırıldığını ve bu askerlerin düzensiz bir şekilde mevzilendirildiğini aktardığını ifade etti. Nuray, bölgede bir OHAL görüntüsünün hakim olduğunu vurguladı.

'Doğrudan sivil halk hedef alınıyor'

Nuray, canlı kalkan olan kadınlardan asker ailelerine "Savaşa karşı bir araya gelelim ve barışı haykıralım" çağrısının olduğunu dile getirerek, Türkiye halklarının da Kürdistan halkının çağrısına karşılık vermesi gerektiğini ifade etti. Karşılaştıkları polislerin kendilerine "iktidar kimse onun memuruyuz" şeklinde yanıt verdiklerini ama askerlerin bir tedirginlik yaşadığını ve savaşa inanmışlığını olmadığını gözlemlediklerini ifade eden Nuray, "Doğrudan sivil halk hedef alınıyor. Halk 'biz topyekun bir saldırıya maruz kalıyoruz' diyor" dedi.

'Asker de gerilla da ölmesin'

Ardından söz alan HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel ise halkın savaş istemediğini ifade ederek, konuştukları tüm yurttaşların kendilerine "Her gece nöbet tutuyoruz. Asker ve gerilla ölmesin. İki taraf da bizim çocuğumuz. Onların ölmemesi için burada nöbet tutuyoruz" dediğini aktardı. Türkiye'de var olan erken seçim havasının Kürdistan'da olmadığını sözlerine ekleyen Sebahat, halkın bu savaş politikasının Cumhurbaşkanı tarafından 28 Mart yerel seçimleri ile 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkmış iradeye vurulmuş bir darbe olduğunu söylediğini kaydetti.

Sebahat, bölge halkının zorla göçe tabi tutulduğunu belirterek, halkın savaşın son bulmasının tek olanağının PKK Lideri Abdullah Öcalan ile müzakerelerinin başlaması ile mümkün olacağını kendilerine ilettiğini söyledi. Sebahat'ın ardından heyette yer alan tüm kurum, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri, yaptıkları incelemelerde izlenimlerini aktardı.

(mı-ro/dc/gc)