Kamp Armen artık sadece Kamp Armen değil

09:02

Öykü Dilara Keskin/JINHA

İSTANBUL - Kamp Armen direnişçileri 110 gündür yetimlerin hakkını korumak için nöbette. Direnişçiler, "Direniş sadece yıkıma karşı bir direniş olmasından öte aslında burada yeni bir yaşamı örgütleme direnişi oldu. Çünkü buranın yıkılması sadece bir binanın yıkılması değil kolektif hafızanın yıkılmasıydı. Ermeni Soykırımı'nın bütün halklara yöneltilmiş soykırımcı zihniyetin bir başka bir boyutuydu bir başka görüntüsü bir başka tezahürüydü" diyor.

Tarihi çok eskilere dayanan Kamp Armen'in adı 6 Mayıs günü iş makineleriyle yıkılmak istenirken çoğu insan tarafından duyuldu. 1950'li yıllarda Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi'nin alt katı yetimhane olarak kullanılırken, Kilise Vakfı 1961'de Tuzla'daki araziyi Sait Durmaz'dan satın almıştı. Sonrasında ise Kamp Armen'i çocuklar elleriyle inşa etmiş ve bugüne kadar gelmişti. Her duvarında çocukların emeği bulunan Kamp Armen bugün tüm halklar için büyük bir önem taşıyor. Kamp Armen'in tapusunun iade edileceğinin söylenmesinin üzerinden 3 ay geçmesine rağmen tapu, henüz gerçek sahiplerine iade edilmedi. Buna karşılık Kamp Armen'deki direniş 110'uncu gününde ve kolektif bir çalışmayla büyüyerek devam ediyor. Kamp Armen'deki direnişte başlangıcından beri yer alan Nursel Gönülalan ve Norzartonk üyesi Alexis Kalak Kamp Armen'deki halkların mücadelesini değerlendirdi.

'Tüm halklar direnişin ön safında olmalı'

Kamp Armen direnişi başladığından beri direnişte yer alan Nursel Gönülalan, "Ermeniler bu toprakların çocukları tıpkı Kürtler gibi, Türkler gibi Süryaniler gibi, Çerkezler gibi. Pek çok ırkın bulunduğu Anadolu topraklarının çocuklarıdır Ermeniler. Biz o yüzden buradayız. Direnişe destek veriyoruz" dedi. "Bu topraklarda ezilenler ya da bu topraklarda sisteme karşı olanlar çok fazla acı çektiler. Eğer halkların kardeşliği diyorsak burada olmamız gerektiğini düşünüyorum" diye düşüncelerini aktardı. Türkiye'de demokratikleşme olması isteniyorsa, Türkiye'de yaşanan ırkçı saldırılara hayır diyebilmek için direnişe omuz vermek gerektiğini kaydeden Nursel, halkların nerede durması gerektiğine karar vererek, tüm halkların bu direnişin ön safında yer almasının şart olduğunu vurguladı. Bugün Ermenilerin ve Kürtlerin yanında olunması gerektiğini vurgulayan Nursel, devletin saldırılarına karşı bir arada olunmasının önemine vurgu yaptı.

Kamp Armen'de kolektif bir yaşam var

Nursel, direnişin başladığı günden beri herkesin kolektif bir şekilde direnişe destek olduğunu dile getirerek, "Kimi yemek yapıyor, kimi nöbete kalıyor, Kamp Armen'nin 20-25 yıllık bir bakımsızlığı var bu neden bazı arkadaşlar toprakla uğraşıyor, sebzeler ekiliyor ve burada 7/24 nöbet tutuluyor gece gündüz, kadın, erkek, her gruptan insan çalışıyor" şeklinde konuştu. Kamp Armen'e yönelik saldırıların daha önce de yaşandığını söyleyen Nursel, 100. gününde yapılan saldırıya değinerek, yaşanan saldırının amacının aslında gözdağı vermek olduğunu ifade etti. Saldırı sırasında iki kişinin yaralandığını hatırlatan Nursel, "Polise olayla ilgili başvuruda bulunduk fakat bir sonuç elde edilmedi. Saldırılara karşı bir korkumuz yok" dedi.

Yıkıma karşı işgal ve direniş

Nor Zartong üyesi Alexis Kalk, Nor Zartonk olarak Nisan ayında kampa gelerek tespitlerde bulunduklarını bu sırada yıkım olacağının haberini aldıklarını söyleyerek, yıkıma karşı ne yapılması gerektiğini konuştuklarını bunun sonunda ise işgale karar verdiklerini kaydetti. Yıkımın olduğu anda HDP Tuzla İlçe Örgütü'ne haber verdiklerini ve HDP'lilerin ve HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan'ın geldiğini söyleyen Alexis, "Birlikte yıkımı durdurduk ve destek çağrısı yaptık, ayrıca kamuoyuna, devrimci demokrat güçlere direnişi başlattığımızı duyurduk. Kampın iade edilene kadar gerçek sahibine yani Ermeni halkına iade edilene kadar bu direnişi sürdüreceğimizi beyan ettik. Yıkım durduktan sonra burada bugün 108. gün uzunca bir direniş yaşadık" diyerek direnişe başlama sürecini anlattı.

'Anılarımıza saldırı soykırımcı zihniyetin başka boyutudur'

Alexis, "Bu direniş sadece yıkıma karşı bir direniş olmasından öte aslında burada yeni bir yaşamı örgütleme direnişi oldu. Çünkü buranın yıkılması sadece bir binanın yıkılması değil kolektif hafızanın yıkılmasıydı. Buradaki aslında Ermeni Soykırımı'nın bütün halklara yöneltilmiş soykırımcı zihniyetin bir başka bir boyutuydu, bir başka görüntüsü bir başka tezahürüydü" dedi. "Kampı yıkmak isteyenler belki kafa kesmiyorlardı IŞID'in Rojava'da yaptığı gibi ama bizim tarihimizi, kültürümüzü ve anılarımızı yok ediyorlardı bu da soykırımın aslında başka bir boyutuydu" diye konuşan Alexis, bu duruma itiraz etmenin en iyi yolunun bir arada yaşamı, yeni yaşamı örgütlemek olduğunu düşündüklerini ve bunu uygulamak istediklerini söyledi.

'Burada yeni yaşamı halklarla birlikte örgütlüyoruz'

"110 gün boyunca burada hem ürettiğimiz yaşam pratikleriyle, hem yaptığımız etkinliklerle yeni yaşamı örgütlemeye çalıştık. Direnişi başlatan ve bizimle birlikte dayanışan sadece Ermeni'ler değildi, her halktan, her kimlikten insandı. Dolayısıyla bu bizim için bu direnişi ayrıca daha anlamlı kıldı" diye konuşan Alexis, direnişin içerisinde, Kürtlerin, Alevi'lerin Ermenilerin, Rumların, Yahudilerin, LGBTİlerin yer aldığını ifade etti. Bu tip direnişlerin az rastlanır bir şekilde olduğu için kendileri açısından daha da önemli olduğunu dile getiren Alexis, "Bu halkların aslında sorunlarının ortaklığını düşmanının ortaklığını gösteren bir faaliyetlerde bulunmaktı. Biz bunları düzenlediğimiz panellerle, söyleşilerle, konserlerle bunları burada örgütlemeye çalıştık. Bütün halkların sorunlarının kendilerinin ifade edebilecekleri platformlar sunmaya çalıştık. Yaptığımız etkinliklerle, yeni bir yaşam örgütledik diyebiliriz" dedi.

'Kamp Armen kardeşçe yaşadığımızı gösterdiğimiz bir yer'

Kamp Armen'in 100. günde yapılan saldırıya değinen Alexis, saldırının sembolik olduğunu belirterek, "Direnişin 100.gününün Ermeni Soykırımı'nın da 100. yılı olduğunu düşünürsek saldırının çokta tesadüf olmadığını anlayabiliriz. Öncesinde çeşitli tacizler ve saldırı girişimleri olmuştu, ama tabi bu ilk defa bu kadar somut bir şekilde gerçekleşti" diye konuştu. Saldırıların devam edeceğini kaydeden Alexis, "Özellikle seçim sonrasında AKP'nin kendi iktidarını koruyabilmek adına ülkeyi sürüklediği savaş ortamını düşünürsek ve bunun yansımalarının buraya da yönelmesi çok şaşırtıcı değil" dedi. Herkese Kamp Armen'e gelerek dayanışmayı büyütme çağrısı yapan Alexis, "Burada kolektif bir yaşam var, burada birlikte üreten, birlikte yaşayan insanlar var. Buraya gelip bunun bir parçası olmak bence çok önemli ve değerli. O açıdan ben tüm halklarımızı buraya davet ediyorum" dedi. Kamp Armen'in herkesin sözünü söyleyecek bir yer olduğunu söyleyen Alexis, "Burası özgür bir alandır hem de birlikte nasıl yaşayabileceğimizi herkese barış içinde, kardeşçe yaşayabileceğimizi gösterebileceğimiz nitelikte bir alandır. Bu açıdan da Kamp Armen önemlidir" dedi.

(mı/dc/fk)