Ahmet Türk: Gün direniş ve serhildan günüdür YENİLENDİ

16:03

 JINHA


MÊRDİN - BDP Genel Merkezi tarafından Mardin'in Nusaybin ilçesi ile Rojava'nın Qamişlo kenti arasında bulunan sınır hattında inşaatı devam eden "utanç duvarı"nı protesto etmek amacıyla Nusaybin'de gerçekleştirilen miting programı başladı. Mitingte konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Kürtlerin geleceği için tarihi bir gün olduğuna dikkat çekerek, “Bu yüzyıl Kürtlerin özgürlük yüzyılı olacaktır. Mücadelemizle direnişimizle ancak duvarları yıkabiliriz. Evimizde oturarak değil, gün direniş serhildan günüdür. Özgürlük günüdür özgürlüğümüz yakındır” dedi.


Nusaybin-Qamişlo sınır hattındaki utanç duvarını, tel örgüleri ve mayınlı arazileri protesto etmek amacıyla düzenlenen miting başladı. Mitinge Diyarbakır, Batman, Şırnak, Hakkari, Urfa, Mardin olmak üzere çevre il ve ilçelerden on binlerce yurttaş sabahın erken saatlerinden itibaren yola çıkarak mitinge katıldı. Mitinge aralarında BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, DTK Eş başkanları Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, BDP’li belediye başkanları, Demokratik Özgür Kadın Haraketi, Barış Anneleri İnisiyatifi, Eğitim-Sen, SES, KURDİ-DER, MEYA-DER, gençlik hareketleri katıldı. Sabah saatlerinde ilçe genelinde esnaf kepenk açmazken, ilçede öğrencilerin çoğu da okula gitmedi. Miting alanında Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İbranice, üzerinde sınır telinin fotoğrafının bulunduğu "Utanç duvarını istemiyoruz", "Ya Rojava üzerindeki ambargoyu kaldıracağız, ya da Bakur'u Rojavalaşacağız", "Gelê Kurd sînoran nasnake", "Dîwarê şermê sûcê mirovahiyê ye" yazılı pankartların yanı sıra Mitanni Kültür Merkezi'nin binasına PKK Lideri Abdullah Öcalan, yaşamını yitiren HPG Komutanlarından Akif Doğan'ın fotoğrafları, PKK, Konfederalizm bayrakları ile YPG ve HPG flamaları asıldı. Miting devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından açlık grevinde bulunan seçilmişler tarafından hazırlanan basın metni okundu.


‘Kadın Devrimi’ne destek yine kadından geldi’


“Öncelikle ‘Utanç Duvarı’nın inşasını protesto etmek amacıyla 30 Ekim’den bugüne kadar 9 gündür kadın özgürlük ve onur mücadelesindeki duruşu ısrarı ve kararı ile Ayşe Gökkan yoldaşımızın direnişini selamlıyoruz. Rojava’da destan yazan kadına, en büyük destekte yine kadından geldi. Nusaybin Belediye Başkanımız Ayşe Gökkan şahsında Utanç Duvarı ve sınırlara karşı başlatmış olduğu ölüm orucuna Mardinli seçilmişler olarak katıldık. Mücadelemiz sonucu Direnişimizi sahiplenen halkımızı, sivil toplum örgütlerini ve Kürt kadınlarının direnişi selamlıyoruz. Yapılan Utanç Duvarı güvenlik, kaçaklığı önlemek değil bir zihniyetin, korkunun yansımasıdır. Kurulmak istenen Utanç Duvarı sınırlara örülen perde değil, zihinlere örülmeye çalışılan, Kürt halkının arasına çekilmeye çalışılan setlerdir. Bu Utanç Duvarı Rojava Devrimi’ne, Kürt Kadın hareketi mücadelesine karşı yapılmıştır. Bu temelde dayatılmaya çalışılan inkar ve imha politikalarına karşı Kürt kadını tarafından başlatılıp onurlu bir şekilde devam ettirilen 9 günlük açlık grevi eylemimizi burada başta kadınlar olmak üzere, dört parçadaki Kürt halkına onbinlere devrediyoruz. Açlık grevi eylemimizi burada sonlandırıyoruz.  Ancak, Utanç Duvarı’na karşı direnişimizi bitirmiyoruz, direnişimizi halkımızın katılımıyla güçlendirerek, kesin sonuç alana kadar devam ettireceğiz. Buradan tüm Kürt halkına direnişi devam ettirmek için çağrıda bulunuyoruz” dedi.


Ahmet Türk: 21’nci yüzyıl Kürtlerin özgürlük yüzyılı olacaktır


Mitingte konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Kürtlerin geleceği için tarihi bir gün olduğunu belirterek, “Biz inanıyoruz ki, bu yüzyıl Kürtlerin özgürlük yüzyılı olacaktır. Kürtler çok büyük bedeller sonucu bu aşamaya gelmiştir. Kürt hareketi, parçalanmış Kürtleri biraraya getirmek için büyük bir mücadele yürütmektedir. Devlet Kürtleri inkar eden kirli bir siyaset yürütmektedir. Ancak Kürtler bu kirli siyasetini verdikleri mücadele ile boşa çıkarmaktadır. Biz halkların bir arada özgür eşit yaşamasını istiyoruz. Bu da çok insani bir istektir. İsteğimiz gerçekleşinceye kadar biz mücadeleye devam edeceğiz. Mesele duvarın kalkması değil beyinlerdeki kirli duvarların kalkması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Rojava üzerinde çeteler aracılığıyla kirli siyaset yürütmektedir. Çetelere verilen desteğin kesilmesi gerekiyor. Mücadelemizle direnişimizle ancak duvarları yıkabiliriz. Evimizde oturarak değil, gün direniş serhildan günüdür. Özgürlük günüdür özgürlüğümüz yakındır. Ortadoğu’da Kürt halkı dinamik bir güçtür. Kürtlersiz demokrasi barış kardeşlik yürütülemez” diye konuştu.


'Ötemizde bir direniş bir devrim gerçekleşti'


HDP Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Rojava devrimini ve Nusaybin halkının bu direnişini selamladığını belirterek, "Hemen iki yüz metre ötemizde, bir direniş bir devrim gerçekleşti. İşte biz o devrimi tüm halklara açmak, tüm dünyaya açmak istiyoruz" dedi. Şimdi de "onurlu" Kürt halkı arasında aslında halklar arasında duvar örülmeye çalışıldığını belirten Ertuğrul Kürkçü, nasıl ki Filistin halkı arasında kurulmak istenilen utanç duvarını kabul etmiyorlarsa burada kurulmak istenen duvarı da kabul etmeyeceklerini söyledi. Şair Nazım Hikmet'in şiirinde geçen "Duvarları yıkın gitsin hepsini" hatırlatan Ertuğrul Kürkçü, "İşte bu duvarlar vız gelir, halklar bu duvarları yıkacak. Kürt halkı özgürleşirse diğer halklar da özgürleşecek. Şimdi özgürleşmeye giden halkın arasına duvar örülmeye çalışıyorlar. Bu kör sağır ve anlamaz bir zihniyet, hak tanımaz bir politikanın bir sonucudur, Kürdistan halkı sınırları aşarken, nasıl ki Filistin halkı bu duvarları tanımamışsa biz de bu duvarları tanımayız. Eninde sonunda ne yapacağız diye dolaşıp dururken, şimdide kalktılar duvar öreceğiz. Bu yüzyılda kurulan bir duvar ancak faşizmin, emperyalizmin zihniyetidir. İşte bunun için bu halkın direnişi seyre şahandır. Bu direniş tüm halkların arasında eşit, özgür, demokrasi örüleceği her kes biliniyor. Eğer bir sınır ya da kapı kapatılacaksa, emperyalistlere, faşist zihniyetlere, El Nursa çetelerine kapatılması gerekiyor. Rojava Kurdistan'ı halkların dünyanın parlayan yıldızıdır. Onun için herkes Rojava devrimini tanımak zorundadır. Eğer bu yönde adımlar atılmazsa halklar kendi hak ve özgürlüklerini bu rejimlere kabul ettirecektir. Yaşasın, Rojava devrimi yaşasın tüm halkların dayanışması" sözlerini ifade etti. 



Ayşe Gökkan: Zulme-utanca karşı mücadelemiz devam edecek 

Ardından kısa bir konuşma yapan BDP Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, "Burada kurulmak istenen insanlık sucu, kara yüzü, kabul etmedik, etmeyeceğiz. Biz özgür ve demokratik kadınlar olarak, Kürt halkı olarak bu zulme, bu utanca karşı mücadelemize devam edeceğiz. Bu eylemde sürekli kendi yanımda hissettiğim tüm Kürt kadınları, mücadele yoldaşlarımı ve Kürt halkını selamlıyorum" şeklinde konuştu. Ardından Ayşe Gökkan'a destek veren seçilmişler adına Girmeli Belediye Başkanı Ömer Altun, halkın desteğinden dolayı Kürtçe teşekkür konuşması yaptı ve ardından kadın seçilmişler adına Kızıltepe Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Salman Türkçe halkın desteklerinden dolayı teşekkür etti. 


Selahattin Demirtaş: İlan edilmemiş gayri resmi bir savaş var



BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise, "Buradan yetkilileri doğru bir siyasete davet ediyoruz. Bu halk kimsenin düşmanı değil, Türkün düşmanı değil, kimseye silah çekmiş değil. Öyle bir halk ki kendi topraklarında, kendi köyünde sadece meşru savunmasını yapıyor. Kimsenin toprağında gözü yok. Sadece kendi ana topraklarında özgürce bir yaşam istiyor. Sadece sınırla çetelere, El nursa ve El kaideye açarak, buradaki kamplarda silah vererek eğitiler. Şimdi bu çetelerin arkasında emperyalistlerin ve Türkiye'nin desteği olmazsa onlar orada 3 gün duramaz. Çünkü arkalarında halk yok. Şimdi bu çeteler sadece Kürtlere değil Arap topraklarını da işgal etmeye çalışıyorlar. Diyorlar biz bu çeteleri desteklemiyoruz. Reyhanlı ve Antep, Nizip'te kamplarında siz onlara eğitim vermediniz mi? Destek vermediniz mi? Örtülü ödenekte destek vermediniz mi? Bunlar açık. Şimdi niçin destek veriliyor; çünkü Kürt halkının orada bir özgür yaşam ile kendi kendini yönetmesini istemiyorlar. Aslında ilan edilmemiş, gayri resmi bir savaş Rojava ve Türkiye arasında yaşanıyor. Ama Rojava'da Türkiye adına çeteler bu savaşı yapıyor" dedi. 

'Herkes kendi vatanının nöbetini tutuyorlar'

Nusaybin'den Reyhanlı'ya kadar tüm sınır kapılarının Rojavalılar için kapatıldığına dikkat çeken Selahattin Demirtaş, "Biz aylarca o kapılarda yardımların göndermesi için oradaki bebeklere, mama, oradaki insanlara gıda gönderebilmesi için direniş gösterdik. Sizler direndiniz, ayaktaydınız. Ama çetelere her türlü yardımı, rahatça gidip gelebiliyorlar, imkansızlıklar içerisinde bu halk direniyor. Herkes direniyor, herkes kendi vatanının nöbetini tutuyorlar. Şimdi soruyorum: Orada o kadar görkemli bir direniş yaşanırken biz burada sessiz kalabilir miyiz? Biz bu Rojava üzerindeki ambargoyu kaldırana kadar boynumuzun borcu değil midir? Sadece kendisi için değil tüm Kürt halkı için direnen Rojava halkına yardım edeceğiz, destek vereceğiz. Ama şimdi kalktılar en akıllı şey duvar örüyorlar. Bu duvar yüzyıldır işgalcilerin işgallerini yüzyıl daha devam ettirmek, bu halkları birbirinden ayırmak istiyorlar. Orada artık Esad yok! Orada YPG, PYD var. Kürt halkı var. Şimdi ne yapacaklar. Şimdi yüz metre ötesinde bir yönetimi kurmuş. Artık şimdi onların en iyi akıl ettiği şey bu halkın arasına sınır çekmektir. Peki biz bunu kabul edecek miyiz? Etmeyeceğiz. Biz gece gündüz bu zulme karşı ayakta olacağız. Sınırları asla ve asla kabul etmeyeceğiz. Etrafı çevrilmiş, halk orada kendini savunuyor, koruyor" ifadelerini kullandı. 

'Biz Rojava'da ki direnişi burada da göstermezsek bizi boğacaklar' 

Rojava'nın Nusaybin önünden çeteler tarafından ablukaya alınmak istendiğini, buna karşın Diyarbakır, Van, Şırnak, Siirt ve Batman'da yaşayanların sesiz kalmasının "utanç" verici bir durum olacağını söyleyen Selahattin Demirtaş, "Şimdi Kobani, Qamişlo, Afrin'deki direniş bizim direnişimizdir. Bu halk tüm Kürt halkı için direniyor. Biz onun için sessiz kalırsak bu utanç verici olur. Şimdi diyorlar; 'duvarı kurmuyoruz.' tabiî ki durduracaksınız. Kurabilir misiniz. Ama bu yetmiyor. Duvarı durduracaksınız, ama yardım ambargosunu da kaldıracaksınız. İşte Rojava'daki ablukanın nedeni 'oradaki halk burayı boşaltsın' yani direnişten vazgeçsinler. Ekmek, ilaç bulamasınlar. Kendi topraklarını bırakıp gelip AKP'nin kamplarında mülteci kamplarında onursuzluğu yaşasınlar. İşte çetelere yardım açık ve net bir şekilde durmadığı sürece, 'çetelere silah yardımını durdurduk' demediği sürece biz eylemlerimize devam edeceğiz. Biz Rojava'daki direniş gibi burada da göstermezsek bizi boğmaya çalışacaklar. Biz burnumuzun dibin Kürt halkına yapılanları kabul etmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun. Biz sadece burada konuşup bitirmeyeceğiz ve ardından oturma eylemi yapacağız ve bunu her yer de devam ettireceğiz. Eğer duvarı durdurmadık devam edeceğiz denilirse ant olsun ki sadece o duvarı değil var olan o telleri de yıkıp geçeceğiz. Siz işçilere sesleniyorum, yapılan o duvardan gelen para boğazınızdan geçmesin. Çünkü haram paradır. Siz bırakın artık Tayip Erdoğan ve bakanları gelip yapsın bakalım. Bu devrim tamamlanıncaya kadar bize direnmek düşer. Kürt halkına sonuna kadar direniş düşer. İşte biz şimdi bu mitingten sonra oturma eylemi başlatacağız ve bunu Kürdistan'ın ve Türkiye'nin her yerinde başlatacağız" diye kaydetti. 


(ekip/mg)