Trans tutsak Esra için 'Dayanışma Yaşatır' kampanyası

09:02

JINHA

İSTANBUL - Samsun E Tipi Cezaevi'nde erkeklerle aynı koğuşta kalan trans tutsak Esra Arıkan, gardiyanlar tarafından cinsel saldırıya maruz kaldı. Esra ile mektuplaşan kadınlar, Esra'nın son mektubunun bir 'veda' mektubu olduğuna dikkat çekerek, Esra için 'Dayanışma Yaşatır' kampanyasını başlattı.

Toplumun birçok kesiminin ötekileştirildiği Türkiye'de, LGBTİ'ler de yaşamın birçok alanında ayrımcılığa uğrayanlardan. Adalet Bakanlığı geçtiğimiz aylarda cezaevlerinde yaşanan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına ilişkin adım attığı iddiasıyla İzmir'de LGBTİ'lere özel bir cezaevi inşa etmeye başladı. Pembe cezaevleri adıyla anılan özel cezaevi, akla Nazi Almanyası'nın pembe üçgenlerini getirmişti. Hitler rejiminin soykırım uygulamalarının kurbanlarından olan eşcinseller, o dönem diğer tutsaklardan ayrı tutulmak için pembe üçgenlerle damgalanırdı. Pembe üçgenler, LGBTİ topluluğunun hafızasına ayrımcılığın en katı hali ve katliamlarla birlikte kazındı.

Pembe cezaevleri Nazi uygulamalarını hatırlatıyor

Sene 2015'e gelindiğinde ise pembe cezaevleri şimdi bizlere Nazi uygulamalarını hatırlatıyor. Pembe cezaevi projesi şiddetin kaynağında duran devletin, kendi şiddetiyle mücadele ettiği iddiasıyla ayrımcılığı kurumsallaştırmayı amaçlıyor. Samsun E Tipi Cezaevi'nde 11 yıldır hükümlü olarak bulunan trans tutsak Esra Arıkan'ın (devletin ona dayattığı ismiyle Salih Arıkan) yaşadıkları devletin LGBTİ'lere yönelik ayrımcı politikasını bir kez daha gözler önüne serdi. Esra 11 yıldır tutsak ve 9 yıldır da Samsun E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tecritte tutuluyor ve burada sürekli gardiyanların cinsel saldırısına maruz bırakılıyor.

Kadınlar Esra için dayanışma inisiyatifi kurdu

Esra'nın yaşadıklarını ise 8 aydır onunla mektuplaşan Anarşist Kadınlar anlattı. Yaşadığı olayın ardından İzmir Buca Kırıklar Cezaevi'ne sevk edilen Esra, mektuplarını oradan yollayabildi. Şimdi ise tekrar Samsun E Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevk edilmiş durumda. Esra'nın yaşadığı duruma karşı Anarşist kadınlar, içerisinde İHD, TODAP, LAMBDA'nın bulunduğu "Trans tutsak Esra'yla dayanışma inisiyatifi" kurdu. Bu inisiyatifin amacı ise Esra ile dayanışmak, destek olmak ve onun yaşama umudunu yeniden yeşertmek.

'Esra cezaevinde baskıya tacize maruz kalıyor'

Meydan gazetesi yazarlarından Merve Arkun, trans tutsak Esra ile Meydan gazetesinde yayınlanan bir röportaj aracılığıyla tanıştığını belirterek, "Bizim gazetenin yazarlarından olan ve Kırıklar F Tipinde olan Umut Fırat Süvarioğulları arkadaşımız Esra ile bir röportaj gerçekleştirmişti. Cezaevi koşullarına, kendi cinsel kimliğine ve bu kimlikle cezaevi koşullarında ne tarz problemlerle karşı karşıya kaldığına dair gerçekleşen röportajın ardından Esra ile iletişim kurabilme fırsatı yakaladık. Yaklaşık 8 ay önce oldu bu röportaj ve biz de bu röportajın ardından Anarşist kadınlar olarak Esra ile mektuplaşmaya başladık" dedi. Esra'nın mektuplarından, bir trans olarak hayatta ve cezaevinde nasıl direndiğini, nelerle karşılaştıklarını anlattığını söyleyen Merve, "Esra bir kadın olduğu için tek kişilik hücrede kalmış. Şimdi Samsun'da da aynı şekilde devam ediyor. Esra cezaevinde baskı, şiddet, tacize maruz kalmış. Bizim de tahminimiz büyük ihtimalle tecavüze de maruz kalmış" ifadelerinde bulundu.

'Tacizci gardiyan serbest bırakılınca baskılar arttı'

Esra'nın Samsun E Tipi Cezaevi'nde bir gardiyan tarafından tacize uğradığını söyleyen Merve, "Bu taciz vakasının ardından Esra bize verdiği röportajda yaşadıklarını anlatmıştı. Kendi imkânlarıyla topladığı sperm örneklerini kendi elleriyle teslim etmiş mahkemeye başvurarak, dava açmıştı" dedi. Tacizci gardiyanın bir yıl cezaevinde kalmasının ardından mahkemenin 'bu taciz değildir, bu ilişki gönül rızasıyla yaşanmıştır' diye skandal bir karar verdiğini ve gardiyanın serbest bırakıldığını ifade eden Merve, "Bu bir yıl içerisinde ve sonrasında bu gardiyanın arkadaşları ve aynı cezaevi yönetimi Esra üzerindeki baskıyı daha da arttırarak sürdürmüştü" diye konuştu. İzmir Kırıklar F Tipi'nden Samsun E Tipi Cezaevi'ne sevk edildiğinden beri Esra'nın yeniden cezaevinde yaşadığı sıkıntılardan bahsetmeye başladığını söyleyen Merve, "Önceki mektuplarda biraz daha umut doluydu Esra, hayata biraz da olsa umudu kaldığından bahsediyordu. Ama Samsun E Tipine gönderildiği andan itibaren bazı sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu, bunları mektuplarda çok net olarak anlatamayacağını ama bizim anlayabileceğimizi tahmin ettiğini söylemişti" diye belirtti.

'Son mektubu bir veda mektubuydu'

Esra'nın gönderdiği mektuplarda, bu söylediklerinin yazılı olduğu bölümlerin cezaevi kontrolünden geçerken altının kırmızı kalemle çizilen bölümler olduğunu kaydeden Merve, son gönderilen mektuplarını daha sıkı kontrol ettiğini, mektubun içinden bazı şeylerin alındığını bu nedenle bazı mektupların ulaşmamış olma ihtimali olduğunu söyledi. Merve, "Son olarak geçen günlerde elimize bir mektup ulaştı Esra'dan. Bu mektup bir veda mektubuydu. Artık yaşadığı hayata katlanamadığını, daha fazla dayanamayacağını eğer ondan başka mektup alamazsak hayatına son vermiş olduğunu bilmemizi istediğini söylemişti ve 'hepinize çok teşekkür ediyorum eğer bana bir şey olursa benim yaşadıklarımı her yerde anlatın' diye bitirmişti mektubunu" dedi.

'Esra intihara sürükleniyor'

Son mektubun kendilerine ulaşmasının ardından her gün cezaevini aradıklarını söyleyen Merve, "Herhangi bir intihar girişimi var mı diye bilgi almaya çalışıyoruz. İntihar girişimi olmadığını söylüyorlar ama bu bilginin kesinliğinden de emin olamıyoruz. Cezaevi yönetimlerinin tutsakların intihar girişimlerine ya da hayatlarına son vermeye yönelik girişimlerde nasıl tavır aldığını hepimiz biliyoruz" diyerek endişelerini dile getirdi. "Söz konusu olan tutsak trans bir tutsak ise, aslında cezaevi yönetiminin hiçbir şey yapmayacağını da biliyoruz. Belki normal şartlar altında Esra böyle bir mektup yazdıktan sonra, cezaevi yönetimi Esra'nın koşuğundaki ipleri toplamalı, bıçakları toplamalı. Ama bunları yaptılar mı emin değiliz" diye konuşan Merve, daha önceki taciz olayında Esra'nın intihara sürüklendiğini, yine aynı durumun olmasının ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.

'Birçok mektup daha fazla umut yaşatır'

Anarşist Kadınlar'dan Nergis Şen ise Esra'nın son mektubundan sonra bir şeyler yapmaya karar verdiklerini belirtirken, Esra'ya 1 mektup bu kadar umut oluyorsa birçok mektup daha fazla umut yaşatırdı. Hepimiz ayrı ayrı mektuplar yazdık ve gönderdik. Esra'nın son veda mektubunu aldıktan sonra bir kampanya başlatmayı düşündük" diyerek mektup kampanyasını anlatmaya başladı. Bu kampanya için kurumlarla görüştüklerini anlatan Nergis, "İHD Cezaevi Komisyonu ile bir görüşme sağladık, hem avukat ayarlamak amacıyla hem de bu inisiyatifin çalışmalarını genişletmek için. LGBTİ örgütleri ve kadın kurumlarıyla görüşmelerimiz sürüyor" diye konuştu. Kampanyanın temelinde 'Dayanışma Yaşatır' vurgusunun olduğunun altını çizen Nergis, "Biz dışarıdayız ve o içeride. Aslında bizim dışarıda yaşadıklarımızı o içeride daha çaresiz biçimde yaşıyor. Birçok insanın ona temas etmesiyle dayanışma insanlara umut oluyor. Sanalda birçok noktada çağrı yapıp, birçok kadını ve LGBTİ'leri Esra'ya mektup yazmaya çağırmayı planladık. Her bir mektubun Esra'ya giderek daha fazla umut olacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

'Esra'ya bir not yazarak yalnız olmadığını hissettirelim'

Cezaevlerinde benzer durumlarla karşı karşıya kalan birçok trans tutsak bulunduğuna dikkat çeken Nergis son olarak şunları dile getirdi: "Şu an Esra'nın durumu aciliyetli bir durum olduğu için önümüze böyle bir dayanışma kampanyası koyduk. O yüzden aslında daha bütünlüklü bir mücadeleyle hem cezaevinde yaşanan bütün hak ihlallerine hem de cinsel kimliklerinden dolayı cezaevinde daha fazla hak ihlali yaşayan bütün tutsaklara yönelik bir dayanışma ağı örmek zorundayız. Esra'ya bir not, mektup, belki bir şiir yazıp ona yalnız olmadığını hissettirmeliyiz. Onun hayata tutunma umudunu arttırmalıyız. Esra ile dayanışma ağını güçlendirirken cezaevi yönetiminin baskıları sonlandırması için mücadele edeceğiz."

(sö-dk/ödk/mg)