‘Kadınların yaşamına müdahale şiddeti körükler'
10:02
Derya Ceylan- Eylem Daş/ JINHA
İSTANBUL – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın basına yansıyan "Kız-erkek öğrenci aynı evde kalamaz” sözleri toplumun çeşitli kesimleri tarafından tepkiye neden oldu. Mor Çatı aktivisti ve psikolog Damla Gürkan, AKP’nin amacının direk olarak kadınların özel yaşamlarını, iş yaşamlarını, sosyal ilişkilerini, yani kısacası kadınların kendilerini birey olarak güçlendiren koşulları ortadan kaldırmaya dönük politikalar ürettiğini belirterek, bu tarz söylemlerin ayırımcılığı, saldırganlığı ve şiddeti körükleyen açıklamalar olduğuna dikkat çekti.
AKP’nin toplumu ve özellikle kadını hedef alan söylemleri ve yasaklamaları devam ediyor. Kürtaj yasağından, en az 3 çocuk söylemine, esnek çalışma modelinden, “Hamile kadınların sokağa çıkması terbiyesizliktir” söylemine ve üniversite öğrencilerini evlendirme çabalarına kadar toplumun nasıl yaşayacağına dair özellikle kadını hedef alan yasaklayıcı söylemleri ve politikaları toplumun tüm kesimlerinin tepkisine rağmen sürüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın basına yansıyan "Kız-erkek öğrenci aynı evde kalamaz. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Talimatını verdik, denetimi yapılacak" sözleri toplumun çeşitli kesimleri tarafından tepki topluyor. Mor Çatı aktivisti ve psikolog Damla Gürkan, AKP’ nin amacının direk olarak kadınların özel yaşamlarını, iş yaşamlarını, sosyal ilişkilerini, yani kısacası kadınların kendilerini birey olarak güçlendiren koşulları ortadan kaldırmaya dönük politikalar ürettiğini ve toplumun her kesimi arasına büyük duvarlar ördüğünü dile getirdi.
‘Mahalle baskısı ile kadın yaşamı denetlenmeye çalışılıyor’
Çocuk ve ergenlerle çalıştığını belirten Damla, özellikle ergenlik sürecindeki genç kızların gelişim süreçleri ve cinsel eğitimleri ile ilgili çok önemli bir süreç içerisinde olduklarını ve bu tarz söylemlerden çok fazla etkilendiklerini kaydetti. Genç kızların zaten aile içerisinde baskı altında olduklarına ve aile bireyleri ile iletişim problemleri yaşadığına dikkat çeken Damla, bu tür açıklamalar ile hem genç kızların hem de kadınların iki üç kat daha fazla ciddi psikolojik baskı altında olduklarının altını çizdi. Uygulanan politikalarla kadınların özellikle “mahalle baskısı” dediğimiz talimatlarla yaşamının denetlenmeye çalışıldığını vurgulayan Damla, bu açıklamaların ciddi olarak ayırımcılığı, saldırganlığı ve şiddeti körükleyen açıklamalar olduğunu aktardı.
‘Gözetleyen, denetleyen, muhbir bir toplum inşaa ediliyor’
Aile içinden toplumsal alanlara kadar bu söylemlerin toplumda yansımaları olduğunun altını çizen Damla, “AKP Hükümeti uygulamaları ile ailenin içine kadar giriyor ve herkesinde birbirinin ailesinin içine girmesinin önünü açıyor. Her aile birbirinin kızına, çocuğuna müdahale edebilir gibi bir algı oluşturuluyor. Amaçlanan yeni toplum düzeni ile birlikte birbirini gözetleyen, ihbar eden muhbir bir toplum haline geleceğiz” dedi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir kadın gazeteciye “Siz kızınızın bu evlerde kalmasına izin verir misiniz? izin verirseniz hayırlı olsun” sözlerini hatırlatan Damla, Başbakan’ın bireysel hak ve özgürlüklere müdahale eden sözde “vicdan” a seslenen bir tavırla her zamanki gibi üsten bir tavır sergilediğini belirtti.
‘Kadına, devletten vatandaşa kadar herkes müdahale edecek’
AKP’nin ortaya koyduğu tabloya ilişkin açıklamalarda bulunan Damla, “ Söylenmek istenen, aile içerisindeki kadın devlete yani bize (Hükümete) aittir. Kız evladı olan her aileye de ‘Devletin ve devletin tüm kurumlarının hatta vatandaşların müdahale etmesi haktır’ gibi korkunç saldırgan bir tavır sergilenmektedir” ifadelerini kullandı. Damla, bu tarz söylemlerin cesaretlendirici olduğuna dikkat çekerek toplumun bu söylemler ile hareket etmemesi ve sağduyulu olması gerektiğini dile getirdi.
‘Toplumda kutuplaşmanın önü açılıyor’
Hükümetin kızlı erkekli aynı ortamların olması bizim muhafazakar yapımıza ters söylemine ilişkin de konuşan Damla, “ Hükümet en başından beri muhafazakar neo-liberal politikalar ile kendisini gösterdi. Muhafazakar söylemi ve dili keskinleştirerek daha ön plana çıkarıyorlar ve uygulanmak istenen neo-liberal politikaları daha da derinden yürüterek sistemi bu şekilde kuruyorlar” şeklinde konuştu. Toplumun bu şekilde kutuplaştırıldığına da dikkat çeken Damla, “ Bizden olan, bizim gibi düşünen buyursun bizimle hareket etsin” denilerek toplumda çok ciddi bir ayrışmanın yaratılmak istendiğinin altını çizdi.
‘Gençlerin birbirinden uzak ve izole bir yaşam sürmeleri hedefleniliyor’
Büyümekte olan genç kesimlerin bu politikalardan etkilendiğini söyleyen Damla, ergen kız ve erkekler ile okullarda, seminerlerde bir araya geldiğini ve gençlerin bu politikalardan etkilenerek kendisine çok ciddi sorular yönelttiğini kaydetti. Gençlerde çok ciddi kafa karışıklığı yaratıldığının altını çizen Damla, “Uygulanan politikaların ne kadar korkunç yerlere vardığını bu şekilde gözlemlemek mümkün” dedi. Damla, gençlerin her ne kadar gelişme açık olsalar da üzerlerinde psikolojik baskı ve korku yaratıldığına dikkat çekerek, “Okulda, evde, ailede birbirlerinden izole ve yalnız bir hayat sürmeleri amaçlanıyor” sözlerini ifade etti.
‘Hükümet duvar örmekte usta’
AKP’nin toplumun tüm kesimleri arasına duvarlar ördüğüne işaret eden Damla, hükümetin duvar örme konusunda çok usta olduğunu kaydetti. Nusaybin ile Qamişlo arasında yükselen utanç duvarına ilişkin de konuşan Damla, “Nusaybin’de duvara karşı duran bir kadın var, bedeniyle ruhuyla direnen bir kadın. Bu açıdan düşünecek olursak aslında her yerde büyük büyük duvarlar olsun, toplumlar toplumlarla, kadınlar kadınlarla, üreten insanlar üreten diğer insanlarla bir araya gelemesin düşüncesi ile duvarlar örerek ve insanları da bu tarz düşünmeye de iterek toplumu parçalamak amaçlanıyor” dedi.
(ed-dc/mg)

