Psikoterapist Şirin Dray DAİŞ'in neden önce kadınlara saldırdığını anlattı
11:17
JINHA
SİLÊMANÎ - Süleymaniye Üniversitesi Öğretim Görevlisi psikoterapist Şirin Dray, DAİŞ'in Êzîdî kadınlar şahsında tüm kadınları ve toplumu psikolojik olarak teslim almak istediğini söyleyerek, DAİŞ'in geliştirdiği vahşetle mücadele etmenin sadece kadınların değil, tüm toplumun sorumluğu olduğunu belirtti.
Süleymaniye Üniversitesi Öğretim Görevlisi psikoterapist Şirin Dray, DAİŞ'in neden önce kadınlara saldırdığını ve bu saldırılarla neyi amaçladığını ANF'ye anlattı. Savaşın doğası gereği yaşandığı yerde toplumun tüm kesimlerini vurduğunu dile getiren Şirin, "Duygusal olarak vurur, düşünsel olarak vurur, fiziki olarak vurur. Dolayısıyla aslında toplu bir yıkım demektir. DAİŞ bunu hesaplayarak o yöntemleri seçiyor. Dikkat edin, seçilen yöntemler öldürülen kişilerde etki bırakmak için yapılmıyor. Çünkü o kişi zaten öldürülüyor. Ama asıl ondan sonra kalanlarda korku psikolojisi yaratmak, psikolojik olarak yenilgiye uğratmak için bu vahşi yöntemler devreye konulur. Şimdi DAİŞ çetelerinin ekranlarda insanlık dışı yöntemlerle insanları öldürmesi, bunu bir propaganda malzemesine dönüştürmesi bu amaçladır. Bir korku imparatorluğu yaratarak tüm toplumu sindirmek, teslim almak istiyorlar" dedi.
'Kadın şahsında toplum teslim alınmak isteniyor'
DAİŞ eliyle gelişen saldırılarla kadınlarda uzun bir tarihe yayılacak korku, kendine güvensizlik ve pes etme psikolojisinin hedeflendiğini dile getiren Şirin, "Güçten düşmüş, kendisine güveni kalmamış, özgürlük mücadelesinden vazgeçmiş bir kadın, dolayısıyla teslim alınmış bir toplumu tanımlar. Bunun için kadına dönük çok ciddi saldırılar gelişti. Ancak kadının buna karşı duruşu bugün artık daha farklıdır. Hakkını arayan, bu zulme karşı direnen bir pozisyona geçti. Eskiden babasından, erkek kardeşinden, eşinden bir savunma beklerdi, ama bugün kendisi kendi savunmasını yapıyor. Kadınlar bu mücadelelerini daha fazla geliştirmelidirler ki, bu saldırılar kesin amacına ulaşmasın. Sorun sadece Kürt kadınları, Êzidî kadınları da değil. Aslında hedeflenen tüm kadınlardır. Dolayısıyla buna karşı da tüm kadınlar birlik halinde dik durmasını, mücadele içinde olmasını bilmelidirler" ifadelerinde bulundu.
'Saldırılara karşı mücadele sadece kadının görevi değildir'
Kadına yönelik gelişen saldırıların tüm topluma yönelik olduğunu sözlerine ekleyen Şirin sözlerine şöyle devam etti: "Dolayısıyla buna karşı mücadele de sadece kadınların görevi değildir. Kadınlar tabi ki, daha fazla örgütlenerek, güçlerini birleştirerek mücadelelerini geliştirmelidirler. Ancak bu mücadele kadını ve erkeğiyle tüm toplumun sorumluluğundadır. Bu tür saldırıları bire bir yaşamış kişilerin yaşadığı psikolojik depresyonları atlatabilmesi için psikolojik tedavi yöntemleri geliştirilmelidir. Zira bu tür depresyonlar kişilerin ruhsal yapılarında derin yaralar açar. Bunlar da kuşkusuz kısa sürede ve kolayca aşılacak durumlar değildir. Ancak grup içinde kendisine sahiplenme, destek olma durumu gelişince bireyin psikolojik sorunlarını aşması daha kolay olur. Dolayısıyla biz toplum olarak bu tür vakalar karşısında kesinlikle bireyi baskılayan değil, yaşadığı travmayı aşabileceği bir yaklaşım içinde olmalıyız. Sonuçta bilmeliyiz ki, bireye uygulanmış bu tür saldırılar aslında hepimize yapılmıştır. Bunu aşmak da, eğer toplumu grup olarak niteleyecek olursak, tüm toplum grubunun sorumluluğundadır."
'Ekin'e işkence edenler DAİŞ ile aynı zihniyeti taşıyor'
Muş'un Varto ilçesinde YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığını hatırlatan Şirin, "Aslında bu aynı zihniyetin, aynı psikolojiye sahip insanların yaklaşımıdır. Êzidî kadınlarına işkence eden zihniyet ne ise, gerilla Ekin'e işkence eden zihniyet de aynıdır. Zulmün, vahşetin farklı tanımı olmaz. Kimden gelirse gelsin bu tür durumların ortak paydasında aynı zihniyet, aynı psikolojik durum vardır. Bir insanı öldürüp ondan sonra bir de işkence ediyorsanız, bunun korku psikolojisinden öte bir şeyle açıklanması mümkün değildir. Çünkü bunu yapanlar, ölü bir insanın kendisine zarar veremeyeceğini, zulmüne karşı bir direniş içinde olamayacağını bilir. Ama işte bununla bir topluma gözdağı veriliyor, psikolojik bir yılgınlık yaratılıyor. Benzer sonla karşılaşacağı mesajı verilerek susturulmak isteniyor. Hele bu bizim gibi kadına namus gözüyle bakan bir toplumda etkisinin daha büyük olacağı hesaplandığında aslında her şeyin çok ciddi bir hesap içinde yapıldığını söylemek daha kolay oluyor. Çünkü gücü elinde bulunduran karşısına dikilen bu güçten korkuyor. Gücünü, iktidarını kaybetmekten korkuyor. Bunun olmaması için de bu tür psikolojik yılgınlık yaratacak uygulamalar geliştiriyor" diye konuştu.
Şirin, bu tür saldırıları geliştirenlerin kesinlikle psikolojik sorun yaşayan kesimler olduğunun altını çizerek, mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirterek, "Çünkü bilimsel olarak değerlendirildiğinde normal bir insanın yapabileceği şeyler kesinlikle değildir" dedi.
(mg)

