Rojava’dan bir göç hikâyesi

10:14

 


Sarya Gözüoğlu –Mizgin Tabu / JINHA


RIHA (URFA) – El Nusra’nın Sêrêkanîyê’yi kan gölüne çevirdiğini söyleyen Viranşehir’e göç eden aileler, geride bıraktıkları acı dolu günleri ve ailelerini anlattı. Göç ettiklerinden dolayı vicdanen rahatsız olduklarını dile getiren aileler, “Yakınlarımız Rojava’da ölüyor. Fakat biz onların yanına gidemiyoruz. Aramıza örülen incecik tel örgü, buna mani oluyor” dedi.


2011 yılından bu yana süregelen Suriye iç savaşı, savaşla beraber yıllardan bu yana kendi otonomisi için mücadele eden Rojava Kürt halkının demokratik özerlik mücadelesi adına katliamlara karşı verdiği direnişe sahne oldu. Ermeni, Süryani ve Arplarla bir arada demokratik bir yaşam sürdürmek isteyen Kürtler, El Nusra çetelerinin korkunç katliamlarına maruz kaldı. Sêrêkanîyê’den tüm Rojava’ya yayılan katliamlar yüzünden Urfa’nın Viranşehir ilçesine göç etmek zorunda kalan aileler El Nusra’nın katliamlarını ve yağmaladıkları yaşamları anlattı.


‘Ailelerimizi geride bıraktık’


Annesini Babasını ve daha birçok yakınını Rojava’da bırakıp Viranşehir’e gelen Gülistan yaklaşık bir yıldır ailesinden uzak yaşadığını dile getirerek, “İlk geldiğimde hemen gideceğim diye düşünmüştüm. Ama öyle olmadı. Neredeyse bir yılım dolmak üzere fakat ülkemde hala savaş var. Şimdi de El Nusra var. Kadınlara tecavüz ederek Rojava devrimini yok etmeye çalışıyor. El Nusra sadece Kürtlere karşı durmak ve bizleri yok etmek için Suriye’ye geldi. Ailenin yarısı burada yarısı Rojava’da. Hayatımız bir sınır arasında gidip geliyor” dedi. Rojava’da gelmeden önce Türkiye topraklarında yaşayan Kürtlerin yanına gideceği için içinin rahat olduğunu söyleyen Gülistan, “Fakat öyle olmadı. Buraya geldiğimde her şeyin çok farklı olduğunu gördüm. Ben Kürtçe konuşuyorum fakat çok aza kişi beni anlıyor. Buradaki Kürtler asimile olmuş. Sanki farklı bir ülkedeyim gibi hissediyorum. Fakat aramızdaki sınırlar sadece yapay sınırlar. Biz kardeşiz. Bunu herkes unutmuş gibi” şeklinde konuştu.


‘İçimde bir yaradır söyleyemediklerim’


“Biran önce yaşadığımız yere dönmek istiyoruz” diyen Gülistan, çocuklarının artık okuyamadığını Rojava’yla Türkiye’nin eğitim sisteminin çok farklı olduğunu belirterek, “Bu savaşla beraber hayatımız çok değişti. Çocukları olan aileler şaşkına döndü. Bir yandan kendi topraklarımızda kalmayı isterken diğer yandan katliamların ardından çocuklarımızı koruma görevi ortaya çıkıyor. Sırf çocuklar için oradan oraya sürüklenip duruyoruz. Çocuklarıma bir şey olursa kendimi af edemem. Burada çocukların da psikolojisi bozuldu. Orada savaşa rağmen savaşın içinde olduğumuzu onlara hissettirmiyorduk. Buraya gelince iki dilin arasında sıkışıp kalan çocuklarıma baktığımda içim acıyor. Savaşın acısı çok büyük. Babamın öldüğünü duydum fakat yanına gidemedim. Aramızda incecik tel örgüden bir sınır vardı. O sınır babamı görmeme engel oldu. İçimde söyleyecek çok şey var ama söyleyemiyorum. İçimde bir yaradır söyleyemediklerim” dedi. El Nusra çetelerinin evleri yağmaladığına dikkat çeken Gülistan, kendi evinin de çeteler tarafından talan edildiğini ve bu yüzden gidecek bir evinin de olmadığının altını çizerek, “Tüm bunlara rağmen yine de önemli olan yaşamdır diyoruz. Evi insan geri alabilir ama ölümler geri gelmiyor” ifadesinde bulundu.


‘Dünyamız ve hayallerimiz doğup büyüdüğümüz ülkemizdedir’


Yaşamda dair tüm hayallerini göç ederken Rojava’da bıraktıklarını söyleyen aile bireylerinden Ali ise, şiddetli çatışmalarla beraber çocukları üzerindeki sorumluluğundan dolayı göç etmek zorunda kaldığını belirterek, “Serekani kenti çok zorluydu. Çetelerin gelmesiyle ayrılmak zorunda kaldık. Çeteler evimizi yağmadı. Bir yandan çeteler evleri yağmalarken bir yandan Esad rejimi her yeri bombalıyordu. ” ifadelerinde bulundu. YPG savaşçıları sayesinde El Nusra’nın başarılı olmadığına dikkat çeken Ali, “YPG gençleri ciddi bir başarıya sahip. Serekaniye’deki savaş çok ciddiydi ancak YPG’liler de mücadelesinde ciddi. Ve bu sayede El Nusra yenilgiye uğradı. O mücadeleden sonra buraya gelmiş olsak bile yine de geri dönmek istiyoruz. Burada Kürtlerle birlikte yaşıyor olsak bile doğup büyüdüğümüz yerleri çok özlüyoruz. Her zaman gözümüz kulağımız orada ne oluyor ne bitiyor diye çok merak ediyoruz. Umarım en yakın zamanda döneriz” ifadelerinde bulundu.


‘Kürtlerin Türkçe konuşması zorumuza gidiyor’


Göç ettikleri için vicdanen rahat olmadıklarını ve bir an önce geri dönmek istediklerini söyleyen Ali, “Kadın ve çocuklardan dolayı geldik ama geride kalan birçok kadın ve çocuklar var. Herkes gelseydi orada savaşacak kim kalacaktı? Bu yüzden vicdanımız rahat değil. Zaten buraya gelince de çok rahat gelmedik. Sınırların arasında kaçak yollarla geldik” dedi. El Nusra için Serêkanîyê’nin stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getiren Ali, “Biz buraya geldiğimizde birkaç gün kalıp ülkemizi özgürleştirip tekrar döneceğimizi sandık. Birkaç gün sonra ülkeye rejim getirildi. Savaş uçakları şehri vurdu ondan sonra savaş başladı. Bu yüzden geri dönemedik. Rojava’daki ile buradaki hayatımız arasında çok fark var. Bir biriyle karşılaştıramazsınız bile. Burada en büyük sorun herkesin Türkçe konuşmasıdır. Bu anlamda çok zorlanıyoruz. Biz zaten geri döneceğiz ama yine de Kürtlerin sadece Türkçe konuşması zorumuza gidiyor” dedi.


(mt-sg/zd)