Kimseye ihtiyaç duymadan yaşamak - İZLENİM
11:29
Asya Tekin/ JINHA
COLEMERG - Her gün saldırı, çatışma, patlama haberleriyle gündeme gelen Yüksekova'dayız. Kadın, erkek, genç, yaşlı normal hayatına devam ediyor. "Burada değişen tek şey artık kimseye ihtiyaç duymadan yaşamak" diyor bir kadın. Bir gerilla anne türküsüyle anlatıyor: "Kürdistan dağlarına gidip oğlumu göreceğim. Ona oğlum Gever'de savaş var ve bu savaş çok ağır, topraklarımız işgal altında diyeceğim. Topraklarımızda savaş var ayaklanın gerilla anneleri ayaklanın."
Bölgenin birçok kentinde "öz yönetimlerini" ilan eden halk meclisleri kentlerde öz savunma birliklerini oluşturuyor. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Gever'deyiz. Gever'in Kışla, Orman, Mezarlık, Dize, Cumhuriyet, Yeşildere mahallelerinde halk meclisleri 'öz yönetim' ilan ederek yaşamlarını buna göre şekillendirmeye başladı. Biz de bu yaşamı yerinde görmek için Gever'deyiz. Gever'in iç mahallerine girince gözüme ilk çarpan tuhafiye işleten genç bir kadın oluyor. Müşterilerini bekleyen esnaf kadın yaşamlarının normal akışıyla devam ettiğini ifade ederek, "Geverde değişen tek şey artık hiç kimseye ihtiyaç duyamadan kendimizi yönetiyor olmamız" diyor.
Mahalleyi tanımak istediğimi söyleyince iki genç bana eşlik ediyor mahalleyi geziyoruz. Gençlere "öz savunma güçlerinde" kadınların olup olmadığını soruyorum. Gençler "Abla olmaz olur mı! Aşağı tarafı kadınlar savunuyor. Hele bir heval Baran'ı gör onunla konuşursun" diyorlar. Mahalleli kadınlar evlerinin önünü süpürüyor, günlük işlerini yapıyor, gençler için yemek hazırlıyor, gençleri sürekli ziyaret ederek sarılıp her an kopacaklarmış gibi özlem gideriyor. Gençlere ne ihtiyaçları olduğunu soruyorlar.
'Onlar bizim kızlarımız, oğullarımız'
"Bu gençleri tanıyor musunuz" diye sorduğumda şaşkın bakarak "Bunlar bizim kızlarımız ve oğullarımız hiç tanımasak ne işimiz olur yanlarında" diye yanıt veriyorlar. Mahallenin tüm gençlerinin kendilerini savunduklarını söyleyen kadınlar, "Biz de gençlerimizin yanında durarak onların ölmesini engelliyoruz" diyor. Kadınlardan biri "Benim bir kızım bir oğlum öz savunma güçlerinde şuan. Burada bulunan tüm gençler benim oğlum ve kızım" dedi.
'Burada sadece mahallenin gençleri var'
Öz savunma güçlerinde olan gençlere amaçlarını soruyorum gençler, "Kent meclisimiz öz yönetim kararını aldı biz de mahallede yaşayan gençler olarak mahallenin öz savunma görevini üstlendik. Meclislerimiz öz savunma başta olmak üzere sağlık, ekonomi, ekoloji boyutları üzerinde de çalışmalarımızı yürütüyoruz. Biz öz savunma birliğimizi kurarak kimseye saldırmadan mahallemize karşı gelişebilecek herhangi bir saldırıya karşı savunma yapacağız" şeklinde yanıt verdi. Aralarında sadece mahalleden gençlerin olduğunu, mahallede yaşayanlar olduğunu söyleyen gençler, "Biz kendimizi ve mahallemizi savunuyoruz işgalci güçlerin bizi yönetmesine izin vermeyeceğiz" diyor.
'Öz savunma gücüne 15 kadın katıldı'
Sokaklarda yaşam normal iken kadınları merak ediyoruz öz savunmada kadınlara nasıl bir misyon biçildiğini kadınlardan öğreniyoruz. İki gün içerisinde 15 kadın öz savunma güçlerine katılmış mahallede aktif olarak savunma pozisyonunda bekliyor. Bir bölgeyi kadınların savunacağını öğreniyoruz. Sadece gençler değil tüm halkın mi öz savunmada yer aldığı söyleniyor. "Tüm halkımız yaşamını savaşa göre şekillendirmeye başladı bundan dolayı da tüm halk öz savunmada yer alıyor" deniyor.
Öz savunmada yer alan gençler için yemek hazırlayan kadınlar, "Kızım gel biz burada nöbet tutan gençlere yemek hazırlıyoruz. Onlar gece gündüz demeden nöbet tutuyor biz de ihtiyaçlarını karşılıyoruz ve bu şekilde destek veriyoruz" diyor. Gever halkı aslında savaş ve saldırı bekleseler de yaşamlarını rutin şekilde devam ettirmeye çalışıyorlar.
'Heval Baran'ı görmek istiyorum
"Heval Baran" dedikleri kadını görmek istiyorum, "mevzide nöbet tutuyor" diyorlar yanına gidiyoruz, merhabalaşıyoruz. Kim olduğumuzu soruyor kadın haberleri yaptığımızı söyleyince, bizi tebrik ediyor "çok güzel bir çalışma yapıyorsunuz kadınların sesini demek dünyaya duyuracaksınız. Hele bizim sesimizi de duyurun" diyor. Ben de yazacağımı ancak dünyadaki tüm kadınların duyup duymayacağını bilmediğimi söylüyorum.
Burada olma sebebini sorduğumda şunları anlatıyor: "Erdoğan Kürtlere savaş ilan etti. Kürtler de artık savaş koşullarına göre yaşamlarını şekillendirecek. Savaş koşullarına göre şehirler yeniden inşa olacak. Hangi güç temel hakkımız olan kendimizi yönetme hakkımıza saldırırsa biz o güç karşısında savaşımızı en amansız şekilde vereceğiz. Özelikle kadınlar olarak bunun takipçisi olacağız. Ekin Van'a yönelik saldırıya benzer saldırıların olmasına asla izin vermeyeceğiz. Kürt kadınlarını onursuzlaştırmak isteyen erkek egemen bir zihniyete karşı biz kadınlar hem barışı savunuyor hem de bu zihniyete savaş açıyoruz. Halkımıza dayatılan onursuzluğu asla kabul etmeyeceğimiz."
Daha sonra bizi defalarca gaz bombası atılan bir eve götürdü. Biber gazına önlem olarak pencerelere tel ve sac takılmış.
Anne türküsüyle anlatıyor
Mahalleli kadınlarla konuşmaya devam ediyoruz özelikle anneler polis ve askerin saldırılarından rahatsız, "burası bizim toprağımız bizi yeni bir göçe zorluyorlar ama biz asla buradan gitmeyeceğiz burada doğduk burada öleceğiz" diyor. Bir gerilla annesi son sözü stranla söylüyor: "Kürdistan dağlarına gidip oğlumu göreceğim. Ona oğlum Gever'de savaş var ve bu savaş çok ağır, topraklarımız işgal altında. Annem yavrum, kuzum 7 kardeşin biriciği, evim yıkılsın annem. Topraklarımızda savaş var ayaklanın gerilla anneleri ayaklanın. Erdoğan evin yıkılsın" diyor
(gc)

