‘Fırat’ın batısındaki kadınlar, Kürt kadınlarını anladı’
19:09
JINHA
AMED – Diyarbakır'da bulunan kadın kurumları tarafından organize edilen, "Rojava'dan Gezi'ye kadınlar devrim ve isyanda" konulu panelde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, 2013 yılında yaşanan 3 tarihi olaya dikkat çekerek, birincisi PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Barış ve Çözüm Manifestosu, ikincisi Gezi direnişi ve üçüncüsü de HDP’nin kurulmasıdır” dedi. Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan Avukat Sezin Uçar da, Gezi olaylarında, gözyaşı dökmeyen Türk kadınların da gözyaşı ile tanıştığını belirterek, “Fırat’ın batısındaki kadınlar, Kürt kadınlarını anladı” sözlerini ifade etti.
“Gezi’den Rojava’ya Kadın Direnişi ve Devrimi” konulu panelde konuşan Ezilenlerin Hukuk Bürosu’ndan Avukat Sezin Uçar, Gezi olaylarında her şeyin yazıldığını fakat, kadınların rolünün gündemde hiç yer edinmediğini ifade etti. Çağdaş Hukukçular Derneği ve İstanbul Barosu’ndan gönüllü avukatlar olarak Gezi olaylarında bir kriz masası oluşturduklarına konuşmasında yer veren Sezin, sistemli devlet politikası ile mücadele için politikalar belirlemenin gereklilik olduğunun açığa çıktığını dile getirdi. Gezi’yi bir Türkiye hareketi olduğunu ve kadınların rolünün de büyük olduğuna dikkat çeken Sezin, “Kadının dışarı çıkamamasının en önemli nedeni kadın cinayetleriydi. Çünkü kadın cinayetlerinin cezasız kaldığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Kadın bedeni üzerinden cinsiyetçi yasalar ortaya çıktı. Buna karşı Gezi’de olduğu gibi kadın dayanışması ve empati de açığa çıktı” şeklinde konuştu.
‘Boş tencere-tava eylemi ideolojiktir’
Gezi olaylarında, gözyaşı dökmeyen Türk kadınların da gözyaşı ile tanıştığını söyleyen Sezin, Gezi’de kadınların, ilk defa polis küfürleri, tacizleri ile tanıştığına ve bunun Türkiyeli kadınlar için bir yüzleşme olduğuna dikkat çekti. Kadınların boş tencere ve tavalar ile Gezi’deki müdahaleyi protesto ettiklerini de hatırlatan Sezin, ideolojik olarak değerlendirdiği bu eylemin daha sonra “Komşuyu ihbar et, para al” politikası ile para cezalarına dönüştüğüne işaret etti. Sezin, anne-çocuk birlikte Gezi’ye gelenlere de dikkat çekti. “Anneler, çocuklarının eylemine sahip çıktı” diyen Sezin, Gezi’den sonra Cumartesi Annelerinin anlaşıldığını ifade etti. Sezin, “Fırat’ın batısındaki kadınlar, Kürt kadınlarını anladı” ifadelerine yer verdi.
‘Tecavüzlere ses etmeyen kişi, bu kadar pervasızlaşıyor’
Son günlerde gündemde yerini alan kızlı-erkekli aynı evde-yurtta kalma yasağına ilişkin de konuşan Sezin, “Çocuk istismarlarına dair tek bir söz bile söylememiş bir kişi, kadın ve erkeklerin aynı evde kalmaları konusunda bu kadar pervasızlaşıyor” vurgusunu yaptı. Son olarak Sezin, kadınsız bir devrimin mümkün olmadığının altını çizerek, kadınların daha çok ortaklaşması gerektiğini belirtti.
‘Kadınlar, Gezi’yi militanca sahiplendi’
Sezin’in ardından konuşan Elif Kaya’nın kardeşi Gülsev Kaya ise, Elif’in gözaltına alındığı ve cezaevine götürüldüğü süreci paylaştı. Gezi olayları sırasında ve sonrasında yaşanan taciz ve tecavüzlerin Antakya’da “Gerçekten mi? Kim yaptı?” gibi sorularla karşılandığını ifade eden Gülsev, Kürt kadınlarının bunu yıllardır yaşadığını ve aynı tepkiyi göstermediğine dikkat çekti. Taksim ve Gezi direnişine genç ve kadınların renk verdiğini dile getiren Gülsev, kadınların Gezi’yi militanca sahiplendiğine işaret etti.
Devlet, kadına karşı cinsel şiddeti kullanıyor’
Devletin kadın karşısında en çok cinsel şiddet ve kadının kabul etmediği “namus” algısını kullandığına dikkat çeken Gülsev, kadın ve çocuklara taciz ve tecavüz davalarında yargılanan 409 polis, asker, korucu ve gardiyanın hiçbir ceza almadığını kaydetti. Cinsel şiddet, taciz, tecavüze maruz kalan kadının Gezi’de önlerde olmasının nedeni olarak da kadının bilinçte yaşadığı sıçrama olarak gören Gülsev, Rojava devriminde kadınların yaşadığı sorunlara ve maruz kaldığı politikalara da dikkat çekti. “Sınırın bir tarafında camilerden ‘Kürtlerin kadınları helaldir’ anonsu yapılırken, diğer tarafında kadınlar fuhuşa zorlanmakta, sınır kamplarında kadınlar satılmakta” ifadelerini kullanan Gülsev, yaşanan sorunlarda Türkiye’nin de payı olduğuna vurgu yaptı. Türkiye’nin sınır duvarlarını örerek, halkları birbirinden habersiz bırakmak, acılarını artırmak istediğine dikkat çeken Gülsev, “Ayşe Gökkan da bir kadın olarak utanç duvarına karşı durdu, fakat gündeme gelmedi. Hatay’da fiili olarak sınırlar kaldırılmış. Her şey talan ediliyor. Kadınlar da talan ediliyor. Bütün baskılara rağmen kadınlar mücadelesini yükseltmeli” şeklinde konuştu
‘Herkes isyanını aldı, Gezi’ye geldi’
Son olarak konuşan panelist HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ise, başta Rojava ve Gezi olmak üzere, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren herkesi anarak konuşmasına başladı. Gezi olaylarının bir halk hareketi olmasından dolayı “ilk” niteliği taşıdığını ifade eden Sebahat, “Gezi olayları sadece Türkiye meselesi değil. Ortadoğu’da Tunus, Mısır, Libya, Rojava gibi halklar otoriter, baskıcı rejimlere ‘Êdî Bes e’ diyor. Herkes, her kesim, isyanını alarak Gezi’ye geldi” sözlerine yer verdi. Sebahat, Gezi ile birlikte Türkiye ve Bölge arasında duvarların yıkıldığını ifade etti. Kadınlar ile birlikte sokağın da renginin değiştiğini dile getiren Sebahat, küfürlerin olduğu sokakların, kadınlar ellerine boyayı aldıktan sonra değiştiğine işaret etti. Gezi ile beraber Türkiye’de siyasetin yönünün değiştiğine değinen Sebahat, AKP Hükümetinin eylemcileri “masum” ve “marjinal” olarak ayırmaya çalıştığını da hatırlattı.
2013 yılının 3 tarihi olayı
Ayrıca Sebahat, 2013 yılında 3 tarihi olayın olduğunu belirterek, birincisi PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Newroz Bayramı’nda okunan Barış ve Çözüm Manifestosu, ikincisi Gezi Direnişi ve üçüncüsü de Halkların Demokratik Partisi HDP’nin kurulmasıdır” dedi. Rojava’da gerçekleştirilen devrimin bir kadın devrimi olmasının nedenlerine ilişkin de konuşan Sebahat, Rojava’da kadınların bütün örgütsel mekanizmalarda yer aldığı ve şekil verdiği için devrimin “kadın devrimi” olarak adlandırıldığına dikkat çekti. Birçok devrime kadınların dahil olduğunu fakat sonrasında evlerine döndüklerini hatırlatan Sebahat, “Rojavalı kadınlar, halk, direnerek bu devrimi bütün halklara hediye etti” dedi. Sebahat, “Gezi’den Rojava’ya kadınlar vardır. Kadınlar direnmedikçe, erkek egemen sistem saldırılarına devam eder” ifadelerine yer verdi.
‘Sokağa çıkan gençler, eve kapatılmak isteniyor’
Hükümetin Gezi ile sokağa çıkan gençleri aile ve toplum baskısı yaratarak eve kapatmaya çalıştığına dikkat çeken Sebahat, böylesi tutumlarla devletin “namus” cinayetlerini tetiklediğine ve teşvik ettiğine işaret etti. Daha önce de Kürt öğrencilerin kaldıkları evlere baskınlar yaparak toplum baskısı yaratıldığını dile getiren Sebahat, gündemde olan öğrenci evleri konusunun da aynı niyete dayandığını söyledi. “Son olarak yeni bir istihdam paketi çıkarıldı” diyen Sebahat, “Bu paket ile de kadınlar piyasaya ucuz emek olarak sunulmak isteniyor. Esnek çalışma saatleri ile kadınlar, eve kapatılmak isteniyor. Her gün yeniden kadınlara saldırılıyor. Bunlar karşısında Gezi’den Rojava’ya direnişimiz devam edecek. Türkiye’de barış ve kadın özgürlüğü temel gündem haline getirilmeli. Özerk Kürdistan ve Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek olan kadınlardır. duvarlar yeniden örülmeden halkların kucaklaşmasını sağlayacağız. Özgür olmak için çoğunluk olmak zorunda değiliz” sözlerini ifade etti.
Konuşmaların ardından panelistlere yöneltilen sorular ve verilen cevapların ardından panel sona erdi.
(ekip/mg)

