Aile, emek ve sömürü kıskacındaki kadınlar…

19:17

 


JINHA


İSTANBUL- Heınrıch Böll Stıftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin Cezayir Restoran’ da düzenlemiş olduğu “Başka Bir Aile Mümkün mü?” konferansında aile kadın ve emek ilişkileri tartışıldı.  Ailenin eski toplumsal kurumlarından biri olarak kadını denetim altında tutmanın ataerkil iktidarı beslemenin ve toplumsal emek gücünün yeniden üretiminin başlıca aygıtı olduğunu dile getiren Heınrıch Böll Stıftung Derneği, ailenin kutsanmasına yüceltilmesine ve kadınlar için sıcak bir yuva olduğu masalına rağmen feminist politikaların eleştirisine maruz kaldığını kaydetti.


Heınrıch Böll Stıftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin Cezayir Restoran’ da düzenlemiş olduğu “Başka Bir Aile Mümkün mü? konferansında iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması ve esnek kadın emeği üzerine konuşma yapan Pamukkale Üniversitesi’den Çağla Ünlütürk Ulutaş,  “İş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasının Kıta Avrupası’nda 1990’lardan bu yana devletin yasal rolü olarak görüldüğünü ifade ederek Amerika’da bu durumun yıllarca özel alana ait bir sorun olarak görüldüğünü kaydetti. Türkiye’de ise yakın geleceğe kadar bu durumun bir sorun olarak tartışılmasının dahi söz konusu olmadığının altını çizen Çağla, düşük kadın istihdamının pek çok ülkede hükümetlerin temel politikaları olduğunu belirtti. Avrupa’da kadınların ücretli iş gücüne katılımı hızla artarken erkeklerin ev içi ücretsiz işlerde aynı biçimde varlık göstermediğine işaret eden Çağla, ortaya çıkan bakım açığını kapatmanın yolu olarak esnek çalışma modellerinin devreye sokulduğunu ileri sürdü.


‘Türkiye’deki politikaları ve kadını tartışmak istedik’


Çocuk bakım hizmetleri, doğum sonrası izinleri ve çalışma saatlerine ilişkin düzenlemelerin karakterine göre söz konusu politikaların uygulandığını dile getiren Çağla, bu politikaların sonucunda kadınların düzenli ücret geliri edinmesine ya da kadınların ev içi ücretsiz emek kullanım sürelerinin artmasına yol açmakta olduğunu sözlerine ekledi. Heınrıch Böll Stıftung Derneği’nde proje koordinatörlüğü yapan Semahat Sevim, “Heınrıch Böll Stıftung Derneği olarak önümüzdeki 3 yıl boyunca kadın konusunda neler yapabiliriz diyerek, kadın kurumları ve LGBT bireyleri ile bir araya gelmek istedik” dedi. Türkiye’deki politikaları ve kadını tartışmak istediklerinin altını çizen Semahat, bu sebeple iki gün sürecek olan bir konferans gerçekleştireceklerini belirtti.


‘Var olan aileyi korumak için değil, eleştirmek için buradayız’


 “Önümüzdeki 3 yıl boyunca kadın konusunda neler yapabiliriz amacıyla kadın kurumlarıyla bir araya geldik ve buradan kendimize program çıkarmak istiyoruz” şeklinde konuşan Semahat, aile kurumunun mevcut hükümet tarafından nasıl ele alındığını ve toplumsal cinsiyet politikalarını aile üzerinden yürüttüğünü bildiklerine dikkat çekerek “Bu sebeple aileyi eleştiren ve son günlerde basında da gündeme gelen var olanı korumak ve aile anlayışını pekiştirmek yerine eleştirmek ve yeni bakış açıları getirmek için böyle bir konferans gerçekleştirdik” diye konuşmasını sürdürdü.


İyi eş ol, iyi anne ol ama ‘kadın’ olma


AKP’nin kadını tamamen eve kapatmak istediğine işaret eden Semahat, “Kadına, işine git ama evini de ihmal etme” anlayışıyla politikalar yürüttüğünün altını çizdi. Hükümetin “İyi anne ol, iyi eş ol” diyerek belediyelerde kurslar da açına dikkat çeken Semahat, Kadın Bakanlığı’nın Aile Bakanlığı olarak değişmesinin de aslında bu politikaların somut örneği olduğunu ifade etti. “ Mevcut durumla nasıl mücadele edeceğiz başka bir sorun, var olan kazanılmış haklarımızı nasıl koruyacağımız çok başka bir sorun” diyen Semahat, “Bu politikalarla mücadele etmek için kadın kurumları ve LGBT örgütleri ile ortaklaşma içine girmek istedik” diyerek sözlerinin sonlandırdı.


(ed-dc/mg)


Fotoğraf- Kamera: Derya Ceylan- Eylem Daş