Botanlı kadınlar: Bedeli ne olursa olsun toprağımızı savunacağız

09:08

JINHA

ŞIRNEX - Silopili kadınlar, bulundukları mahallelerde devlet güçlerinin saldırı ve katliamlarına karşı nöbet tutarak, güvenliği sağlıyorlar. Tüm bakılara rağmen mahallelerini terk etmeyeceklerini belirten kadınlar, "Bedeli ne olursa olsun toprağımızı savunacağız" diyor.

Şırnak'ın Silopi ilçesinde 3 sivilin katledilmesi, onlarcasının yaralanması ve birçok evin yakılması ardından halk, devlet kurumlarını tanımayacaklarını belirtmişti. Üç sivilin katledilmesi ardından devlet güçleri ayaklanan halk gücü karşısında çekilmek zorunda kalırken, yer yer çatışmalar devam ediyor. Özellikle ilçede bulunan ve insansızlaştırılmak istenen Zap Mahallesi'ne rastgele ateş açan güvenlik güçleri, 1990'lı yıllarda köyleri yakılan ve ardından Silopi'ye göç etmek zorunda kalan binlerce kişiyi saldırılarıyla ikinci bir göçe zorluyor. Tüm yaşanan saldırılara karşı kadınlar ve gençler, 90'lı yılların uygulamalarına karşı ilçenin güvenliğini sağlıyor. Bir daha evlerini ve topraklarını terk etmeyeceklerini söyleyen kadınlar, bedeli ne olursa olsun mahallelerini bırakmayacaklarını ifade ediyor. Başak (Zap), Barbaros (Herekol), Karşıyaka (zagros), Cudi gibi mahallelerin kontrolü tamamen halktayken, Silopi'nin tüm mahallelerine de hendekler kazılmış durumda. Bu mahallelerde gençler gece nöbet tutarken, kadınlar ise gençlerin nöbetini gündüz devralıyor.

'Bu zulmün hesabı elbet birgün sorulacak'

Özel Hareket Timleri tarafından iki kardeşi yaralanan Zahide Aşula, iki kardeşinin ölümden döndüğünü belirtti. Tüm baskılara rağmen evlerinin terk etmediklerini söyleyen Zahide, "Belki düşman gelecek evlerimizi yakıp-yıkacak ama biz yine de evlerimizi terk etmeyeceğiz" dedi. Devletin başlarına çok şey getirdiğini söyleyen Ayşe Tunç, "Mücadelemizi yükselteceğiz. Üç insanımızı katlettiler ve onlarca kişiyi de yaraladılar yine onlara boyun eğmedik. Zap direnişi tüm Kürdistan'a örnek olmalı. Güvenlik güçleri mahalleye tanklarla toplarla geldiler ancak geldikleri gibi geri gittiler. Bu zulmün hesabı elbet bir gün sorulacak" diye konuştu.

'Hendekler olmasaydı sokaklarımız işgal edilirdi'

Bir grup kadınla sokak başında nöbet tutan Barış Anneleri aktivisti Zerin ana, savaş değil barış istediğini söylüyor. Bir süredir devletin yoğun saldırıları altında kaldıklarını ifade eden Zerin, Cudi dağının askerlerce yakılmasına tepki göstererek, "Cudi dağında yumurtadan çıkmamış kuşları bile yaktılar, kuşlar onlara ne yaptı" diye sordu. Saldırı ihtimaline karşı sabaha kadar uyumadıklarını ve nöbet tuttuklarını kaydeden Zerin, "Bizler keyfimizden bu hendekleri kazmadık eğer bu hendekler olmasaydı şimdi sokaklarımız polis işgali altında olacaktı "şeklinde konuştu.

'Sivillerin katledilişinden sonra elime silah aldım'

Karanlığın çökmesiyle bir mevzide nöbet tutan bir genç kadına rastlıyoruz. İsminin Helin olduğunu söyleyen bu genç kadın daha önce hiç silah kullanmadığını fakat Silopi'de öldürülen üç sivilin ardından kendini ve mahallesini korumak için eline silah aldığını kaydediyor. Artık bundan sonra sokakları boş bırakmayacağını dile getiren Helin, "Yediden yetmişe her kesi eline silah alarak nöbet tutmalılar. Düşmanın Botan ve Kürdistan topraklarına girmemesi gerekir. Bizler nasıl ki hep beraber Kobanê'yi özgürleştirdik, Botan topraklarını da özgürleştireceğiz" dedi. Ekin Wan'ın bedenine yapılan vahşete dikkat çeken Helîn, "Ekin'e yapılan hepimize yapılmıştır. Bizler YDGK-H olarak bu katliamlara karşı sessiz kalmayacağız ve intikamımızı alacağız. Bizler kadınlar olarak bedeli ne olursa olsun nöbet tutmaya devam ederek toprağımızı savunacağız" ifadelerinde bulundu.

(ma/mg)