'Çıplak arama, baskı ve sindirme politikalarının bir aracı'
09:10
JINHA
ANKARA - Sincan Cezaevi'ne sürgün edilen eşbaşkanlar ile birlikte tutuklanan kadınların hukuksuz bir şekilde çıplak aramaya maruz bırakılmasını değerlendiren ÖHD üyesi avukat Sinem Coşkun "Uygulama, tutuklu başkanlar üzerine uygulanan baskı ve sindirme politikalarının bir aracıdır" dedi.
"Devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak" iddiasıyla 302. maddeden tutuklanan ve apar topar Sincan Cezaevi'ne sürgün edilen Diyarbakır Sur Belediyesi Eşbaşkanı Fatma Şık Barut, Silvan Belediyesi Eşbaşkanı Yüksel Bodakçı ve Kadın Akademisi çalışanı Güneş Ölmez'e çıplak arama işkencesi yapıldı. Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Üyesi Avukat Sinem Coşkun, çıplak aramanın hukuksuz olduğuna dikkat çekerek AHİM kararlarına da aykırı olduğunu vurguladı.
'Kadınlar adeta kaçırılmışlar'
Diyarbakır Cezaevi ve yakın illerdeki cezaevleri kapasite bakımından uygun olmasına rağmen Ankara'ya nakil gerçekleşmesinin politik ve yanlı bir tavır olduğunu belirten Sinem "Bu kişiler gece yarısı emniyet birimleri tarafından kendilerine konuya dair ne hakim kararı ne de başka şekilde bir bilgi verilmeden Ankara iline sevk edilerek adeta kaçırılmışlardır" dedi. Sinem bunların dahi eşbaşkanların cezaevinde karşılaşacakları uygulama için bir işaret olduğunu vurguladı.
'Hiç kimse işkenceye tabi tutulamaz'
İşkence yasağını düzenleyen AİHS'nin 3. Maddesi olan "Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz" hükmünü hatırlatan Sinem "AİHM'ye göre, cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin çıplak aramaya maruz kalmaları 3. maddeye aykırılık teşkil edebilmektedir. AİHM kararlarında, cezaevi güvenliğini sağlamak ve cezaevinde kargaşa çıkmasını önlemek için bazı durumlarda çıplak aramanın gerekli olabileceğini ancak bu durumlarda dahi aramanın uygun şekilde yapılması zorunluluğu vardır" diye belirtti.
'Zaten gözetimde tutulmuşlar ve aramaları yapılmış'
Eşbaşkanların yeni tutuklandıklarını, zaten gözetimde olduklarını, bütün eşyalarının alındığını, yine cezaevine girerken de defalarca X -ray cihazı ve detektörle arama yapıldığını söyleyen Sinem, "AİHM, haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı olmayan tutuklu kişilerin masumiyet karinesinden yararlanacaklarını ve masumiyet karinesine uygun davranma yükümlülüğünün gardiyan gibi tutuklu üzerinde kontrol kurabilecek cezaevi yetkilileri için de geçerli olduğunu söylemektedir" dedi. Sinem çıplak arama uygulamasının yeni tutuklu olarak gelen kişilere dönük bir işkence aracına dönüştüğünü de belirtti.
'Tutukluları aşağılayan bir uygulamadır'
Sinem, "Tutuklu şahıslara dönük davranış tıpkı ve hatta daha fazla şekilde hukuksuz nakil, sürgün gibi, tutuklu başkanlar üzerine uygulanan, baskı ve sindirme politikalarının bir aracıdır" diyerek İşkenceyi Önleme Komitesi raporlarının da çıplak aramanın haklı bir nedene dayanmayan ve tutukluları aşağılayan bir uygulama olarak tanımladığının altını çizdi.
(gc)

