İkinci bir göç korkusu yaşayan Azize: 90'lı yıllara geri mi dönüyoruz?
09:06
Şilan Özhan/JINHA
SÊRT - Asker ve korucular tarafından köyleri tamamen yakılan ve çözüm süreciyle birlikte geri dönen ancak başlatılan savaş konseptiyle birlikte tekrar göç korkusu yaşayan Peyam köyünden Azize Tanış, "90'lı yıllara geri mi dönüyoruz" diye sorarak, Kürt halkına karşı imha ve inkar politikalarında bir değişimin olmadığına vurgu yaptı.
Devletin Kuzey Kürdistan halkına yönelik yıllardır sürdürdüğü imha ve inkar politikaları devam ederken, son dönemlerde yaşanan saldırılarla bölge kentleri adeta savaş meydanlarına dönüştürüldü. Çözüm süreciyle birlikte barışa dair umutların yükselttiği bir dönemde savaş konseptinin tekrar devreye sokulması '90'lı yıllara geri mi döndük?' sorularını akla getirdi. 90'lı yılların acıları hala tazeyken ve hala bir yüzleşme yaşanmazken tekrar aynı acıları yaşatmanın Kürtlere karşı zihniyette bir değişimin de yaşanmadığının göstergesi. 90'lı yıllarda asker tarafından tamamıyla yakılan köylerden biri olan Payamlı (Derawîd) köyü, Siirt'in Eruh ilçesine bağlı. Ajansımıza konuşan Payamlı köyünden Azize Tanış, savaşı, göçü ve yaşadığı travmayı anlattı.
'Eşimi dövüp köy meydanına attılar'
Köylerinin yakılmadan önce her gece korkuyla uyuduklarını belirten Azize, evlerinin sürekli askerlerce basıldığını söyledi. Yapılan bir köy baskınında eşinin askerlerce götürüldüğünü kaydeden Azize, "Peşlerinden gitmek istedim ama izin vermediler. Eşimi çok dövdüler ve sonra köyün meydanına bıraktılar. Karakol bizim köydeydi ve her gün helikopter sesleri geliyordu. Öyle bir hale gelmiştik ki helikopter göründüğünde herkes elbisesini giyip kendisini götüreceklermiş gibi hazırlanıyorlardı. Acaba bu sefer kimin sırası diye düşünüyorduk. Öyle büyük bir korkuyla yaşıyorduk" dedi.
'Asker saldırılarına karşı savunmamızı aldık'
PKK'ye katılan kardeşinin hayatını kaybetmesiyle köyde taziye kurduklarını ifade eden Azize, "Askerler köye gelerek ağabeyimi götürmek istediler. Tüm köy halkı olarak elimize sopa aldık ve askerlere karşı yürüdük. Askerler de bize silahla karşılık verdi. Askerlerin ateş açması sonucu bizim köyden iki kişi yaşamını yitirirken çok sayıda kişi de yaralandı. Babamların, amcamların ve birkaç akrabamızın evini yaktılar önce. Onların isimlerinden oluşan bir liste hazırlamışlar. Yani önce listedeki evleri yaktılar. Tüm köy birbirine sahip çıktı. Evleri yakılanlar yakılmayanların evinde kaldı. Askerler sürekli köye gelerek 'boşaltın yoksa yakacağız' diyorlardı. 15 gün boyunca direndik, çıkmadık köyden. Ve askerler 15 gün içerisinde birçok evi yaktı" dedi.
'İşkence sesleri hala kulaklarımda yankılanıyor'
Dünyada birçok insanın belki bir film sahnesinde izlediği, kendisinin ise gerçek hayatta yaşadığı baskın gecesini anlatan Azize sözlerine şöyle devam etti: "1993 yılının Kış mevsimindeydik. Havalar soğuk olduğu için sobayı yakmış çocukları ise uyutmuştum. Sabaha karşı birden silah sesleri gelmeye başladı. Eşim gelerek 'bu kez köy gitti çabuk çocukları uyandır' dedi. Hemen kahvaltı hazırlayarak çocukları doyurdum. Giderek silah sesleri yakınlaşmaya ve çoğalmaya başladı. Hemen çocukları yukarı çıkararak kapının arkasında saklandık. Silahlar susana kadar da orada kaldık. Silahlar sustuktan sonra bu kez köy halkını meydanda topladılar. Kadınları ayrı erkekleri ayrı yerde topladılar. Köydeki erkeklere yapılan işkencenin sesi hala kulaklarımda yankılanıyor."
'Köyün yanışını tepeden izledim'
Eşinin sürekli askerler tarafından alınıp götürülmesinden dolayı oğlunun çok etkilendiğini kaydeden Azize, "Oğlum yanımıza gelerek 'baba siz önden kaçın, sizi yakalarlarsa öldürecekler' dedi. Eşim ve akrabalarımız köyü terk ederken bende çocukları alarak bir tepeye çıktım. Tepede köyde olup bitenleri izledik. Birden köyü yakmaya başladılar. Tüm evleri sırayla ateşe verdiler. Özellikle korucular yapıyordu. Bizler askerlerden çok koruculardan çektik. Yaşananları gördükten sonra yalnız kalmamak için çocuklarımla beraber oturduğumuz yerden kaçarak diğer insanların yanına gittik. Köyün tamamını ateşe verdiler ve hiçbir şey bırakmadılar bize dair. Evlerimiz yanarken eşimin anne ve babası evin içinde kaldılar. Eşim ve birkaç kişi köye geri döndüler. Gittiklerinde eşimin annesinin elleri yanmış ve bir gözü yerinden fırlamıştı. İkisi de yaşlıydı yoğun toz ve dumana maruz kalmışlardır" diyerek yaşananları anlattı.
'Geçmişimize ait her şeyi yaktılar'
Tüm köylüleri daha sonra köyün dışında bir yere topladıklarını ve orada sessizce oturduklarını ifade eden Azize, "Korkumuzdan sesimizi çıkaramıyorduk. Çocuklarımız küçüktü, altlarına yapıyordu ama yerimizden kalkıp altlarını temizleyemiyorduk. Bir asker vardı o da Kürttü. Bize gizlice su getiriyordu. Daha sonra askerler köyden ayrıldılar ama giderken yanlarında 4-5 kişiyi de götürdüler. Götürdükleri kişileri çırılçıplak soyup işkence yapıyorlardı, o kış gününde arabaların arkasına bağlayıp metrelerce sürüklediler. Zaten bir kısmı ondan sonra göç ettiği yerlerde hayatını kaybetti. Bazıları da hala yaşıyor ama o gün yaşadıklarının hasarları var üstünde. Askerler bizden uzaklaşırken yine silah sıkmışlardı. Onlar gittikten sonra hepimiz köye gittik ve tüm köyün yanmış olduğunu gördük. Geçmişimize ait her şeyi yaktılar. O akşam Siirt'e gittik oradaki akrabalarımızın evinde kaldık. Hiçbir şeyimiz kalmamıştı. Köyden ayrılırken elimizde bir ekmeğimiz bile yoktu" şeklinde konuştu. Daha sonra İstanbul'a göç ettiklerini kaydeden Azize, "İstanbul'da da çok zorluk yaşadık. Ben tek kelime Türkçe bilmiyordum, çocuklarım aynı şekildeydi. Evimiz yoktu, gecekondularda kaldık bir süre" ifadelerini kullandı.
'Köye döndükten sonra da bir süre askerler gelmeye devam etti'
Köye geri dönüşler olduktan sonra da askerlerin birkaç defa köylerine geldiğini kaydeden Azize, "Bir gece amcamın evinde yatıyorduk. Çevrede gerilla ve askerler arasında çatışmalar vardı. Gelip köyümüzün etrafını sardı askerler. İki üç grupluk bir asker geldi ve eşimi alıp bahçeye götürdü. Ben de gitmek istediğimde izin vermediler. Eşime 'Dün akşam buraya gerilla gelmiş anlat' demişler. Eşim de kimsenin gelmediğini söylemiş. O akşam kızım ve oğlum da İstanbul'dan gelmişti. Kızıma illa kimliğini getir dediler. Kimliğine baktılar sonra birkaç kişiyi sordular kızıma. O da bilmediğini söyledi. Eşim de en sonunda 'Bizi rahat bırakın. Tekrar aynı şeyler yaşanacaksa biz buradan gideceğiz' dedi. En sonunda bizi rahat bıraktılar. O gün yeniden aynı şeyler yaşanacak diye çok korktuk" dedi.
'90'lı yıllara geri mi dönüyoruz?'
Köye geri dönüşlerde kendilerinin de döndüğünü ve artık köyde yaşadığını belirten Azize son olarak şunları söyledi: "Ben yeniden burada yaşamaya başladım. Seçimlere kadar rahattım ama seçimden sonra yeniden savaş başladı. Köyler boşaltılıyor, işkence ediliyor, çocuklarımız öldürülüyor. 90'lı yıllarda yaşadıklarımızdan kaynaklı tekrar o korkuyu yaşıyoruz. Acaba ne olacak, bizi yeniden köyümüzden çıkaracaklar mı, yeniden aynı şeyler yaşanacak mı diye çok endişeleniyoruz. Hala korkuyoruz işte ne yapalım? Acıma duyguları yok. Bu yüzden yeniden aynı şeyleri yaşayabiliriz diye korkuyoruz. Aslında hiçbir şey değişmedi. Eskiden çocuklarımızı gizli gizli öldürüyorlardı bu faili meçhul oluyordu, ama artık bunu açıkça yapıyorlar. Çocuklarımızı kapılarının önünde, işyerlerinin önünde, oynadıkları sokakta öldürüyorlar."
(mg)

