Yüksekovalı kadınlar sokakları da barikatları da terk etmiyor

10:36

Medya Cebe-Asya Tekin/JINHA

COLEMÊRG - Neredeyse tüm evlerin asker ve özel harekat timlerinin açtığı havan topu ve gerçek silahlı saldırılarından dolayı tahrip edildiği Yüksekova'da sokakta ise her yaştan insan öz savunmasını gerçekleştirmek amacıyla seferberlik ilan etti. Öz savunmada aktif olarak yer alan kadınlar, polisin gerçekleştirebileceği yeni saldırı girişimlerine karşı önlem alıyor. Evine roket atılan ve namaz başında yaralanan İmam İbrahim Akdoğan'ın annesi ise isyan ediyor.

Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde önceki gece polisin Mezarlık, Orman, Kışla, Dize, Yeşildere ve Cumhuriyet mahallelerine yönelik saldırısı sonucu biri kadın olmak üzere 4 sivilin yaşamını yitirmesinin ardından sokaklara dökülen halk hendekler kazarak barikatlar oluşturdu. Önceki gece havan toplarının hedefi olan sivil insanların yaşadığı evler boşaltılırken, saldırılara karşı halk harekete geçti. Öz savunma barikatları ve kazılan hendeklerin yapımında yaşlı ve genç kadınlar aktif olarak çalışırken olabilecek yeni katliam girişimlerine karşı önlem alıyor. Kadınlar sokakları boş bırakmayacaklarını ifade ederek " Kobane 'de gerçekleşen kadın devrimi ile doğan YPJ'nin ruhunu Gever'de yaşatacağız" mesajı verdi.

'Savaşın kadını erkeği yok'

Yaşanan katliam karşısında yaşamını yitirenlere üzüldüğü kadar katliamı gerçekleştiren polis ve hükümete de büyük öfke de duyduğunu ifade eden Meşrude Kaya, "Dün gece polis durup dururken bombardımana başladı. Bizler kadınlar, çocuklar, erkekler, yaşlı ve gençler hepimiz dışarıya çıkarak öz savunmamızı gerçekleştirdik. Ölü ve yaralılarımız var, yaralılarımızı hastaneye götürmemize dahi izin vermediler. Evlere havan topları fırlatıldı ve bir evin çatısı yandı yangını söndürmek için müdahale etmek istedik ama ona da izin vermediler, o ev sabaha kadar yandı. Biz kadınlar olarak öz savunmamızı yapmak zorundayız ve yapacağız. Savaşın kadın ve erkeği yoktur. Biz savaş istemiyoruz ve savaş olmaması için elimizden geleni yaptık fakat AKP hükümeti savaşı tercih etti. Biz kadınlar da AKP'nin savaş seçimine kayıtsız kalmayacak ve istediği savaşı yapacağız. Kobanê ruhu Türkiye'de yaşatılacak" dedi.

'Kanımın son damlasına kadar savaşacağım'

PKK'ye katılan oğlunu kaybeden Nesrin Özek, "Dünden bu yana Gever'de katliam yaşanıyor, seferberlik ilan edilmiş gibi. Yakarış ve ağıt doluydu Gever. Şerefli olan tüm Kürtler yapılan katliama boyun eğmeyerek direndi. Şerefsiz ve ihanetçi olanlar ise kaçarak Gever'i terk etti. Burada dört kahramanımızı şehit verdik, bu şeref savaşından kaçanları lanetliyorum. Ben bir kadın ve şehit annesi olarak burada kanımın son damlasına kadar savaşarak canımı feda etmeye hazırım. Kadınlar bu savaşı bitirecek barış çağrılarımız her seferinde silahların patlaması ve kayıp vermemize sebep olduysa eğer bizler de onların anladığı dilden konuşacağız ve kahramanca topraklarımızı koruyarak şehit düşeceğiz. Tüm kadınlar ve anneler evlatlarının katledilmesini istemiyorsa evlerinden çıkmalı ve bu direnişe bir ses vermeli" şeklinde konuştu.

'YPJ'nin ruhu Gever'de yaşatılacak'

YDG-K üyesi olduğunu belirten Zînarin Rojava adlı genç kadın, yapılan katliamın karşılıksız kalmayacağını ifade ederek, "Ben bir kadının ve her zaman barıştan yanayım ama gelinen aşamada AKP hükümetinin tüm barış çağrılarımızı kulak ardı etmesi ve Türkiye'yi savaşa sürüklemesi karşılıksız kalamaz. Eğer savaş istiyorlarsa biz de savaşırız. Şu anda hendekler kazıyoruz ve barikatlar oluşturuyoruz. Bu tamamıyla öz savunma amaçlıdır. Şu anda öz savunmamızı gerçekleştiriyoruz ve bizden tek bir kişiyi daha şehit etmelerine izin vermeyeceğiz. Gerekirse gece gündüz bu sokaklarda oluruz ama bizleri öldürmelerini beklemeyeceğiz ve bu yüzden savaşa hazırız. Hem AKP, hem hükümet ve herkes bunu çok iyi bilsin ki bizler kendimizi savaş ve intikamdan da geri tutmayacağız. Kadınlar bu konuda asla kendini geri tutmamalı Kobane 'de gördükleri YPJ'li kadınlar öncülüğünde gerçekleştirilen kadın devriminin ruhunu Gever'de tekrar görecekler" ifadelerini kullandı.

İmamın evi de hedef alındı

Halkın öz savunmada olduğu Yüksekova'da neredeyse tüm evler askerlerin açtığı havan topu ve gerçek silahlı saldırılarından nasibini almış durumda. Havan topunun isabet ettiği evlerden biri de Orman Mahallesi imamı İbrahim Akdoğan'ın evi. İmam İbrahim Akdoğan, olayda yaralanırken yaşadığı ev ise kullanılamaz halle geldi. Havan topu sonucu imamın kullandığı kuran sayfaları yanarken eşi Rızbar Akdoğan çatışma anlarını kameramıza anlattı.

'Namazın üstündeydim havan topuyla evimizi vurdular'

Kendisinin balkonda namaz kıldığı sırada evlerinin saldırıya uğradığını söyleyen Rızbar Akdoğan, "Akşam karanlığında balkonda namaz kılıyordum patlama oldu ben kapıya gelene kadar kapı kapandı içeri girdim eşim yaralıydı ses çıkarıp bağırdım. Kimse sesimi duymadı. Allah hakkımızı kimseye bırakmasın. Evdeki tüm eşyalar ve ev kullanılamaz halle geldi. Çok şükür ki çocuklarım evde değildi, her şey yerle bir oldu. Eşim yatıyordu ve havan topu onun yattığı yere isabet etti, yaralandı. Eşimi ertesi gün öğle saatlerine kadar hastaneye götüremedik, çatışmalar sürüyordu. Kardeşim PKK saflarında, bunu bize yapan devlete yine de beddua etmek istemiyorum, inançlı bir kadınım beddua gelir sahibini bulur. Ancak bu yapılanlar zulümdür. Evlerimizi, sivil halkı hedef alarak yapılan saldırılar kabul edilemez. Allah bunun hesabını yapan polis ve askerlere soracaktır" dedi.

'Adalet tüm bunların neresinde?'

Havan topunun isabet ettiği binada oturanlardan biri de Havva Akdoğan."Allah Erdoğan'ın yüreğini yaksın, Allah bunu hükümettin yanına bırakmasın bize bu yapılanların neresinde adalet var" diye tepkisini dile getiren Havva, tüm bunların Cumhurbaşkanı'nın Kürtleri düşman ilan etmesine bağlıyor. Havva, "Hepimiz evdeydik ev üzerimize yığıldı. Mahallenin içine nasıl top atılıyor, kadınlar çocuklar evlerde nasıl evlere atılıyor. Bu zulmü polis ve askerler gerçekleştirdi" diye kaydetti.

'Yaralıyı ertesi gün öğlen götürdük'

Bina sakinlerinden Meryem Akdoğan ise olayı şöyle anlattı: "Yatmaya hazırlanıyorduk, birden çok şiddetli bir gürültü geldi. Rızbar aşağı indi ve eşinin yaralı olduğunu söyledi. Yaralıyı alt kata indirdik, ambulans çağırdık fakat gelmedi. Kendim imkanlarımızla yaralıya ilk müdahalede bulunduk. Sabah oldu ambulans yine gelmedi, yaralı öğle saatlerine kadar yerde yattı. Ambulans gelmeyince artık biz kendi koşullarımızı kullanarak hastaneye gönderdik. Oradan da Van'a sevk ettiler. Bu yapılanlar insanlık dışı artık yeter biz bu zulüm bitsin istiyoruz."

(gc /zd/fk)