Açlık grevlerine en büyük destek Barış Anneleri'nden

09:08

JINHA

SÊRT - Savaş politikalarına karşı siyasi tutsakların başlattığı açlık grevi 15'inci gününde. Tutsaklara dışarıdan destek veren Barış Anneleri, "Bu mücadele hepimiz için, asker annelerinin de çocuklarının ölmemesi için eylemde olması gerek" diyor.

Mürşitpınar Sınır Kapısı'nda bekletilen YPG/J'lilerin cenazelerinin ailelerine teslim edilmesi, siyasi soykırım operasyonlarının son bulması ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talepleriyle 15 Ağustos'ta siyasi tutsakların başlattığı süresiz dönüşümlü açlık grevi bu gün 15'inci gününde. Daha fazla ölümün yaşanmaması konusunda ısrarcı olan Barış Anneleri, taleplerin bir an önce yerine getirilmesini ve açlık grevlerinin son bulmasını istiyor. Siirt Barış Anneleri Meclisi üyesi Maşallah Işık Arslan, "Erdoğan yaptıklarıyla hem Kürt halkının hem de Türk halkının düşmanı olduğunu gösteriyor bize" dedi.

'Cezaevlerinden cenaze çıkmadan bir şeyler yapalım'

Bir oğlunun siyasi tutsakken katledildiğini söyleyen Maşallah, Cumhurbaşkanı'nın savaşta ısrarının en büyük nedeninin yakınlarını savaşta hiç kaybetmediğine bağladı. Maşallah,"Bizim gidecek hiçbir yerimiz yok. Biz kimsenin toprağına el koymadık, kendi topraklarımızda, kendi evimizde, kendi çocuklarımızla birlikte yaşıyoruz. Biz hiçbir yere gitmeyeceğiz. Kendi kapımızda duracağız ve üzerimize düşen neyse onu yapacağız" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 7 Haziran seçimleri sonrası Kürtlere savaş açtığını kaydeden Maşallah, "Bu savaştan bir an önce vazgeçsin. Eğer bundan vazgeçmezse Kürtlerin elinden büyük bir zarar görecek. 15 gündür çocuklarımız açlık grevindeler. Büyük bir mücadele veriyorlar. Çocuklarımızı zindanlara atıyorlar, sonra da öldürüyorlar. Benim oğlumu da cezaevinde katlettiler. Biz artık başka çocukların ölmesini, cezaevlerinden de başka cenazelerin çıkmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı.

'Kimse sıra bana gelmez demesin'

Bir başka barış annesi Akide Aslan ise açlık grevlerine ilişkin düşüncelerini, "Çocuklarımız tutsak olduğu ellerinden başka bir şey gelmiyor. Bu yüzden büyük bir iradeyle bedenlerini ölüme yatırıyorlar" sözleriyle dile getiriyor. Akide, "Erdoğan bizim çocuklarımızın kanıyla besleniyor. Herkese çağrı yapıyorum; Gelin birlikte mücadele edelim. İnsanları öldürerek, cezaevlerine atarak, işkence ederek Müslüman olunmuyor. Saddam Hüseyin'in başına gelen onun da başına gelsin. Nasıl Saddam Güneyli Kürtlerle uğraştı sonu ölüm oldu, Erdoğan'ın da aynı olacak. Erdoğan asker ve polislerin ölümünden de sorumludur. Siirtli kadınlar çocuklarına sahip çıksınlar. Kimse bana sıra gelmez demesin. Kim bu yaşananların uzağında duruyorsa, sıra ona geliyor" şeklinde konuştu.

'Türk anneler, gelin birlikte canlı kalkan olalım'

Bir başka barış annesi Leyla Özer, "Bize açıkça savaş açtı. Çocuklarımızı tutukluyor, polisleri, askerleri, gerillaları öldürüyor. Tayyip Erdoğan ne Kürtler, ne Türkler, ne de Müslümanlar için savaşıyor. Her gün dağlarımızı bombalıyor, ağaçlarımızı yakıyor. Bunu kim için yapacak? Biz bu zulmü hiçbir zaman kabul etmedik, etmeyeceğiz. Kürtler artık eskisi gibi değil. Kürtler artık Erdoğan'a boyun eğmez, var oldukça bunun karşısında duracak. Türk anneleri bizimle beraber savaşa karşı mücadele etmeli" diye çağrıda bulundu.

'Anneler olarak biz de açlık grevine başlamalıyız'

Vetha Kaçar da şöyle devam konuştu: "Biz de anneler olarak açlık grevine başlamalıyız. Anneler çocuklarına destek versin, sahip çıksın. Erdoğan 7 Haziran'da istediği sonucu alamadı diye ölümlere, katliamlara başladı. Kadın bedenine bile saldıracak kadar küçüldü. Her gün buradan duyuyoruz kalkan savaş uçaklarının sesini. Dağlarımızı bombalıyorlar. Bizim Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Silopi'deki çocuklarımız katlediliyor. Onun çocukları ise tekneleriyle, gemileriyle denizde geziyor. Erdoğan boşuna bu seçimde kazanacak diye ümitlenmesin. Biz buna izin vermeyeceğiz. Erdoğan'ın sonu da Saddam Hüseyin'inki gibi olacak."

(şö-pk/zd)