Cumartesi Anneleri: Bombalar hepimizin hayatına, geleceğine düşüyor

14:05

JINHA

İSTANBUL- Adalet arayışlarının 544'üncü haftasında kayıplarının bulunması faillerin yargılanması için bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü'ne çağrı yaparak "Silvan'a, Lice'ye, Hakkari'ye, Yüksekova'ya, Cizre'ye yağan bombalar hepimizin hayatına, geleceğine, düşüyor. Unutmayın barış hepimizin işidir" dedi.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri adalet arayışlarının 544'üncü haftasında da Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli kayıplar nerede?" pankartını açan Cumartesi Anneleri, karanfil ve kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıyarak adalet taleplerini yineledi. Eyleme bu hafta Suruç katliamında yaşamını yitiren Serhat Devrim'in ailesi ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da destek verdi. Cumartesi Anneleri bu hafta, Kürdistan'da yaşanan katliamlara tepki göstererek, barış çağrısında bulundu.

'90'lı yıllardan 2015'e değişen bir şey yok'

Eylemde ilk olarak sözü alan 1996'da Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde gözaltında kaybedilen Abdullah Canan'ın oğlu Tayyip Canan, seçimlerin ardından AKP tarafından savaş başlatıldığını söyleyerek, "96 yılında Yüksekova çetesi tarafından babam katledilmişti. O zaman 10 yaşındaki kardeşimi biri kucağında taşıyarak teselli etmişti, şimdi ise Gever'de katledilen Fettah Es'in çocuğunu kardeşim taşıyarak teselli etti. Düşündüm o sıra, 90'lı yıllardan 2015'e değişen bir şeyin olmadığını anladım" diye konuştu. "Babasını toprağa veren bir kız 'babamı toprağa vermeyin' diye ağlıyordu. Savaş demek gözyaşıdır, acıdır, ölümdür, hukuksuzluktur. Bir yurttaş olarak barış istiyorum, barışta direneceğiz" diyen Tayyip, tek yürek olunursa barışın geleceğini söyledi.

'Katliam varken medya arkasını dönüyor'

Tayyip'in ardından 1993 yılında gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya'nın eşi Sultan Taşkaya söz aldı. Sultan, "22 senedir mücadele ediyoruz, kayıplarımız için, anneler artık ağlamasın diyoruz. Bizler barış istiyoruz yeter artık kimse ölmesin" dedi. Sultan'ın ardından ise 1994 yılında kaybedilen İsmail Bahçeci'nin kardeşi Umut Bahçeci söz alarak, BM 'in 30 Ağustos gününü Dünya Kayıplar Günü olarak ilan ettiğini hatırlatarak, "Dünyadaki ve ülkemizdeki tüm kayıplar bulunsun ve failleri yargılansın" diye konuştu. Umut, "İstanbul'da yaşanan olayları medya görebiliyor. Ama orada katliam varken medya arkasını dönüyor. Orası da bizim ülkemiz barış istiyoruz" dedi.

'Savaş isteyen varsa kendi çocuklarını göndersin'

Umut'un ardından ise 1993' de gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe'nin annesi Zübeyde Tepe söz alarak, "Kürdistan'da savaş var, Kürt halkı katliamdan geçiriliyor. Yaşanan savaşa karşı asker ailelerine sesleniyorum, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde bir olalım. Birlikte barış diyelim" diye çağrıda bulundu.1995'de gözaltında katledilen Hasan Ocak'ın ağabeyi Hüseyin Ocak, "Biz taleplerimizi dile getirdik onlar duymadı. Gözaltında kaybedilmelere ilişkin yapılan uluslararası sözleşmeler Türkiye tarafından imzalansın. Katiller ve sultan yargılansın" diye konuştu. Hüseyin, "Yarbayın yaşadığı acıyı bizler tattık. Bu ülkede ne asker ne gerilla cenazesi görmek istiyoruz. Savaş isteyen varsa kendi çocuklarını göndersin" dedi.

'Kürt sorunu terör değil siyasi sorundur'

Konuşmaların ardından haftanın basın açıklaması Mevla Kaya tarafından yapıldı. Mevla, "Bu haftayı da ölümler, bombalanan köyler, şehirler, hakikat saklı kalsın diye ilan edilen yasak bölgeler haberleriyle geçirdik. Bugün Cumartesi Anneleri Cizre'de ve Yüksekova'da her cumartesi taşıdıkları fotoğraflara yeni faili devlet fotoğraflar eklendi" diye konuştu. Kürt sorunundan dolayı binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Mevla, "Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır" diyenlere karşı seslerini yükselttiklerini belirterek, "Kürt sorunu vardır. Bu sorun yalnız Kürtlerin değil, tüm Türkiye'nin sorundur. Bu sorun insan hakları ve demokrasi sorunudur. Bu sorun 'terör sorunu' değil siyasi bir sorundur" dedi.

'Kayıplarımız için barışı konuşalım'

"Savaş" diyenlere karşı seslerini yükselttiklerini vurgulayan Mevla, "Anneleri ağlatan kanlı iktidar hesaplarınızdan vazgeçin halkın huzur içinde yaşayacağı ortamı sağlayın. Siyasetin dilini değiştirin, şiddete yol açan ayrımcı ve milliyetçi söylemlere son verin" dedi.
1 Eylül Dünya Barış Günü'ne dikkat çekerek barış taleplerini vurgulayan Mevla, "Silvan'a, Lice'ye, Hakkari'ye, Yüksekova'ya, Cizre'ye yağan bombalar hepimizin hayatına, geleceğine, düşüyor. Unutmayın; barış hepimizin işidir" dedi. Mevla, BM 'nin ilan ettiği 30 Ağustos Dünya Kayıplar Günü'ne dikkat çekerek, kayıpların bulunması talebini vurgulayarak, "Failler üzerindeki cezasızlık zırhını kaldırın, zorla kaybedilme vakalarına dahil olan herkesin cezai olarak sorumlu tutulmasını garanti altına alın. 9 yıldır tüm ısrarlarımıza rağmen imzalamadığımız BM Herkesin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Karşı Uluslararası Sözleşme'yi imzalayın. Kayıplarımız için, hakikat için, adalet için silahlar sussun, barışı konuşalım" diye belirtti.

(ödk-sö/dc/gc)