'Dengbêjlik geleneklere karşı bir isyandır’

08:30

 


JINHA


AMED - Kadının öncülüğünde başlayan ve Kürt kültürünün en özgün motifini oluşturan dengbêjlik kültürünü günümüzde devam ettiren ve ustalarına göre hayli genç olan Ayten Pasin, "Dengbêjlik, kadın için direniştir, figan, ah ve çığlığıdır. Çünkü genellikle kadınlar dile getiremediği duygularını, dengbêjî şarkılarda dile getiriyor. Yani diyebiliriz ki; dengbêjlik, insanı yaşamdan koparan örf, adet ve kurallara karşıdır. Bir isyandır" dedi.


Birçok toplumda olduğu gibi, Kürt toplumunda da geçmişin feodal yapısı nedeniyle kadınlar sevinçlerini, hüzünlerini, acılarını, heyecanlarını içinde yaşamıştır. Kimi zaman kadın, duygularını stranlara dökerek dışa vurmuştur. Kadının, doğuşunda önemli ve büyük bir rol oynadığı dengbêjlik kültürü, günümüzde yok olmaya yüz tutmuş halde. Yeni jenerasyon tarafından "yaşlı müziği" olarak da adlandırılan dengbêjlik, bir zamanlar genç kadınların dile gelişinin tek yoluydu denilebilir. Kürtçe'nin unutulmaya yüz tutması ile birlikte, dengbêjî şarkıların da anlaşılamaması, beraberinde kültürel bir mirasın yok oluşunu getirdi. Bununla birlikte bu yokoluşa karşı bir mücadele de başladı ve dengbêjlik, kapitalist modernitenin dayattığı kültür karşısında direnişini sürdürüyor. 37 yaşındaki Ayten Pasin de, ailesinde ve akranlarının arasında dengbêjliği sürdüren tek kişi. Amed'in Lice İlçesi’nden olan Ayten'in annesi ve dedesi de dengbêjliği bugün de yaşatan sanatçılardan.


'Kadınlar şarkılarında, feodalizme isyan etmiştir'


Küçük yaşlarda ailesi ile dengbêjliği tanımaya başlayan Ayten Pasin, bu kültürün doğuşunda kadınların rolünü dile getirdi. Kadınların, bölgede var olan feodal toplum düzeni nedeniyle kendilerini ifade edemediklerini söyleyen Ayten, kadınların bu düzen karşısında aşklarını, geleneksele, ırkçılığa, kurallara, örf ve adetlere karşı duruşlarını, geri kalmışlığı dengbêjlik ile dile getirdiklerine değindi. "Kadınlar, bazen sevdiği kişiyi, bazen memleket aşkını, bazen halkının başına gelen zulümleri, aşiretler arası kavgaları dengbêjlik ile dile getirmiştir" diyen Ayten, dengbêjî ezgilere bakıldığında yüzde 50'sinden fazlasının kadın eliyle yaratıldığına dikkat çekti. Ayten, "Çoğu dengbêjî şarkıya baktığımızda kadın sevdiğini çağırıyor, bir anne feryat ediyor. Bunu yaparken de duygularını, insanların anlamasını istiyor. Bu nedenle de dengbêjlik kültüründe kadının emeği çok büyük" dedi.


'Kadınlar duygularını dengbêjî şarkılarla dile getiriyor’


Dengbêjlik kültürünü ailesi ile tanıdığı için kendisini şanslı hissettiğini de sözlerine ekleyen Ayten, "Annemin babası, köyünde, çevresinde tanınan bir dengbêjdi. Şimdi de Dengbêj Evi’nde dengbêjlik yapıyor. Annem de babasının etkisinde kaldı. Mesela kış gecelerinde elektrik gidiyordu, biz karanlıkta kalıyorduk. Annem de ufak ufak ninni, şarkı söylüyordu. Hastayken de söylerdi. Bazen annem az hasta olsa da ben de başında otursam, dengbêjî şarkılar söylese diyordum. Çünkü hasta olduklarında yatağa giriyorlardı ve ondan şarkı istemek daha kolay oluyordu”  sözlerini ifade etti. Kadının dengbêjlik kültürünün doğuşunda ciddi bir etkisi olduğuna vurgu yapan Ayten, kadının dengbêjî şarkılar ile kadına zulmü reva gören, kadını geri plana atan gerici yaşama karşı çıktığını ifade etti. "Dengbêjlik, kadın için direniştir, figan, ah ve çığlığıdır. Çünkü genellikle kadınlar dile getiremediği duygularını, dengbêjî şarkılarda dile getiriyor. Yani diyebiliriz ki; dengbêjlik, insanı yaşamdan koparan örf, adet ve kurallara karşıdır. Bir isyandır" şeklinde konuştu.


'Şarkılarda bazen Besna, bazen Têlî olurum...'


"Müziğin bende uyandırdığı hayaller önemlidir, dili değil" diyen Ayten, özellikle dengbêjî şarkılar dinlediği zaman kendisini içinde hissettiğini söyleyerek, “Ahmedo Ronî dediğimde Besna, Têlî’yi dinlediğimde Têlî, Dewrêşe Evdî'yi söylediğimde Adûle oluyorum. Kendimi o şarkılarda bulduğumda daha çok dinliyorum ve daha çok seviyorum” şeklinde konuştu. Kültür-sanat çalışmalarında yer almadan önce arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde ya da düğünlerde birlikte şarkılar okuduklarını ifade eden Ayten, müzik çalışmalarına başladıktan sonra dengbêjî parçalar da okumak istediğini ve birkaç denemenin ardından okuyabildiğini dile getirdi.


3 nesil dengbêjlik


Ailesinde dengbêjî okuyabilen üç nesilden söz eden Ayten, “Annem, dedem ve ben. Bir araya geldiğimiz zamanlar genelde çok özel olur. ‘Kew tê li çowê dikeve' derler. Yani keklik gelir, tarlaya düşer. Biz bir araya geldiğimiz de etrafımızda kimse yoksa, birlikte dengbêjî söyleriz. Bazen dedemin evine gittiğimde kimse yoksa, dedem elini kulağına götürür ve yavaştan okumaya başlar. Bazen Baba, sen burada kal, şimdi sıra benim derim ve bu kez de ben başlarım. O da çok sevinir ben söyleyince. Bir de torunlarının arasında onun mirasını devralan benim. Bu nedenle onun yanında özel bir yerim de vardır" sözlerini ifade etti.


‘Dengbêjlik kültürü yokolmaya yüz tutmuş’


Dengbêjlik kültürünün yok olmaya yüz tuttuğuna dikkat çeken Ayten, bu sorunun, insanların kendi dilini bilmemesinden kaynaklandığını vurguladı. Kürtlerin neslin sadece yüzde 5'i yada 10'unun çocukları ile Kürtçe konuştuğuna işaret eden Ayten, böylesi ailelerin anadilden önce başka dilleri çocuklarına öğretme çabası içinde olduklarını belirtti. Ayten, "Dilini bilmeyen insan, kültürünü de tanıyamaz, kültürünü tanıyamayan insan dinlediği müzikleri de anlamsız bulur. Bugünkü neslin dengbêjlik kültürünü tanıyıp yaşatabilmesi için önce kendi dilini öğrenmesi gerekir. Burada ailelere özelde de annelere büyük görev düşüyor. Anadil, ibadet kadar, ekmek, su kadar farzdır" şeklinde konuştu.


‘Dengbêjlik, büyük bir mirası bugüne taşımıştır’


Toplum içinde konuşmaların, sohbetlerin Kürtçe yapılması, Kürtçe kültür ve sanata sahip çıkılması gerektiğine dikkat çeken Ayten, ancak Kürtçe öğrenildiğinde dengbêjliğin yok olmayacağının altını çizdi. Ayten, dengbêjî şarkılar dinlenildiğinde kültüre has söylemlerin, dönemin kadınlarının cesaretinin, gelenekselliğin karşısında duruşlarının görüldüğüne sözlerinde yer verdi. Bugün toplumun dengbêjlere borçlu olduğuna da değinen Ayten, "Bakur'da, hiçbir zaman anadilde okuma ve yazma olmadı. Kürt kültürü, Kürt tarihi, Kürtlerin isyanları, Kürdistan doğasının güzelliklerini genellikle dengbêjî müziklerin içinde görüyoruz. Dengbêjlik sadece aşk üzerine yapılmamıştır. Dengbêjlik, büyük bir mirası bugüne taşımıştır. Gelecek nesillerin de bu mirasın yaşayabilmesi için, bu mirası omuzlaması gerekiyor” diye kaydetti.


(gk/mg)