Ezgi Koman: Çocuk işçiliği kronikleşmiş bir insan hakları sorunu
09:03
Sibel Özalp / JINHA
İSTANBUL - Çocuk işçiliğinin insan emeğinin sömürüsünün belki de en can yakıcı biçimlerinden biri olduğunu söyleyen Gazeteci Ezgi Koman, çocuk işçiliğinin kronikleşmiş bir insan hakları sorunu olduğunu vurguladı.
Çocuk işçiliği, çocukların uygun olmayan koşullarda çalıştırılıp, fiziksel, zihinsel, ahlaksal, ruhsal ve sosyal bakımdan gelişimlerine zarar verebilecek bir durum olmaya devam ediyor. Çocuk işçiliği, çocuk sağlığını ve gelişimini bozan evrensel bir sorun olmakla beraber, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'ne göre yeryüzünde 5-14 yaş arası 250 milyon çocuk ekonomik nedenlerden dolayı çalışmak zorunda kalıyor. Çocuk işçiliği genellikle pek çok faktörün birleşmesi ile ortaya çıkıyor. Bunların en başında yoksulluk geliyor. Çocuklar, kendilerinin ve ailelerinin temel gereksinimlerini karşılamak için yaşama karşı sorumluluk taşıdığını hissediyorlar. Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede ise çocuklar sokaklarda yaygın biçimde çalışmaya devam ediyorlar. Çalışma hayatlarına küçük yaşta atılan çocuklar da çalıştıkları yerlerde, sokaklarda birçok sorunla karşılaşıyor.
'Çocuk emeği en ucuz iş gücü olarak tanımlanıyor'
Çocuk işçiliğinin kökeninin tarihin ilk dönemlerine dayandığını ve hem dünyada hem Türkiye'de kronikleşmiş süregelen bir insan hakları sorunu olarak tanımlayan Gazeteci Ezgi Koman, "Çocuk işçiliği, insan emeğinin sömürüsünün belki de en can yakıcı biçimlerinden biridir. Gelişiminin özel evresinde olan 18 yaş altı bireylerin yani çocukların emeğinin en ucuz işgücü olarak tanımlanması ve sömürülmesi demektir" dedi.
'Sömürünün en net açığa çıktığı dönem Sanayi Devrimi'dir'
Çocuk işçiliği tanımının kökeninin tarihin ilk dönemlerine dayandığını belirten Ezgi, en ağır koşullarının ve sömürünün en net açığa çıktığı dönem olarak Sanayi Devrimi'ni gördüğünü söyleyerek, "Sanayi devrimiyle birlikte geleneksel üretim değişip fabrika üretimi başlamıştır, rekabet ve daha fazla kar elde etme duygusu ön plana çıkmıştır. Bunların da, çocuk emeğinin ucuz işgücü olarak tanımlanması ve bu yönde sömürülmesine yol açmıştır" vurgusunu yaptı. Ezgi, "Bu dönemde çocukların çalıştırılmasıyla tarihin ilk dönemlerinde çalıştırılması arasında çocukların kim için çalıştığıyla ilgili bir fark vardı. Sanayi devrimiyle birlikte çocuklar işyeri sahiplerinin, patronların daha fazla kar elde edebilmesi için çalışmaya başladılar" ifadelerini kullanarak günümüzde de aynı amaçla ama sadece değişen koşullar ve biçimle çocukların çalıştırılmaya devam ettiğini kaydetti.
'Tarım İşçiliği'
Türkiye'de çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden birinin tarım işçiliği olduğunu söyleyen Ezgi, tarım işçiliği yapan çocukların barınma, hijyen ve su gibi temel ihtiyaçlara erişimlerin olmadığını ve çocukların yaşam hakkı ihlaline uğradığını söyledi. Ezgi, "Böcek sokmalarından, sulak alanda boğulmalardan trafik kazalarına kadar pek çok sebepten dolayı ne yazık ki yaşamlarını kaybediyorlar. Bunun önüne geçmek için çocuk işçiliğinin tüm biçimlerinde olduğu gibi öncelikle devletin çocuk işçiliğini sona erdirmeye ilişkin politik bir kararlılık geliştirmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'Yani devletin niyeti...'
Ezgi, devletin çocuk işçiliğini sonlandırmaya ilişkin uygun yasalar ve yoksulluğu ortadan kaldıracak politikalar geliştirerek, sendikal hakların önünü açması gerektiğini belirtti. Ancak Türkiye'de bunların tam tersinin yapıldığını söyleyen Ezgi, bu durumu şu şekilde özetledi: "Türkiye'de çok ciddi bir başarısızlık var. Bu başarısızlığın sebebi sadece eksik ve yanlış yapılanlar değil, piyasaya ucuz işgücü sunmayı hedefleyen ve çocuk işçiliğinin önünü açan bazı uygulamalar ve düzenlemeler, sadece çocukları değil herkesi etkileyen esnek güvencesiz çalıştırma, taşeron çalışmanın kural hale getirilmesi, denetimin ortadan kalkması: Yani devletin niyeti."
'Sorun gittikçe ağırlaşarak devam ediyor'
Ezgi, Türkiye'de devletin niyetinin çocuk işçiliği sorununu ortadan kaldırmak olmadığını belirterek, "Aksine piyasanın istediği elemanı en ucuz şekilde piyasaya sunmak, 4+4+4 eğitim sistemi, ardından sanayi bölgelerinde açılan meslek liseleri, sonra da yönetmelikte yapılan değişiklikle çocukların ağır işlerde çalıştırılmasının mümkün olabilmesiyle görebiliyoruz" örnekleriyle açıkladı. Ezgi, "Böylelikle bu da çok can yakıcı ve sorunun gittikçe ağırlaşarak devam etmesine yol açıyor" şeklinde sözlerini sürdürdü.
'Çocuk işçiliğinin vehameti'
Ezgi, çocuk işçiliği sorununun gittikçe ağırlaşarak devam etme durumunun vehametini şöyle ifade etti: "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in 2014 yılında yanıtladığı bir soru önergesine göre, Türkiye'de 958 bin çocuk ücretli bir işte çalışıyor. Gündem Çocuk Derneği Yaşam Hakkı 2014 Raporu'na göre ise 2014 yılında en az 61 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti. DİSK-AR'ın 2014 yılında hazırladığı rapora göre de istihdam içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocukların sayısı 2006 yılında 6 milyon 540 bin iken 2012 yılı için bu rakam yaklaşık 1 milyon kişi artarak 7 milyon 503 bin oldu. Okula devam ederken çalışan çocukların sayısı da 2006-2012 yılları arasında yüzde 64 oranında artarak 272 binden 445 bine yükseldi. DİSK-AR'ın 2015 Raporu ise çocuk işçiliğinin gittikçe ağırlaşan boyutlarını ortaya koydu: Okula gitmeyen çocukların haftalık çalışma süresi 54 saat. Çalışmak zorunda bırakılan çocukların yüzde 3,4'ü yaralanmış ya da sakatlanmış durumda. Çocukların üçte birine işyerinde yemek verilmiyor. Yarısından çoğu ise 400 TL'nin altında çalışıyor."
'Çocuklarla birlikte el ele'
Çocuk işçiliğinin önüne geçmek için herkese sorumluluk düştüğünü kaydeden Ezgi, "Devletin niyeti böyleyken ve bu kadar açıkken işin bizlere, topluma, siyasetçilere, sosyologlara, sivil toplum kuruluşlarına, çocuk hakları komisyonlarına, toplumun birçok farklı kesimlerine görev düşüyor. Bu nedenle daha yüksek sesle, daha örgütlü bir şekilde, mutlaka çocuklarla birlikte el ele, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması için çaba göstermeye devam etmek gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
(dc/mg)

