'Kadınlar olarak meydanlarda olmaya devam edeceğiz'
09:03
JINHA
ANKARA - Son dönemlerde artan baskıları ve kadınlara yönelik gözaltında cinsel işkence ve çıplak arama dayatmalarını değerlendiren HDP'li vekillerden Meral Danış Beştaş ve Nursel Aydoğan, kadınlar olarak meydanlarda olmaya devam edeceklerini söyleyerek, barış mücadelesinin kadın öncülüğünde gelişeceğini belirtti.
Kürt halkına karşı başlatılan savaş kararıyla birlikte bölge kentleri adeta 90'lı yılları aşan uygulamalarla sahne oluyor. 7 Haziran seçimlerinin ardından baskılar artarken, gözaltına alınan kadınlar ise cinsel işkenceye ve çıplak aramaya maruz bırakılıyor. HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ve HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, hem başlatılan savaş konseptini hem de gözaltında kadınlara yönelik yaşanan antidemokratik uygulamaları ajansımıza anlattı.
' Savaş koşullarında en fazla kadınlar zarar görüyor'
7 Haziran seçimlerinden sonra hak ihlallerinin arttığına ve bu ihlallerden kadınlara yönelik uygulamaların dikkat çekici olduğuna HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Şüphesiz hepsi çok ciddi boyutlarda ama her zaman olduğu gibi savaş koşullarında yine en fazla zararı kadınlar görüyor. En son katledilen YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün bedenine yönelik işkence, insanlık dışı muamele. Savaşlarda bile bu durumun gerçekleşmesi asla ve asla izah edilemez, kabul edilemez. Onun akabinde Sur Belediye Eşbaşkanı Fatma Şık Barut ve yine Silvan Belediye Eşbaşkanı Yüksel Bodakçı Sincan Cezaevi'ne apar topar gece yarısı götürüldü. Götürülürken ailelerine ve avukatlarına hiçbir bilgi verilmedi" dedi.
'Bu uygulamaların artmasından endişeleniyoruz'
Meral, kadınların Sincan Cezaevi'nde çıplak aramayla işkenceye maruz kaldıklarını belirterek, çıplak aramanın hiçbir şekilde ne iç hukukta ne de uluslar arası hukukta bir karşılığı, bir meşruiyeti, bir yasallığının söz konusu olmadığının vurgusunu yaptı. Meral, "Bu uygulama hem cinsiyetçi bir yaklaşım, hem erkek egemen ideolojinin bir yansıması hem de kadınlık onuruyla ve insanlık onuruyla alay etme, dalga geçme bunu yıpratma amacını taşıyan bir uygulama. Yine Adana'da Figen Şahin adlı bir kadın aynı şekilde çıplak aramaya ve cinsel saldırıya uğradı. Ve kendisi gördüğü işkencelerden dolayı hastanede tedavi olmak zorunda bırakıldı. Şuanda tutuklandı, cezaevinde" diyerek, bu tür uygulamaların artmasından endişe duyduklarını ifade etti.
'Kadınlar olarak bu uygulamalara izin vermeyeceğiz'
Bölgede yaşanan anti demokratik uygulamaların bu günlerde 90'lı yıllar tartışmasını gündeme getirdiğini dile getiren Meral, sözlerine şöyle devam etti: "AKP 90'lı yılları aşan uygulamalara imza atmaktan hiç çekinmiyor. Aksine savaş politikasını ciddi bir şekilde tırmandırıyorlar. Ne Türkiye Kadın Hareketi ne Kürt Kadın Hareketi ne de Dünya Kadın Hareketi asla ve asla bu uygulamalara izin vermeyecektir. Bunun karşısında güçlü bir direniş ortaya koyacaktır. Geçmişte de kadınlara bekâret kontrolü uygulaması, gözaltında cinsel taciz ve tecavüz vakaları maalesef sıklıkla yaşanmaktaydı. Geçici hükümet bu dönemde bunları bilerek ve isteyerek savaşın yan kolu olarak, yan enstürmanı olarak devreye soktu. Yani biz bütün kadınlara şunu söylemek istiyoruz; düşüncelerimizden, inançlarımızdan, siyasi aidetlerimizden dolayı asla ve asla kadın olarak da insan olarak da bu yaklaşımları hazmetmeyeceğiz. Bu konuda herkesi birlikte hareket etmeye, bu vahşi ve insanlık dışı uygulamalara karşı ses vermeye çağırıyoruz."
'Gelişen kadın mücadelesiyle hiçbir şey saklı kalmıyor'
Kürt halkına karşı başlatılan savaş konseptiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, halkın yüzde 90 oyuyla seçilen belediye başkanlarına ve yine halkın iradesini temsil eden kadınlara, mahalle temsilcilerine tacizler, tehditler ve şantajların yapıldığını belirtti. Nursel, "Buradaki temel amaç şu; bizi çok iyi tanıyorlar. Kürt Kadın Hareketi'nden gelen kadınları çok iyi tanıyorlar. Büyük oranda 90'larda yapılan bu cinsel saldırılar, tacizler, tecavüzler, şantajlar saklı ve gizli kalıyordu. Ancak gelişen zaman içerisinde kadın mücadelesinin gelişmesi, kadın bilincinin gelişmesiyle artık hiçbir şey saklı ve gizli kalmıyor. Kadınlar 'namus' algısını çok değiştirdiler bu ülkede. O nedenle kendilerine yapılan her türlü cinsel saldırıyı rahatlıkla ve açıklıkla herkesle paylaşabiliyorlar. Bunun utanılacak bir durum olmadığını, utanması gereken bu şantajları, tehditleri, tecavüzleri yapanlar olduğunu ifade ediyorlar. Bunlar bilindiği için halkın iradesi olan kadınlara saldırıyorlar" diye konuştu.
'Barış mücadelesi kadın öncülüğünde gelişecektir'
Önemli bir süreçten geçildiğini belirten Nursel, her gün sivillerin katledildiğini, çatışmalardan kaynaklı gerilla ve askerler ölümlerinin yaşandığını söyledi. Bu ülkede acil barışa ihtiyacın olduğunu sözlerine ekleyen Nursel, "Biz biliyoruz ki barış mücadelesi kadın öncülüğünde yürütülen ve yürütülecek bir mücadeledir. Kadın öncülüğünde, anneler öncülüğünde yürütülmeyen bir barış mücadelesinin de sonuç alması zordur. Ve kadınlar en fazla bu dönemde barış mücadelesini yürütmek için alanlarda ve meydanlarda olacaklar" ifadelerinde bulundu. Bütün iktidarların kadınların enerjisinden, gücünden korktuğunu dile getiren Nursel, "Tabi ki AKP hükümeti de bunun korkusunu yaşıyor. Çünkü bu savaşı kendi çıkarları, iktidarı için devam ettirmek istiyor. Bu savaşı devam ettirmenin önünde engel olan kim varsa engel olmaktan çıkarmaya çalışıyor. Bu savaşın sonuçlarını görünür kılan annelerdir, kadınlardır. Böyle şantaj, tehditler üzerinde kadınlar üzerinde etkili olup kadınları alanlardan çekmeye çalışıyor. Ama başarılı olamazlar" dedi.
'Oğlunu kaybeden annenin çığlığını engelleyemiyorlar'
Savaşın yoğun olduğu dönemlerde bile kadınların alanlarda çekilmediğine ve kadınların bedel ödemeyi göze alarak meydanlarda olduğuna vurgu yapan Nursel son olarak şunları söyledi: "Yaşanan asker, polis ölümlerinin neden yaşandığını artık Türkiyeli kadınlar, anneler çok iyi biliyorlar. Çocuklarının bir vatan savunmasında değil de AKP'nin, sarayın iktidarı için yaşamlarını yitirdiklerini biliyorlar. Bu nedenle bundan sonra sadece Kürt kadınları değil, Türkiyeli annelerde, kadınlarda bu savaşın sona erdirilmesi için sokakla alanlara olacaklar. Bu son gelişmeler bunu gösteriyor. Buda AKP'yi çok korkutan bir nokta. Çünkü bölgede olanları bir şekilde AKP hükümeti gücünü, medyayı kullanarak görünmez kılmayabiliyor. Ama Türkiye metropollerinde oğlunu yok yere kaybeden annenin çığlığını engelleyemiyor. Ve bu çığlığın giderek büyüyeceğinden korkuyor. O nedenle bu tip saldırılarla Türkiyeli kadınlara, annelere bir mesaj vermek istiyor. Hiçbir anne çocuğunun ölümüne seyirci kalmayacaktır. Kadınlar meydanlarda olmaya devam edecek AKP ise bu savaş konseptiyle başarılı olamayacaktır."
(de/mg)

