Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı duyarlılık çağrısı
10:35
Sarya Gözüoğlu - Zehra Doğan / JINHA
JINHA
AMED - Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken TUHAD-FED Başkanı Zübeyde Teker, tüm Kürt halkına çağrıda bulunarak, “Unutmasınlar ki 40 yıllık PKK mücadelesinin bugüne gelmesinde zindanların çok büyük bir önemi ve rolü var. Tutsaklar, her zaman öncülük misyonu üstlendiler ve büyük fedakarlıklar yaptılar. Bu uğurda zindanlarda birçok arkadaşımız şehit oldu ve biz bu günlere geldik. Hem onların anılarına sahip çıkmak adına hem bugün cezaevinde direnen yoldaşlarımızın mücadelesine direnişine ortak olmak ve sahip çıkmak adına herkesin bu zindan mücadelesinde bizimle birlikte olması bize ve yoldaşlarına güç ve destek vermesini bekliyoruz “ dedi.
Türkiye’de cezaevinde bulunan 350 kadın, 300 çocuk olmak üzere 7 bin siyasi tutsak, hemen hemen her dönem açlık grevleri gibi birçok eylem türüyle gündeme geliyor. Cezaevi yönetiminin tutumunu, beslenme ve sağlık hizmeti eksikliğine ilişkin protesto eyleminde bulunan tutsakların en büyük talebi yine toplumsal sorun ve gelişmekte olan politikalara ilişkin oluyor. Siyasi tutsakların tarihten bu yana topluma yön veren bir gelenekten geldiğini dile getiren Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) Başkanı Zübeyde Teker, “Bu anlamda tutsaklar önemli bir role sahiptir. Onlar, toplumsal duyarlılığı sağlayan ve gündem yaratan bir güçtür” dedi. Zübeyde ayrıca, tutsaklara ilişkin sergilenen tutumun 12 Eylül döneminden daha ağır olduğuna dikkat çekerek, “12 Eylül’de ve 1990’larda kaba şiddet politikası uygulanırken, şimdi ise tutsaklar hücrelere hapsedilerek adeta sessiz bir ölüme terk ediliyor” dedi.
‘Tutsakların en temel sorunu, hak ve hukuk sorunudur’
Tutsakların en temel sorununun hak ve hukuk sorunu olduğunu söyleyen Zübeyde, “Cezaevinde yapılanalar, hiçbir insanın kabul edemeyeceği insanlık onurunu çiğneyen uygulamalar üzerinedir. Devlet her seferinde yeni bir uygulamayla tutsakların karşısına çıkıyor. Cezaevlerinde sosyal hak kesintisi, fiziksel şartları zorlaştıracak bina yapımları, beslenme ihtiyaçlarının eksik karşılanması ve sağlık sorunlarına ilişkin yerinde ve zamanında müdahale etmeme sorunları yaşanmaya devam ediyor. Bunları avukatlar aracılığıyla öğreniyoruz. Federasyon avukatları her cezaevini düzenli olarak ayda bir kez ziyaret ediyor. Her ayın sonunda yine aynı sorunlar karşımıza çıkıyor. Cezaevlerinde kötü muameleler keyfi uygulama olarak işkence ve çıplak arama halen devam ediyor. Bununla ilgili olarak geçmişte birçok yerde cezaevindeki tutsaklarımız eylemler ortaya koydu. Dönem dönem bu eylemler artık öyle bir noktaya geliyor ki arkadaşlarımız açlık grevleri eylemlerine başvurmak zorunda kalıyor. Tutuklular bu uygulamalardan çok rahatsız olmasına rağmen devam ediyor” diye konuştu.
‘Tutsakların ilk talebi, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıdır’
TUHAD-FED’in Türkiye’de 84 cezaevini takip ettiğini belirten Zübeyde, cezaevlerinde öğrenci, seçilmiş, kadın, erkek ve çocuk gözetmeksizin7 bin tutsağın bulunduğunun altını çizerek, “7 bin tutsağın birçok sorunu oluyor. Bu sorunlara ilişkin her seferinde savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. Olumlu bir sonuç alındığı takdirde Adalet Bakanlığı ile görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda BDP’li vekillerin de büyük desteği ile sorunları meclise taşıyoruz. Eğer olay, tamamıyla içinden çıkılmaz hale gelirse bu defa eylemlerimize başlıyoruz” ifadesinde bulundu. Hasta tutsaklara ilişkin bir buçuk yılı aşkın süre zarfında çalışma yürütmelerine karşın sadece 7 hasta tutsağın serbest bırakıldığına dikkat çeken Zübeyde, konuyla ilgili bürokratik çalışmalara gidildiğini ve ayrıca bir milyon yurttaşın imzasının bulunduğu hasta tutsakların serbest bırakımlarına ilişkin talebin olduğunu belirtti. Zübeyde ayrıca tutsakların bireysel talepleri reddettiğini ifade ederek, her kampanyanın tüm tutsakları kapsamasına önem verildiğini ve ilk taleplerinin arasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması olduğunu söyledi.
‘Tutsaklar yalnızlaştırma politikalarıyla çürütülüyor’
Hükümetin PKK’li tutsaklara ilişkin ağır uygulamalarda bulunduğunu söyleyen Zübeyde, “Devletin 12 Eylül zihniyeti cezaevlerinde çok daha sinsi politikalarla devam ediyor. 1990’larda aile görüşleri tam gündü, insanların birbirileriyle iletişim kurma, sosyal aktivite yapma şansları daha fazlaydı. 1990’larda kaba dayak ölüme varan işkence yaşanıyordu. Şimdi ise hücre tipi cezaevlerinde arkadaşlarımız sessiz bir ölüme terk ediliyor. Şimdi sosyal ilişki kuramıyorsunuz. 1 ya da 3 kişinin kaldığı odalarda kalıyorsunuz. Birçok şey yasak ve keyfi uygulama var. İşkence, yalnızlaştırma politikası ve sessizce çürüten bir politikaya dönüştürüyor” diye konuştu. “Hücrelerde yalnızlaştırılan tutsaklar, farklı şehirlere sevk edilmesi de toplumdan izole etme politikasıdır” diyen Zübeyde, yoksul ailelerin çocuklarını görmeye gidemediğini belirterek, “Sürgünlere ilişkin 80 bin tutuklu ailesiyle görüştük. Ailelerin çoğu bütün olumsuz koşulara rağmen yılda en az bir kere çocuklarını görmeye gidiyor. Bu ailelerin çoğu yoksul ve imkanı yok ama yine de çocuğunu yalnız bırakmamada ısrar ediyor” sözlerini ifade etti.
‘Açlık grevi, bıçağın kemiğe dayandığı andır’
Cezaevlerinde yapılan birçok eylem türü arasında açlık grevinin en son seçenek olduğuna vurgu yapan Zübeyde, “Açlık grevleri cezaevlerindeki tutsakların en son yapacağı eylem türüdür. Yemek almama, protesto etmek için kapılara vurma, açık ve kapalı görüşe çıkmama eylemleri tutsakların her zaman yaptığı eylem şeklidir. Fakat açlık grevi bıçağın kemiğe dayandığı andan itibaren yapılacak eylemlerdir. Sorunun çözümüne idare yanaşmadığında hukuksuzlukta ısrar ettiği andan itibaren bir karşı tepki olarak açlık grevleri eylemleri başlatılır” dedi. “Yapılan tüm eylemler, kamuoyunda duyarlılık yaratmak adınadır” ifadeleriyle konuşmasını sürdüren Zübeyde, Nusaybin, Qamişlo sınır hattında örülen “utanç duvarı”na tepki amaçlı Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın başlattığı ölüm orucuna destek amaçlı Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutsak kadınların ölüm orucuna girdiğini hatırlatarak, “Bu anlamda tutsaklar, kamuoyunda oluşmasını istedikleri duyarlılığı sağlamak için mücadele veriyor” şeklinde konuştu.
‘Tutsaklara ilişkin gerçek bir duyarlılık ve yoldaşlık duygusu yok’
Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi’nden tünel kazıp kaçan PKK’li 18 tutsak arasında yakalanan 17’sine yönelik sürgünlerle beraber ağır tecrit uygulandığı için Van F Tipi Kaplı Cezaevi’nde bulunan 26 tutsağın açlık grevi eylemi başlattığını ve hala sürdürdüğüne işaret eden Zübeyde, “Aslında açlık grevlerinin meşrutiyetini sağlayan olumsuz koşulların devlet tarafından sürdürüldüğünü söylemek mümkün” dedi. Cezaevi sorunlarının kamuoyunda yeterli duyarlılık yaratmadığını belirten Zübeyde, kamuoyunda tutsaklara dönük dönemsel olarak duyarlılığın oluşturulmadığını, sorunların sadece dönemsel olarak dillendirildiğini ve bu konuda sürekliliğin sağlanmadığını ifade etti. Zübeyde, “Bunun en büyük nedeni, sürgünlerle karalama kampanyalarıyla toplumla aralarındaki bağı kesmeye dönük oluyor. Tutsakların sanki bu toplumda hiç yaşamıyormuş gibi gösteren bir mekanizma bir politika üretildi ve yürütülüyor buda doğalında bu ilişkiyi koparan bir nokta oluyor. Toplumun tümünü düşündüğümüzde gerçek bir duyarlılık ve hak arayıcılığı yoldaşlık duygusunu ne yazık ki göremiyoruz” ifadelerinde bulundu.
‘Öcalan’ın özgürlüğü için 2 milyon imza toplandı’
Tutsakların yaşadığı sorunların sadece aileleri ilgilendiren bir konu gibi görüldüğü algının söz konusu olduğunu dile getiren Zübeyde, “Tutsakların yaşadığı sıkıntıları dillendirme yükünü sadece ailelere verme yaklaşımın kabul edemeyiz. 30 yıldır çocuğu içeride olan aileler var ve 30 yıl içerisinde 10-15 cezaevi değiştirmek durumunda kalanlar ve o çocuklarının peşinden giden aileler var. Şimdi bu aileleri her defasında eylem ve etkinlik için alana çağırmak ve bunu onların görev ve sorumluluğuymuş gibi görmek yanlıştır. Bu anlamda tüm yurttaşlar ortak mücadele etmeli. Bu sorunlar hepimizin sorunudur. Yurttaşlar sorunları alanlara gelerek hep birlikte dillendirmeli” dedi. Zübeyde ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için atılan 2 milyonun üzerindeki imzayı Adalet Bakanlığı’na teslim edeceklerinin de bilgisini verdi.
‘Hasta tutsaklara dönük kaygılarımız var’
“İçerdeki arkadaşların temel beklentisi, siyasal taleplerini dışarıda seslendirmemizdir” diyen Zübeyde, tutsakların Kürt halkına yaklaşım ve Rojava gündemi konusunda hassasiyet içerisinde olduğunun altını çizerek, “ Tutsak arkadaşlarımız Rojava’ya yardım için tüm Türkiye’de bulunan siyasi tutsak arkadaşlarla ortaklaşarak 50 milyon’un üzerinde para topladı ve bizim aracılığımızla Rojava yardım kampanyasına ulaştırdı” sözlerini ifade etti. Tutsakların şu anda hasta tutsaklara dönük kampanya yürüttüğünü kaydeden Zübeyde, “Bu anlamda BDP Meclis’e başvuru yaptı. “Bu konuda ciddi kaygılar taşıyoruz. Umarız en kısa sürede talep sahibi olan arkadaşlarımızda serbest bırakılırlar ve en iyi tedavinin yapılabileceği hastane koşullarına kavuşurlar” dedi.
‘PKK tarihinde zindanlar öncüdür’
TUHAD-FED’in Türkiye’de bulunan tüm tutsaklara ulaştığını dile getiren Zübeyde, “ Türkiye’de sadece iki temsilciliğimiz var. Her büromuzda birkaç kişi yalnız çalışıyoruz. Diyarbakır merkez bürosunda 5 kişiyiz ve 3 kişi aktif olarak çalışıyoruz. Sayımızın az olmasına rağmen mümkün olduğunca tüm cezaevlerine ulaşmaya çalışıyoruz. Bu anlamada tüm duyarlı yurttaşları bizimle beraber ortak çalışmaya çağırıyoruz. Unutmasınlar ki 40 yıllık PKK mücadelesinin bugüne gelmesinde zindanların çok büyük bir önemi ve rolü var. Tutsaklar, her zaman öncülük misyonu üstlendiler ve büyük fedakarlıklar yaptılar. Bu uğurda zindanlarda birçok arkadaşımız şehit oldu ve biz bu günlere geldik. Hem onların anılarına sahip çıkmak adına hem bugün cezaevinde direnen yoldaşlarımızın mücadelesine direnişine ortak olmak ve sahip çıkmak adına herkesin bu zindan mücadelesinde bizimle birlikte olması bize ve yoldaşlarına güç ve destek vermesini bekliyoruz “diyerek çağrıda bulundu.
(sg-zd/mg)

