Siirt'te barış nöbeti sona erdi

10:12

JINHA

SÊRT - Siirt'te 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle dün akşam bir günlük barış nöbeti eylemi yapıldı. Eylemin sonunda yapılan açıklamada, katliamların bir an önce son bularak müzakerelerin devam etmesi vurgulanırken, barışı yaşatma çağrısı yapıldı.

Siirt HDP ve DBP il örgütleri, AKP'nin topyekun savaş konseptine karşı, "Toplumsal barış için nöbetteyiz, inadına barış" şiarıyla bir gecelik nöbet eylemi başlattı. HDP Siirt Milletvekili Hatice Seviptekin ile birlikte çok sayıda kurum temsilcisinin katıldığı barış nöbeti, akşam saatlerinde Barış Mahallesi'nde bulunan Mehmet Sincar Halk Evi'nde başladı. HDP Siirt İl Eşbaşkanı Abdullah Çetin, Türkiye ve Kürdistan'da başlatılan savaşa "Dur" demek için nöbeti gerçekleştirdiklerini belirterek, "Barışa bir şans daha verilmesi için, savaş kararı alan kesimlerin bu kararlarını bir daha gözden geçirmeleri ve savaşı derhal durdurmaları için, bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Kentimizde barış için yükselen bu sesin ve çığlığın dikkate alınması tüm Türkiye halklarının geleceği için büyük önem arz etmektedir" dedi.

'Katliamlara karşı ortak mücadele vermeliyiz'

Yapılan barış nöbeti bu sabah yapılan basın açıklamasıyla son buldu. Açıklamayı yapan HDP il yöneticisi Kamuran Kalkan, "Farklı halkların ve inançların eşit ve özgür olarak bir arada yaşamayı hedeflediği bu topraklarda yaşananları durdurmak hepimizin elinde" dedi. "Halklarımıza dayatılan bu cinnet hali, egemenlerin büyük korkusunun tezahürüdür" diyen Kamuran konuşmasına şöyle devam etti: "Farklı halklar ve inançlar arasında barış, eşitlik ve demokrasiyi elde etme mücadelemizi bu 1 Eylül'de de pekiştirerek sürdürüyoruz. 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; sorunlarımız siyasidir, çözüm yolları demokratik siyaset alanında yaratılmalıdır. Türkiye'de karşılıklı çatışmasızlığın yaşandığı ve tahkim edildiği, ellerin tetiklerden çekildiği, görüşmeler ve müzakereler yoluyla sorunlarımızı konuşup çözeceğimiz günlere derhal geri dönmek mümkündür. Çözüm ve barış yolunda somut sonuçlara ulaşılabilmesi için her türlü yasal ve fiili düzenlemenin yapılması, halklarımızın demokratik, haklı ve meşru taleplerinin karşılanması için adım atılmalıdır. Bunun yanı sıra, katliamlar ve saldırılar karşısında Türkiye demokrasi ve barış güçlerinin el ele vermesi ve insanlık dramının yaşanmasına son vermek için ortak mücadele etmesi, susmaması ve gerçekleri konuşması mümkündür."

'İnsanları birbirine düşman eden egemen anlayıştır'

2015 1 Eylül'ünün gelecek açısından kritik bir eşik olduğunun altını çizen Kamuran, "Bu 1 Eylül demokratik hak ve özgürlük taleplerini dillendirme, barış yolunun müzakereden ve demokratikleşmeden geçtiğini haykırma günüdür. Kürt halkı eşitlik, adalet ve özgürlük için 30 yıldan fazla süren ve ağır bedeller ödenen bir dönemin sonrasında onurlu bir barış için büyük bir adım atmıştır. Bu adımla artık insanlarımızın yaşamını yitirmediği bir dönemi kalıcı hale getirebiliriz. Şimdi bu adımı geliştirme ve Sayın Abdullah Öcalan ile eşit ve özgür koşullarda müzakere ortamına yeniden dönme zamanıdır" şeklinde konuştu. Kamuran, "Bugün yaşanan karanlıkların sorumlusu halklarımız değildir. İnsanları etnik kimlikleri, farklı kültürleri ve inançları üzerinden birbirinin düşmanı haline getirmeye çalışan egemen anlayıştır" dedi.

'Barış, siyasi iktidarlara emanet edilemez'

Kamuran şöyle konuştu: "Barış ellerimizdedir. Barış, siyasi iktidarlara emanet edilemez. Halklarımızın arzusu olan barışın kazanılması sorumluluğu omuzlarımızdadır. Halklarımız arasında kuracağımız kardeşlik köprüsüyle barışın, eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün hüküm sürdüğü bir coğrafyayı ne pahasına olursa olsun yaşatacağız. İnanıyoruz ki, 1 Eylül'de 'Barış' diye yankılanan sesimiz Edirne'den Hakkari'ye her yerde karşılığını bulacaktır. Sadece ülkemizde değil bölgede ve dünyada da barış için taleplerimizi haykıralım. Barış için Rojava'da, Kobanê'de direnen ve kendini demokratik biçimde yöneten halkların yanında olalım. Suriye'de süren iç savaşta her gün canını yitiren onlarca, yüzlerce insanı unutmayalım, mazlum halklarla dayanışma duyguları içinde olalım. HDP kalıcı barışın da, köklü demokratik çözümün de adresidir. Halklarımızı, kendimizi, kentimizi, ülkemizi birlikte yönetelim. Birlikte yaşıyorsak, birlikte de yönetebiliriz."

(şö/fk)