‘AKP cezaevlerindeki uygulamalarıyla geçmişi aşan nitelikte’
15:37
JINHA
AMED – Son bir aydır cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklara dönük baskılara, bu hafta gerçekleşen 200’ü aşkın sürgün de eklendi. Bugün de D Tipi Cezaevi’nden 66 kişinin sürgün edileceği haberi üzerine yapılan basın açıklamasında konuşan BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, iktidara gelirken cezaevlerini iyileştirme iddiası da bulunan AKP dönemindeki uygulamaların geçmişi de aşan nitelikte olduğunu vurguladı.
Bingöl Cezaevi’nde yaşanan firar olayının ardından politik tutsaklar, son bir aydır bölgenin birçok cezaevinden Türkiye cezaevlerine sürgün ediliyor. Son bir haftada 200’ü aşkın tutsağın da sürgün edilmesinin ardından aileler başta olmak üzere, birçok sivil toplum kuruluşu da sürgünlere ve artan baskılara karşı tepkilerini, yaptıkları basın açıklaması ile dile getiriyor. Son olarak bugün de Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden de 66 tutsağın sürgün edileceği haberinin ardından D Tipi Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya, TUHAD FED, TUHAD DER ve BDP’li yöneticiler, BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Barış Anneleri İnisiyatifi, BDP’li belediye başkanları ve encümenleri ve çok sayıda tutsak yakını katıldı. Açıklamada “Tecride hayır, tutsaklara özgürlük” yazılı bir pankart taşınırken, açıklamaya katılanlar, “İçerde dışarıda hücreleri parçala”, “Tecride hayır” sloganları attı.
‘Arkadaşlarımız sürgünlerle teslim alınmak isteniyor’
Siyasi tutsakların sürgün edilmesine ilişkin ilk olarak konuşan TUHAD FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, son bir haftadır gerçekleştirilen 200’ü aşkın sürgünün, hukuki olmayan gerekçelerle gerçekleştirildiğini ifade etti. Konuşmasında, cezaevlerinde birçok hukuksuzluk varken, tutsaklara ayrıca “tecrit üzerine tecrit” uygulandığına dikkat çeken Zübeyde, “Sürgün politikaları ile arkadaşlarımızı teslim almaya, aileleri ile olan bağlarını koparmaya çalışmaktadırlar. Adalet Bakanlığı, gayri insani ve gayri hukuki olan bu politikalardan vazgeçmelidir. Cezaevlerinde yaşanan bu sorun sadece ailelerin, derneklerin sorunu değildir. Herkes vicdani yaklaşmalıdır. İçerdekiler bizim kardeşlerimiz, yoldaşlarımızdır. Bu nedenle içerdekilerle mücadelemizi ortaklaştırmalıyız” açıklamasında bulundu.
‘Sürgünler, devlet politikalarının devamıdır’
Ardından konuşan BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ise, değişen iktidarlara rağmen, yıllardır cezaevi politikalarının değişmediğine vurgu yaparak, 2002 yılında cezaevlerindeki sorunlara da çözüm olma iddiasıyla iktidara gelen AKP Hükümetinin de 10 yıldır bir adım atmadığına işaret etti. AKP döneminde değişim yapılmaması ile beraber, geçmişi aşan uygulamalara da tanıklık edildiğini ifade eden Nursel, sürgünlerin de bu devlet politikalarının devamı olduğunu kaydetti. Bingöl Cezaevi’nde yaşanan firar olayının ardından gelişen sürgünlerin de cezaevi baskılarına örnek olduğunu belirten Nursel, “Sürgünlerin iki temel dayanağı var. Birincisi, özgürlük tutsaklarını rehabilite etmek, ikincisi de tutsakların ailelerini yıldırmaktır” dedi. “Demokrasi ve özgürlük mücadelesini yürütenler için cezaevi, arka bahçedir” ifadelerini kullanan Nursel, mücadele eden herkesin “soğuk cezaevi duvarlarıyla” karşılaşacağını bilerek yola çıktığını dile getirdi. Nursel ayrıca, AKP’nin baskılarla sonuç alamayacağının 30 yıllık tarihsel geçmişten de anlaması gerektiğini söyledi.
‘Cezaevleri oldukça, kimin içerde olduğu önemli değildir’
Sürgün ve baskılara rağmen tutsakların her zaman direneceğini belirten Nursel, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bizler de tutsakların direnişi ile birlikte olacağız. Cezaevi var oldukça, kimin içerde olduğu önemli değildir. Hükümet cezaevi politikalarını ve bununla birlikte hasta tutsaklara dönük politikalarını gözden geçirmelidir. Cezaevlerinde bulunan 500’ü aşkın tutsak, ölümün eşiğine gelmiştir ve derhal çıkartılmalıdır. İç hukuk da bunu gerektiriyor. Kimseden fazla bir şey istemiyoruz. Sadece iç hukuk uygulansın. Artık Adli Tıp da siyasallaştı. AKP, bu duruma müdahale etmelidir ve Adli Tıp Kurumu, bağımsız olmalıdır. Eğer AKP, çözüm sürecinde samimi ise, hasta tutsakları serbest bırakmalıdır. AKP Hükümetini, Kürt Sorununun çözümü ve baskı politikalarını gözden geçirmeye ve değiştirmeye davet ediyoruz.”
‘Cezaevleri önünden cenazeler almak istemiyoruz’
Nursel’in ardından basın açıklaması yapan TUHAD DER Yönetim Kurulu Üyesi Cahit Demirkıran, cezaevlerinde, tutsakları sindirmeye dönük 12 Eylül zihniyetinin sürdüğünü dile getirdi. cezaevlerinde her gün yeni hukuksuzluklar yaşandığını ifade eden Cahit, cezaevi yönetimlerinin provakasyonda ısrar ettiğini söyledi. Cahit, sürgün politikaları ile son bir yılda bin kişinin, son bir haftada ise 200’ü aşkın kişinin sürgün edildiğine vurgu yaptı. “Yürütülen politikalarla arkadaşlarımızı teslim almaya, teslim alamadıkları taktirde çürütmeyi hedefliyorlar” diyen Cahit, 121’i ölümcül hastalığa yakalanmış olan hasta tutsaklara dönük uygulamaların da kabul edilemez olduğunun altını çizdi. Yaptığı basın açıklamasında Cahit, “Hala Metris’te Adli Tıp’a çıkmayı bekleyen 16 arkadaşımız var. Onlarcası da Adli Tıp’ın ve mahkemelerin siyasi tutum takınmasından dolayı serbest bırakılmadı. Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz. Cezaevleri önünden cenaze almak istemiyoruz artık.” dedi.
Ayrıca Cahit, D Tipi Cezaevi’nden sürgün edilmek istenen 66 kişiye de aniden haber verildiğini ve sadece iki saat süre tanındığını kaydetti. 66 tutsağın isimlerinin ardından kitle, alkışlarla dağıldı.
(gk/mg)
