Kaze Özlü: Figen'i duyunca kendi yaşadıklarımı hatırladım
09:08
Filiz Zeyrek/JINHA
ADANA - Adana'da gözaltında cinsel işkenceye maruz kalan Figen Şahin'in yaşadıklarını duyunca kendi yaşadığı günlere dönen Kaze Özlü 1996'da polislerin evini karakola çevirerek cinsel işkence yaptığı geceyi anlattı. O günlerle 2015 arasında hiçbir fark olmadığını söyleyen, Kaze, "Devletin kirli yüzünü deşifre etmiş kadınlarız. Utanmıyorum kendimden onlar utanacaklar. Tarih onların yaptığı işkencenin hesabını soracak" dedi.
Muş'un Varto ilçesinde yaşamını yitiren YJA Star'lı Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) cenazesine işkence yapılması ve çıplak bedenini sergilenmesi ardından Adana'da gözaltına alınan Figen Şahin'in genital bölgesi ve göğüslerine vurularak, pantolonunun indirilip üzerine köpekler salınması ve genital bölgesinin görüntülenmesi de tıpkı 90'lı yıllarda olduğu gibi eril zihniyetin savaşının kadın bedeni üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor. Kürdistan'da kadın bedeni üzerinden savaş yürüten zihniyet hep var olageldi. O yıllarda kadınlar gözaltında ağır işkencelere, cinsel şiddete, tacize, tecavüze maruz kaldı, büyük acılar yaşayan kadınlar direngenlikleriyle kadın mücadelesini bugünlere taşıdı.
Kaze Özlü'nün hikayesi
O kadınlardan biri de Adana'da yaşayan Kaze Özlü'ydü. Şimdi 75 yaşında olan Kaze Özlü'nün hikayesi çok yazıldı, çizildi. Davası yıllarca sürdü. AİHM'e açtığı davayı geri alması için de baskı gördü. 1996'da bir gece evine gelen polisler evine karakola çevirip öylesine vahşi uygulamalar yaptı ki o zaman 55 yaşında olan Kaze'nin yaşadıkları bir yana herkese "Bunlar insan mı" diye düşündürttü. Kendisinde hayata geçirilen zihniyetin bugün Ekin Wan ve Figen Şahin üzerinden hayata geçirilmeye çalışıldığını söyleyen Kaze Özlü'nün hikayesini JINHA'ya anlatımlarıyla okuyalım. 1990'lı yılların başında Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinden koruculuk dayatması nedeniyle göç eden 4 çocuk annesi Kaze, Adana'nın Seyhan İlçesine bağlı Gülbahçe Mahallesi'ne göç etmek zorunda kalıyor. Adana'da da devletin her türlü yaklaşımı ile mücadele etmek zorunda kalan Kaze, kızının 1995 yılında PKK saflarına katılmasıyla birlikte devletin baskılara yeniden maruz kalmaya başlıyor. Baskılar her geçen gün artarken, evlerine de neredeyse her gece baskın düzenleniyor.
'Tüm dayatmalara rağmen koruculuğu kabul etmedik'
Kaze, eşinin yaşamını yitirdiği süreçte çocuklarının henüz küçük olduğunu dile getirerek, köyde koruculuk kabul edilmediği için her gün zulme uğradıklarını kaydetti. Kaze, tüm dayatmalara rağmen koruculuğu kabul etmediklerini belirterek, "Bende çocuklarımı alıp Adana' göç ettim ve bilmediğimiz bir dünyada hayatın zorluklar ile mücadele etmeye başladık. 1995 yılın da kızım Türkan gerillaya katıldı ve katılması ile zor günler başladı. Her geçen gün devletin baskıları gittikçe daha da şiddetlendi. Kızım bize yaşatılmak istenen onursuz bir yaşama baş kaldırdı. Devlet bu başkaldırırın kendilerinin zulmüne olduğunu bildiği için bizi daha fazla zorlamaya kalktı" dedi.
'20 polisin coplu tecavüzüne maruz kaldım'
Devlet tarafından oluşturulan işkence birlikleri ile halka uygulanan şiddetin en ağırını yaşadığını vurgulayan Kaze, kendisine yaşatılan vahşeti gözlerini bir noktaya odaklayarak şöyle anlatıyor: "Bir akşam yaklaşık 20 polis evime zorla girdiler ve beni dövmeye başladılar. Ben ne olduğunu anlamadan boynuma kabloyu sarıp bir köpek tutar gibi tuttular. Bir anda acılar içinde kıvranmaya başladım. Genital bölgemde ve midemde şiddetli ağrılar içerisinde yerlerde kıvranmaya başladım. Neydi bu nasıl bir acı beynime kadar bedenimi uyuşturan neydi? Defalarca aynı acı ile kıvrandım. Boynumda kablolu tasma başımda onlarca gözleri kan bürümüş polis. Canımı yakan o acının sebebi polislerin ellerindeki coplardı. İnsan bu kadar mı barbarlaşır diye düşündüm o an, kendimi kaybettim uyandığımda kan revan içinde bedenim bağırsaklarım, midem ve özel bölgemin verdiği acıya dayanacak gücüm yoktu. Komşular hastaneye kaldırdılar, umutları yoktu ölecek diyorlardı. Yoğun bakımda yattım. Hastanede çocuklarımın duymuş olma ihtimali aklımdan çıkmıyordu. Onlara ne derim diye kahır oluyordum. Ama beni en çok da 5 yıl içinde onlarca ev değiştirmek zorunda kalmam üzüyordu" diye konuştu.
'Çocuklarım evsiz sokaklarda yaşıyordu'
Yaşadığı acılar hala taze olan Kaze, kendisi ile ilgili sürekli sahte ihbar iddiaları ile davalar açıldığını belirterek, 3 yıl cezaevinde kaldı. Yaşadığı işkence yüzünden cezaevinde hastalanıp hastaneye kaldırılan Kaze, doktorların dahi tahammül edemediği halde kendisine yapılan eziyete müdahale edemediklerini dile getirdi. Çocuklarının dışarıda yalnız başlarına kalmasından kaynaklı zor günler geçirdiğini dile getiren Kaze, 3 yılın sonunda cezaevinden çıktığında çocuklarının sokakta yaşamak zorunda kaldığını anlattı.
'Utanmıyorum kendimden onlar utanacaklar'
Yaşamını zor şartlarda düzene koyduğunu ancak polislerin tekrar oturdukları eve baskın yaparak oğlunu ve kendisini gözaltına aldıklarını söyleyen Kaze, kendisini ve oğlunu işkenceden geçirdikten sonra oğlunu bir mezarlıkta diri diri gömdüklerini vurguladı. Kaze, kendisine yapılan işkencenin ardından bir araziye atıldığını ifade ederek, "Bir adam bana doğru geliyordu çok korkmuştum gelme diye bağırıyordum oda korkma seni arıyoruz diyip beni eve götürdüler. Oğlumu da biri görüyor polisler gittikten sonra o çukurdan kurtarıyor. O günden beri iki oğlumun da psikolojileri bozuk. Bu defalarca sürdü her seferinde işkence zülüm yapıldı bize ama ben yine susmadım mücadele ettim" dedi.
'O gün ile bugün arasında fark yok'
1990 yılı ile 2015 yılı arasında hiçbir fark olmadığını söyleyen Kaze, Figen Şahin'e yapılan işkenceyi duyduğu anda geçmişine döndüğünü söyledi. Kaze,"Devletin kirli yüzünü deşifre etmiş kadınlarız. Utanmıyorum kendimden onlar utanacaklar. Tarih onların yaptığı işkencenin hesabını soracaktır" dedi.
(be/gc/fk)

