Yüreği olan varsa sadece bir gece çatışmaların içinde kalsın...
09:10
Zehra Doğan/JINHA
ŞIRNEX - Keskin nişancıların ablukaya aldığı Silopi'de yurttaşlarla öz yönetim modelini konuştuk. "Devlet bizi sevmiyor, özgür yaşamak istiyoruz" diyen çocukları destekleyen kadınlar "Her gün bir gencin katledilmesinden bıktık. Büyük katliamların önünü kesmek amacıyla kendimizi savunuyoruz" diyor. Silopi'ye 'uzak'tan bakanlara da seslenen kadınlar, "Bizi anlamadan karar verceğinize, yüreğiniz varsa sadece bir gece bu saldırıları kendiniz şahit olursunuz" diye belirtiyor.
Şırnak'ın Silopi ilçesi bir ay içinde iki katliamı yaşadı. 7 Ağustos'ta Zap Mahallesi'nde polisin gözaltı saldırılarına karşı kendini savunan halka saldırına ve evleri yakan polis 3 kişiy katletti. 29 Ağustos gecesi ise 3 genç bir evde katledildi. 30 Ağustos gecesi evinin damında uyumak üzereyken 55 yaşındaki Fatma Ay ve 14 yaşındaki kızı Berfin Ökten hedef alındı ve Fatma yaşamını yitirirken, küçük kız ise ağır yaralandı. İlçede gerginlik hala sürüyor. Özellikle gençlerin ve çocukların hedef alındığı Kürdistan coğrafyasında son zamanlarda katliam haberleri dinmezken, öz yönetimini ilan eden bölgelerden biri olan Silopi'de tüm yaşananları anlamak adına çatışmaların en yoğun yaşandığı Başak (Zap), Yenişehir, Barbaros, Karşıyaka, Cudi ve Nuh mahallelerinde halkın nabzını tuttuk.
15 yaşındaki Berivan'ın öncülük yaptığı topraklar
Her sokak basının Akrep tipi zırhlı araçların durduğu ve binaların tepelerin uzun namlulu silahlı keskin nişancıların konuşlandırılmasıyla adeta OHAL havasının yaratıldığı ilçede nefes dahi almalarına izin verilmeyen yurttaşlarla sık sık dillendirdikleri öz yönetimin ne olduğunu ve neden bu kadar çok istediklerini bir de onlardan dinledik. Her katliamın ardından, "Orada çocukların ne işi vardı" söylemlerine belkide en iyi cevabın verildiği Silopi'nin neredeyse yarısının çocuklardan oluştuğunu görebildiğimiz çatışmaların yaşandığı mahallelerde boncuk taneleri gibi dökülen çocukların kameralarımıza zafer işaretleriyle poz vermesi aklımıza, "Cizre Serhıldanı"nın öncüsü 15 yaşındaki Berivan'ının, "Bu topraklar için 13-14 yaş bile oldukça büyük" sözlerini getirdi.
'Ölmeyelim diye kendimizi koruyoruz'
"Ben bilmem örgüt bilir" , "Apo'cu gençlik" , "Çîya reşke tolhildan timî" duvar yazılımlarının arasından Cudi mahallesine ulaşıyoruz. Bizleri görür görmez Rojava Marşı'nı hep bir ağızdan okuyan yüzlerce çocuğun karşılama merasimiyle hendeklerin üzerinden atlıyoruz, burada çocukların korkusuz bir şekilde ellerinde küçük ince sopalarıyla mahallelerini koruma nöbeti oldukça dikkat çekici. Çocuklara öncülük eden 11 yaşındaki S.'ye soruyoruz, "nedir sizi bu kadar öfkelendiren" diye. Başlıyor anlatmaya: "Adım savaş, savaşın ortasında doğmuşum ben ama savaştan nefret ederim. Her gün birileri öldürülüyor, biz de ölmeyelim diye kendimizi koruyoruz."
Savaşın içine doğan çocuklar...
S.'nin sözleri keskin nişancıların üst üste açtığı ateş seslerine karışırken, kucağında 6 aylık bebeğiyle 23 yaşlarında gencecik bir kadın bize yaklaşıyor. Adı Saniye Dönmüş olduğunu söyleyen genç kadının bir de 4 çocuğu var. Saniye, "Kucağımdaki bu çocuk da mı terörist, hem terörist nedir ki? Eğer Kürt olmaksa hepimiz teröristiz. Bu devlet benim çocuklarımın yakasından elini çeksin. Kimin ne hakkı var çocukların korkudan gece boyu uyutmamaya? Çatışmaların başladığı an beşikteki çocuğun ağlama sesinden bile tedirginlik duyyoruz, her an öldürülebiliriz" diye tepkisini dile getiriyor. Kucağında yeni doğan bebeğiyle yanımıza koşan Taybet Olçun ise "19 yaşındayım savaşın içinde doğdum, şimdi de 3 aylık bebeğim savaşın içinde doğdu. Ne olur artık bu savaşı durdurun" diye sesleniyor.
'Binanın tepesinden çocuklara sıkıyorlar'
Annesinin eteğinden tutarak çekinerek bize çatışmalarda duyduğu korkuyu anlatan 5 yaşındaki S.D, "Korkuyorum, oyunlarımız sürekli kesiliyor, bak tam da o binada duran bir adam bize doğru sıkıyor. Silah sesi başlayınca içeri kaçıyoruz, bitince tekrar dışarı çıkıyoruz" diyor. 16 yaşındaki B.Ş, tüm olanları "sevmeyen bir devlete karşı sivil itaatsizlik" olarak değerlendiriyor. B.Ş, "Madem kimse bizi istemiyor, ozaman buraksınlar tek başımıza yaşayalım. Dışardan konuşmak kolay, bir de burda ne çektiklerimizi görsünler. Eğer sizde o yurek varsa, çok değil sadece bir gece bu mahallede sabahlar ve o zaman kimin haksız olduğuna karar verirsiniz. Biz devlete ne yaptık? Hiç bir şey yokken ortalık karşısın diye bize saldırdılar bizim tek yaptığımız ise sadece kendimizi korumak , hendekler daha fazla katliamın yaşanmaması için" diyor.
'Kararımı verdim ailemi koruyacağım'
Son dönemde Silopi'de yaşananlara en önemli tanımlamalardan biri de 8 yaşındaki S. Y adlı küçük çocuktan geliyor. Bu yıl 3'üncü sınıfa gideceğini söyleyen S., "Okulu çok sevmiştim, bu olayların ardından ben de kararımı verdim, her ne kadar okul çantamı yeni almış olsam da okula gitmeyeceğim, zaten bu mahalleden çıktığım gibi vurulurum. Mahallede kalıp ailemi koruyacağım" diyor. "Aileni nasıl koruycaksın" sorusunu ise "kapının önünü taşla doldurarak" diye cevaplıyor.
'Bu devlet bizi hep yanlış anladı'
Öz yönetimin yanlış anlaşıldığını söyleyen 15 yaşlarındaki D. Ş., "Ben bir çocuk olarak beni ve arkadaşlarımı katleden bir yönetimi reddediyorum. Burası çok güzel ve sorunsuz bir ülke oldu da biz mi istemedik. Daha bir kaç gece önce benim yaşlarımda bir kız çocuğu vuruldu annesi öldürüldü. Bu topraklarda çocukların psikolojisini hiç düşündünüz mü? Hiç bilmediğimiz bir dilde eğitim almak bir işkence, her gece silah sesi duymak işkence, kapılarımızın panzerle kırılıp evimizin basılması işkence, arkadaşlarımızın parçalanmış beyin parçalarını toplamak bir işkence... Biz sadece bizi koruyan kollayan bir hükümet olmadığı için kendi kendimizi korumaktan, yeni bir yaşam kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Bunun da suç olduğunu düşünmüyorum" diye anlatıyor.
'PKK haktır'
"Hep PKK diyorlar, PKK'nin halk olduğunu hala anlamış değiller" diyen 60 yaşlarındaki Ayşe Tokay, mahallede keskin nişancıların hedefi olmamaları için her gün belirli noktaları brandayla kapadıklarını söylüyor. Ayşe, "Ben bu hükümetten şikayetçiyim, beni her gün öldüren, her gece 'Aalh û Ekber' diyen polisler tarafından gençlerin çatışmak zorunda kalmasından dolayı şikayetçiyim. Hala PKK diyorlar, gelsinler beni alsınlar, halk artık isyan boyutuna geldi. Her gün bir gencin ardından ağlamaktan göz pınarlarımız korudu. Bu gençler hayatı delice seven yaşı küçük çocuklar, yazık günah, onların anne ve babası bu baskıdan çekti çekeceğini bari onlar çekmesin" diye hükümete sesleniyor. Ayşe en çok AKP etrafında toplanan Kürtlere çok kızdığını söyleyerek, "Siz ne ara bu kadar vicdansız hale geldiniz. Hangi ara bu kadar vurdum duymaz oldunuz? Gençlerimizi katledenlerin yanında işiniz ne? Kadınlara sesleniyorum, eşinizin AKP'ye girmesini, aday olmasını kabul etmeyin gerekirse boşayın" diye seslendi.
'Çocuklara tüm yaşananlar bir oyun dedik'
Yenişehir Mahallesinde 29 Ağustos gecesi yaşanan çatışmanın hemen yanındaki evde yaşayan Sarya ile konuşuyoruz. Gece boyu çocuklarının uyuyamadığını söyleyen Sarya, "Çocuklara savaşın içinde bir oyun oynamak zorunda kaldık. Tüm duyduklarının komik bir oyunun sesleri olduğunu söyledik ve ellerimiz silâh şekli yapıp sabaha kadar oynadık. Seslerin havai fişek sesleri olduğunu ve insanların onunla olemeyecegini söyledik. O gece çok korkunçtu, çığlık sesleri hala kulağımda" diye anlatıyor.
Röportajların ardından Cudi Mahallesi'nde yaşayan Berivan'ının,"Sizde o yürek varsa bir gece burada kalır, tüm yaşananları siz değerlendirirsiniz" tavsiyesine uyup geceyi Cudi Mahallesi'nde bir bebek sahibi yeni evli bir çiftin evinde geçiriyoruz.
(fk)

