Dünya’da kadın olmak… - (1)- DOSYA
10:11
Gülşen Koçuk – Mekiye Görenç/JINHA
HABER MERKEZİ – Dünyanın farklı coğrafyalarında renkleri farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı olan kadınların uğradığı şiddet, tecavüz ve sömürünün rengi aynı. Beş bin yıllık erkek egemenlikli sistemle birlikte kadın tarihten, toplumdan dışlandı ve koparıldı. Gelişmiş ülkelerde kadına değer verdiğini iddia eden kapitalist sistem, kadını meta olarak görürken, gelişmemiş ülkelerde ise kadın dört duvar arasına hapsedilmiş durumda. 21. yüzyılda olmamıza rağmen hala birçok ülkede kadınların siyasette temsil hakkı yok, seçme ve seçilme hakkı yok, 29 ülkede kadınlar hala sünnet edilmekte, çocuk yaşta evlilikler, ‘namus’ adı altında kadınların katledilmesi, kadına yönelik taciz, tecavüz olayları ve sayamayacağımız kadar birçok hak ihlalleri…
Hem kapitalist sistemin hem de ataerkil düzenin kadınların kimliği, bedeni, emeği üzerinde kurduğu ortak tahakküm devam etmekte. Farklı coğrafyalarda yaşayan kadınlara dönük şiddet ise sadece şekil değiştiriyor. Güçlerin savaştığı coğrafyalar başta olmak üzere, bütün iktidar güçleri kadını hedef alırken, kadına yönelik şiddet de birçok şekilde gerekçelendirilerek “meşru” gösterilme çabası içine giriliyor. Dünyada, kadına yönelik şiddetin kaynağını araştırmaya kalktığımızda ortak bir nedene rastlarız, o da eşitsizlik… Bunun kadınlar aleyhine nasıl işlediğine dair verilerde, gelişmekte olan ülkelerde günde bir dolardan daha az yaşayan 1.3 milyar insanın yüzde 70’i kadın. Küresel üretimin yüzde 66’sı kadınlar tarafından gerçekleştirilmesine rağmen, küresel gelirden kadınların aldığı pay sadece yüzde 10. Kadınlar, dünya mal varlığının sadece yüzde birine sahip. Dünyada, okuma yazma bilmeyen nüfusun üçte ikisi kadın. İşsiz kadın nüfusu işsiz erkek nüfusunun 1 buçuk katı. Kadına yönelik şiddetin birçok boyutu, yönü ve oranı var. Dünyada kadınların yüzde 49’u psikolojik şiddet görerek yaşamlarını sürdürmekte. Kırsalda yaşayan kadınların yüzde 41’i, şehirde yaşayan kadınların yüzde 27’si, evliliklerinde en az bir kez fiziksel şiddete maruz kalmakta.
Dünyada her üç kadından biri şiddet mağduru
Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre, dünyadaki her üç kadından biri hayatında en az bir kez eşi tarafından kötü muameleye maruz kalmış. Kadına yönelik şiddetin dünyada ‘salgın‘ boyutuna ulaştığına dikkat çekilen raporda refah seviyesinin yüksek olduğu Kuzey Amerika, Avrupa, Avustralya ve Japonya gibi bölgelerde de kadınların dörtte biri partneri tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete uğramış. Güneydoğu Asya ve Afrika’da ise kadınların üçte birinden fazlası şiddet mağduru. Bunun yanı sıra Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde olmak üzere milyonlarca kadın sünnet edilmekte. Afganistan dünyada anne ölüm oranının en yüksek olduğu ülke. Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanmaları yasak. Demokratik Kongo Cumhuriyeti aile içi şiddetin en yüksek olduğu ülke olup her gün bini aşan kadın tecavüze uğruyor. Kadınların en çok mağdur olduğu ülkelerin başında Yemen geliyor. Sadece bir kadın milletvekili bir kadın bakan var. Pakistan’da kadın hakları açısından tam bir kaos hakim. Filistinli kadınlar ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı birçok haklarını rahat yaşayamıyor. Cezayir’de güvenlik sorunu kadınları kısıtlıyor. Fransa’da her ay 6 kadın, İngiltere’de her ay 8 kadın ve Finlandiya’da her yıl 27 kadın, Türkiye’de ise her ay ortalama 25 kadın farklı gerekçeler ileri sürülerek, katledilmekte.
29 ülkede kadınlar sünnet ediliyor
Dünyada kadın sünnetine maruz kalmış 125 milyon kadın ve kız çocuğu var. Somali'deki kadınların yüzde 98'i, Mısır'da yüzde 91'i sünnet edilmiş. UNICEF’in kadın sünneti raporuna göre, dünyada 125 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın sünnet edilmiş durumda. 30 milyon kız çocuğu ise önümüzdeki on yılda sünnet edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Afrika ve Ortadoğu’da 29 ülkede yapılan araştırmaya göre sünnet edilen kadın sayısının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Mısır, Etiyopya, Nijerya, Sudan ve Kenya ile Burkina Faso. Somali’deki kadın ve kız çocuklarının ise yüzde 98’i sünnet edilmiş. Toplumda kabul görme uygulamanın yapılmasında öne sürülen en yaygın gerekçe. Hijyen, daha iyi bir evlilik ihtimali, bekareti korumak, dini gereklilik ise diğer nedenler arasında. Uygulama çoğunlukla Müslümanlarda görülmekle birlikte diğer dinlerde de yapılıyor.
Türkiye’de tablo kadınlar açısından çok karanlık
Kadına yönelik şiddet oranı dünya genelinde ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de yüksek. Ülkemizde özellikle aile içinde ve “namus” adına işlenen kadın cinayetleri artık herkesi isyan ettiren boyutlarda. Kadın cinayetleri en temel insan hakkı olan “yaşama hakkı” karşısında ciddi bir tehdit. Türkiye’de neoliberal ekonomik programları kendinden önceki hükümetler gibi uygulamaya devam eden siyasal iktidarın, Türkiye’nin küresel kapitalist sistemle bütünleşmesi için, yapısal uyum programları ile bu entegrasyonu gerçekleştirmek için ne kadar büyük bir çaba içinde olduğu ortada. Son yapılan düzenlemeler ile bir taraftan AB Bakanlığı kurulurken diğer taraftan Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık kaldırılmış, yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurularak kadının adı yok edilmiş. Kadını özgür bir birey ve yurttaş olarak değil “kutsal aile” kurumu içinde anne ve eş olarak konumlandıran siyasal anlayış, maalesef kutsadığı aile içinde kadınları şiddetten koruyamamakta.
Kadına yönelik ortak tahakküm…
Türkiye’de de siyasal İslam’ın, muhafazakarlığın artması ile kadın istihdamının azalması ve kadına yönelik şiddetin artması arasında önemli bir bağ-ilişkisel durum vardır. Kadınların en az üç çocuk yapmasını ısrarla öneren AKP hükümetinin bundan elde edeceği çıkar önemli. Zira bu yolla kadın toplumsal, siyasal, ekonomik alandan eve çekilecek. Kendisini işsiz değil “ev kadını” olarak tanımlayan kadınların sayısı artacak, dolayısıyla işsizlik oranları düşük görünecek, iş talep edebilecek bir kesim emek piyasasından çekilmiş olacağı için yeni istihdam olanakları yaratmak gibi bir zorunluluk da ortadan kalkacak, ekonomi tıkırında görünecek. Diğer taraftan küresel kapitalizmin yeni sermaye birikim tarzına ve sürecine uygun olarak ikincil işgücü diye tanımlanan “ev kadınlarına” ucuz, esnek işgücü olarak güvencesiz işlerde çalışma imkanı sağlanacak.
Kadın hakları sıralamasında Türkiye en sonlarda
Yapılan araştırmalarda 15 yaş üzeri kadın nüfusun iş gücüne katılım oranı AB ülkelerinde yüzde 42 iken, Türkiye’de yüzde 26. Oysa ki, varılmak istenen oran, AB Lizbon Stratejisi’ne göre, 2010 yılı itibariyle yüzde 60.Tüm dünyada, kadınlar erkeklere göre yüzde 20 ila yüzde 50 oranında daha az maaş ve ücret almakta. Bu oran Türkiye’de yüzde 60. Türkiye, 2010 küresel göstergeler sıralamasında kadın hakları bakımından 136 ülke arasında 126’ncı sırada olmuştur. Türkiye genelinde 3 bin 500 il genel meclisi üyesinin yalnızca yüzde 3,5’u kadın. Muhtarlarda ise bu oran yaklaşık yüzde 1 düzeyinde. Türkiye’deki kadın sorunu sadece belirttiğimiz istatistiklerle sınırlı değil. Her gün ortalama 5 kadının katledildiği, tecavüze uğradığı, taciz edildiği her türlü şiddete maruz kaldığı Türkiye’de suçlular hakkında çaydırıcı cezaların da verilmemesi birçok kadın örgütleri tarafından sık sık yapılan eylemlerle tepki gösteriliyor.
Kadınların kabusu: Ala Kachuu geleneği
Ala Kachuu geleneği, Kırgızistan’da hala yaşatılıyor. Ala Kachuu, genç bir kadın alıp kaçırmak ya da alıp kaçmak anlamına geliyor. Bazı devlet kaynaklarında kaçma olarak değil, gelin hırsızlığı olarak geçen uygulama, Kırgızistan yasalarına göre yasadışı olmasına rağmen herhangi bir yasal yaptırımı yok. Bu “gelin hırsızlığı” geleneğine göre kadınlar, haberi olmadan da kaçırılabiliyor. Kaçırma olayından sonra evliliğe ikna edilmeye çalışılıyor. Ala Kachuu sonunda kaçırılan kadınlara tecavüz edilerek evlenmeyi kabul etmeleri için toplumsal tabular üzerinden baskı oluşturuluyor. Erkeğin kaçırdığı kadın, erkeğin yanında bir gün bile kalsa ailesinin yanına dönemiyor. Kırgızistan’da Ala Kachuu ile evlenenlerin oranı, yapılan evliliklerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu yöntem ile gerçekleşen evliliklerde ciddi düzeyde ev içi şiddet, tecavüz gibi durumlar görülüyor.
Taliban’ın savaş açtığı kız çocuğu: Malala
Babası Svat Vadisi'nde kız çocukları için bir okul işleten Malala Yousafzai, 9 Ekim 2012'de okula gitmek için bindiği otobüste saldırıya uğramıştı. Otobüse binen bir Taliban militanı Malala'ya adını sormuş, daha sonra genç kadına üç kez ateş etmişti. Başından yaralanan Malala, saldırıdan 6 gün sonra tedavi için İngiltere’ye getirilmiş, Birmingham’daki Kraliçe Elizabeth Hastanesi'nde yaklaşık 3 ay kalmış ve kafatasına metal bir plaka yerleştirilmişti. Mart 2013'te taburcu edilen Malala, ailesi ile Birmingham'a yerleşmiş ve tekrar okula başlamıştı. Olayın ardından örgüt sözcüsü Şehidullah Şehid, 6 Ekim’de ABC televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Malala'yı tekrar bulduklarında genç kadının bu kez ellerinden kaçamayacağı tehdidinde bulundu.
Gürcistan’da çocuk evlilikleri yasak, ama yaygın
Evlilik yaşı alt sınırının yasal olarak 16 olduğu Gürcistan’da aileler, çocuklarını evlendirmek için okuldan alıyor. Ortaöğretimin anayasada zorunlu olduğu Gürcistan’da, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre erken evlilik oranı çok yüksek. WHO verilerine göre geçen yıl 13-15 yaşlarında 7 bin 400 kız çocuğu evlilik gerekçesiyle okuldan alındı. Gürcistan’ın insan hakları alanındaki kamu denetçisinin (ombud) verdiği bilgiye göre, Marneuli bölgesinde 2011-2012 eğitim öğretim yılında 341 kız çocuk evlendirilmek üzere okuldan alındı. Gürcistan Eğitim Bakanlığı’nın istatistiklerine göre ise aynı yıl ülke genelinde 13-15 yaş aralığında 7 bin 400 kız çocuğunun uzaklaştığı bilgiler arasında.
Ürdün’de kadınlar ‘namus’ gerekçesiyle katlediliyor
Cambridge Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, sözde “namus temizleme” gerekçesiyle işlenen cinayetlerin haklı olduğu görüşünün Ürdünlü genç erkekler arasında ne kadar yaygın olduğunu gösterdi. 850 öğrenciyle yapılan ankette erkeklerin yüzde 46’sı bu cinayetleri onaylıyor. Üniversitenin Kriminoloji Enstitüsü’nde 850 öğrenciyle yapılan araştırmaya göre, okuldaki erkeklerin neredeyse yarısı “namus” bahaneli cinayetleri haklı görüyor. Ürdün’de her yıl, yaşları 15 ile 20 arasında değişen kadınlar sözde “namus cinayeti” sonucu katlediliyor. Hükümetin bu suçları önleme çabası ise yetersiz kalıyor. Bu cinayetlerin ardında ataerkil ve geleneksel dünya görüşü ile toplumun ötekileştirdiği kadınları öldürmenin normal olduğuna dair inanışlar yatıyor. Araştırma bu bahaneleri de deşifre ediyor.
Ha Bolivya ha Türkiye!
Bolivya’da 2013 yılının ilk aylarında şiddet sonucu 29 yetişkin kadın ve kız çocuğu hayatını kaybetti. Bunların 21’inde şiddet doğrudan öldürmek üzere kadına yönelmiş. Bolivya’da kadınları şiddetten korumak üzere hazırlanan 348 sayılı yasa geçtiğimiz 12 Mart’ta kabul edildi. Yasa kadınlara şiddet uygulayanlar için 30 yıla kadar hapis cezası öngörüyor ve temyiz yolunu da kapatıyor. Ancak bu kağıt üzerindeki görünüm uygulamada durum bu kadar da parlak değil. BM’ye göre, Bolivyalı kadınların yüzde 50’si ev içinde ve aile çevresinde çok sık şiddete maruz kalıyor. Ülkedeki kadın örgütleri hükümetin halen kadın haklarını koruyup kollayan bir noktadan uzak olduğunu düşünüyor.
Hindistan'da tecavüzün ardındaki kadın sorunu
Cinselliğin tabu olduğu Hindistan, araştırmalara göre kadın olmak için en kötü ülke. 2011'de 24 bin 206 tecavüz vakası kayıtlara geçmiş. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de otobüste genç bir kadının toplu tecavüze uğrayarak dövülmesinden sonra protestocular 6 failin asılmasını ya da hadım edilmesini talep etmişti. Temmuz ayına dek Hindistan Cumhurbaşkanı bir kadındı. İktidardaki Kongre Partisi’nin lideri, parlamentonun alt kanadının başkanı ve üç eyaletin başbakanı da kadın. Hindistan’daki işyerlerinde kadınların güçlü bir varlığı var. Fakat bunlar, ülkede yaşayan kadınların sorunlarının az olduğu yanılgısını uyandırmasın. Haziran’da Thomson Reuters’e bağlı TrustLaw’un dünyanın en büyük 20 ekonomisi üzerinde yaptığı araştırma, çocuk yaşta evlendirilmenin yaygınlığı, yetersiz çeyiz yüzünden işlenen cinayetler ve ev içi şiddete dikkat çekerek, Hindistan’ı kadın olmak için en kötü yer olarak belirledi. Hindistan'da yasal işlemler bazen yıllarca ertelenebiliyor. Kadın hakları savunucusu Ranjana Kumari'ye göre, ülkede yaklaşık 95 bin tecavüz davası askıda bekliyor.
İrlanda’da ev içi şiddet artıyor
Kuzey İrlanda’da her 21 dakikada bir aile içi istismar vakası kaydediliyor. Kuzey İrlanda Kadınlara Yardım Federasyonu, ülkede kadınların yaklaşık dörtte birinin kaba kuvvete, cinsel şiddete, duygusal veya ekonomik istismara maruz kaldığını söylüyor. Bu kadınların çok azı yaşadıklarını dile getirebiliyor. Kadınları susmamaları, şiddeti görünür kılmaları için yüreklendiren federasyonun sözcüleri, pek çok vakanın polise intikal etmediği için kayda geçmediğini ifade ederek, resmi kayıtlara yansıyandan çok daha fazla şiddet ve istismar yaşandığına işaret ediyor.
Suudi Arabistan’da çocuk gelinler…
Suudi Arabistan'da 14 yaşından küçük binlerce çocuk, çok daha yaşlı ve varlıklı erkeklerle evlendiriliyor. Ülkede evlenmek için bir asgari yaş belirlenmesi düşüncesi büyük destek topluyor. Yetkililer de bu konuda çalışma yapıldığını belirtiyorlar. Fakat bazı muhafazakar din görevlileri kız çocukların ergenliğe erişmesini evlilik kararı için yeterli görürken, diğer yandan asgari evlilik yaşının belirlenmesi fikrine karşı çıkıyor. Ülke halkının üçte ikisi kadınların 18 yaşından önce evlenmesine karşı. Bunun yanı sıra Suudi Arabistan çocuk ve kadın istismarına karşı yapılan pek çok uluslararası sözleşmeye de taraf. Şura Meclisi üyesi Zoheir Al-Harithi verdiği bir röportajda “Kadınların reşit olmadan evlendirilmesi masumiyeti öldürmek ve çocukluğa saldırmak demektir. Reşit olmayan bu kişiler hem maddi hem de fiziksel olarak sömürülüyorlar ve ne bunun sonuçlarını tam olarak anlayabiliyor ne de etkilerinin önemini kavrayabiliyorlar” diye konuşmuştu. Ayrıca Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanmaları da yasak!..
Malezya’da çocuk evliliklerini durdurun!
Malezya yasaları evli olmayan 12 yaşında bir çocukla cinsel ilişkiyi tecavüz olarak kabul ediyor. Ülkede şeriat mahkemeleri tıpkı Türkiye’deki gibi 16 yaşında evliliğe izin veren kararlar alıyor.Malezya’da Müslüman kadınlar için yasal evlilik yaşı 16, erkekler içinse 18. Ancak, bu yaşın altında da ailelerinin izni ve şeriat mahkemesinin kararıyla evlenebiliyorlar. Müslüman olmayanlar için yasalar evlilik yaşını 18 olarak belirtiyor. Birleşmiş Milletler’in yayımladığı bir raporda Malezya’da şeriat mahkemelerinin toplam 824 evlilik izni talebine olumlu yanıt verdiğini gösteriyor. Rapor Müslüman olmayanlara dair bir veri sunmuyor. Ülkede yasal yaşın altında yapılan evliliklerin sayısının tahminlerden daha fazla olduğu söyleniyor, çünkü dini törenle evlendirmenin herhangi bir kaydı yok, dolayısıyla veri oluşturulamıyor.
Özbekistan’da kadınlar zorla kısırlaştırılıyor
Özbekistan'da ise kadınlar, rızası olmadan kısırlaştırılıyor. Ülkede, birçok doktora aylık kısırlaştırma kotası verildiği ve onbinlerce kadının bu şekilde kısırlaştırıldığı ortaya çıktı. BBC'nin elde ettiği veriler, Özbek yetkililerin son iki yıldır tüm ülkede kadınları kısırlaştırma programı yürüttüğünü ve genelde kadınların bundan haberdar olmadığını ortaya koyuyor. Özbekistan'da halen faaliyet gösteren az sayıdaki sivil toplum kuruluşundan biri olan Uzman Çalışma Grubu 2010'da tıp çevrelerinde 7 aylık bir araştırma yapıyor ve bu süre içinde 80 bin kısırlaştırma vakasını belgeliyor. 2007'de BM İşkenceyle Mücadele Komisyonu, Özbekistan'daki zorla kısırlaştırma ve rahim alma vakalarını raporuna taşıdı. Vakaların sayısında azalma görüldüğü haberleri gelmeye başladı.
Güney Afrika en yüksek tecavüz oranına sahip ülke konumunda
Apartheid sonrası Güney Afrika'nın anayasası, dünyadaki en demokratik ve modern anayasalardan sayılıyor. Kadın haklarını da güvence altına alan ve 1997'de yürürlüğe giren Güney Afrika Cumhuriyeti Anayasası'nın ilk maddesinde sıralanan temel değerler arasında, ırkçılık ile cinsiyetçilik karşıtlığı eşitlenip yer alıyor. 1994'te yapılan ilk özgür seçimlere yüzde yüzde 30'luk kadın kotası ile katılan Afrika Ulusal Kongresi (ANC), bu oranı üç sene önce yüzde 50'ye çıkardı. Şu anda da kadınlar, kabinenin yüzde 45'ini oluşturuyor. Ancak Güney Afrika aynı zamanda en yüksek tecavüz oranına sahip ülke konumunda. İstatistiklere göre ülkede her 30 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Ortalama 400 tecavüz davasından sadece birinin, failin mahkumiyeti ile sonuçlandığı dikkate alındığında, tecavüz vakaların sadece yüzde 2.8'inin kayıtlara geçtiği anlaşılıyor. Yine ülkede her altı saatte bir kadın kocası veya sevgilisi tarafından katlediliyor. Dünyanın en yüksek HIV oranı yine Güney Afrika'dan. 50 milyonluk nüfustan yaklaşık altı milyonunun AIDS virüsünü taşıdığı tahmin ediliyor.
Almanya'da kadına yönelik şiddet
Hemen her ülkede kadınlar, iş dünyasında ayrımcılık, eşitsizlik ve baskılarla karşı karşıya kalıyor. Almanya’da da özellikle göçmen kadınlar, iş piyasasında yer bulabilmek ve kendilerini kabul ettirebilmek için çetin bir mücadele veriyor. Federal Hükümet tarafından yaptırılan bir araştırma anne olan göçmen kadınların işsizlikten çok daha yoğun etkilendiğini ortaya koydu. Buna göre yüzde 50 ile her iki göçmen anneden biri işsiz durumda, Almanlar arasında bu oran sadece yüzde 28. Federal Hükümet yetkilileri genel işsizlikteki oranın da benzer olduğunu, ülke genelinde yüzde yedi civarında olan işsizliğin, göçmenler arasında yüzde 16, Türkiye kökenli göçmenlerde de yüzde 25’e yakın olduğunu duyurdu.
YARIN: Sosyalist Feminist üyesi Banu Paker ve Öznur Subaşı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği üyesi Ulrike Dufner ile “Dünya’da Kadın Olmak” ile ilgili röportaj.
(gk/mg)

