Mülteciliğin en ağır hali ve kıyıya vuran küçük bedenler...

09:06

JINHA

İSTANBUL - Bodrum'da kıyıya vurmuş çocuk cesetlerinin anlattığı trajedinin arkasında politik çıkarlar ve iç savaş nedeniyle Suriye'den ebeveynleriyle göç etmek zorunda kalan on binlerce çocuğunu hikayesi var. Sokaklarda her türlü istismara açık bir şekilde çalıştırılan, bindirildikleri kaçak botlarda yaşamını yitiren bu çocukların yaşadığı travma ise kimsenin umrunda değil.

Dün nültecileri taşıyan kaçak botun batması sonucu 11 kişinin yaşamını yitirdiği Bodrum'daki facia da kıyıya vurmuş çocuk cesetleri görünmez olan mülteci sorunun tekrar en ağır haliyle yüzümüze çarptı. Savaş nedeniyle yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan ebeveynleriyle sınırlar arasında yaşama savaşı veren mülteci çocuklar, çıkılan adı 'umut' olan ölüm yolculuğunda her türlü istismar ve çoğu zaman ölümle karşılaşıyor.

Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle politik çıkarlar için açılan sınırlardan son 2 yıl içinde 2 milyondan fazla insanın geldiği Türkiye'de ise mültecilerin dramı günden güne ağırlaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği 2014 verilerine göre Mısır'da 59 bin 596, Irak'ta 90 bin 247, Ürdün'de 310 bin 820, Lübnan'da 537 bin 633 ve Türkiye'de ise 379 bin 792 Suriyeli çocuk bulunuyor. 37 bin 498 Suriyeli çocuk ise mülteci olarak komşu ülkelerde doğdu.

'Savaş olgusunun çocuklar üzerindeki psikolojik etkisi'

'Sınırlar Arasında Yaşam Savaşı: Suriyeli Mülteciler' adlı kitapta,"Suriye krizinde en ağır bedeli ödeyenler her savaşta olduğu gibi kadınlar ve çocuklar" şeklinde belirtiliyor. Savaş psikolojisinin psikolojik dengesizliklere yol açtığını kaydeden çalışma da, "Bu insanların bir savaş ortamından kaçmak için vatanlarını terk etmek ve ufak çadır veya konteynerlerde kalabalık gruplar halinde yaşamak zorunda kaldıkları düşünülürse, psikolojik durum bozuklukları veya dengesiz davranışlar sergilenmesinin normal olduğu söylenebilir" şeklinde ifadeler de yer alıyor.

'Savaş mağduru çocukların yaşam mücadelesi'

Suriye'deki iç savaşa yönelik olarak, geçtiğimiz Mart ayında BM Çocuk Fonu (UNICEF) Suriye Temsilcisi Hanaa Singer, Suriye ve Irak'ta tırmanan şiddet nedeniyle bölgede yaklaşık 40 milyon çocuğun yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Mart ayında Almanya'nın başkenti Berlin'de Suriye'deki iç savaşın başlamasının dördüncü yıl dönümünde bölgedeki çocukların durumunun değerlendirildiği bir basın toplantısı yapıldı.
Basın toplantısında, insani yardıma ihtiyacı olan çocuk sayısının, son yıllarla karşılaştırıldığında 50 kat arttığına ve özellikle psikolojik gerilimin çocuklar açısından büyük sorun oluşturduğuna dikkat çeken
Hanaa, mülteci kampında yaşayan Suriyeli bir kız çocuğunun sözlerini hatırlatarak "Bana, size şu sözleri iletmemi söylemişti: Suriye'yi unutmayın" dedi.

'Bu çocuklara borçluyuz'

Aynı toplantıda UNICEF Almanya'nın çalışmalarına destek veren Daniela Schadt savaştan kaçmak zorunda kalan her çocuğun bir hikayesi olduğunu dile getirmişti. Daniela'nın, "Suriye'de kayıp bir kuşak tehlikesi var. Hiçbir çocuk bunu hak etmiyor" sözleri, çocuklara bu mağduriyeti yaşatanların onlara bir yaşam borçlu olduklarını düşünmemizi sağlıyor.

'İstismar ve çocuk işçiliği'

Mülteci çocuklar için bir başka konu ise çocuk işçiliği. Bu konuda araştırma yapan Gazeteci Ezgi Koman, "Zorunlu göç eden kişiler psikolojik travmaların yanı sıra ekonomik ve sosyal açıdan da çok fazla sorun yaşar. Yoksullukla karşı karşıya kalır. Bu durum çocukların zorunlu olarak çalıştırılmasına sebep olur" sözleriyle zorunlu göçün çocuk işçiliğinin bir sebebi olduğunu kaydetti. Her türlü istismara açık bir şekilde sokaklarda çalıştırılan çocukların sayısının her geçen gün arttığını belirten Ezgi, "Sokakta çalışmak zorunda kalan, dilenciliğe zorlanan çocukların sayısı gittikçe arttı ve artmaya devam ediyor" diyor.


(sö/dc/fk)