Bir garip devlet hikayesi: Resmi olmayan imam, resmi yazıyla görevden alındı!
09:04
JINHA
SÊRT - Pervari'ye bağlı Doğan Köyü'nde 14 yıldır imamlık yapan, ancak resmi olmamasına rağmen Kürtçe vaaz verdiği gerekçesiyle resmi bir yazıyla görevden alınan Mehmet Emin İdin'in camilere girmesine dahi izin yok. Kadrolu imamı 70 yıldır kabul etmeyen köylüler, buna tepki olarak ibadetlerini köyün meydanına kurdukları çadırda gerçekleştiriyor. Bunun devletin keyfi muamelesi olduğunu kaydeden köylüler, "Seçimlerde oyumuzu Erdoğan'a verseydik bugün bunlar olmazdı" dedi.
Siirt'in Pervari ilçesine bağlı Doğan (Hosyana) Köyü'nde 14 yıldır fahri imam olarak çalışan Mehmet Emin İdin, artık imamlık yapamıyor. Genel seçimler sürecinde köye gelen HDP'li milletvekillerini karşılayan imam Mehmet Emin, camide Kürtçe vaaz verdiği gerekçesiyle resmi olmadığı halde, Pervari Kaymakamlığı tarafından gönderilen resmi bir yazı ile görevden alındı. Görevinden alınmasının yanı sıra başka camilerde görev alması ve camilere girmesi de yasaklanan Mehmet Emin'in, herhangi bir yerde imamlık yapması durumunda muhtar ve jandarmanın bunu kaymakamlığa bildirmesi gerektiği de gönderilen yazıda ayrıca vurgulandı. 70 yıldır kadrolu imamı kabul etmeyen ve kendi aralarında belirledikleri imamın arkasında saf tutan köylüler, eski zamanlarda olduğu gibi imamın maaşını da kendi aralarında yaptıkları komünle ödüyor. Köye kadrolu imam gönderileceğinin belirtilmesi üzerine tepki gösteren köylüler, imam Mehmet Emin'in camilere girmesinin yasaklanması üzerine de Ramazan ayından bu yana köyün meydanına kurdukları çadırda dini ibadetlerini yerine getiriyor. Tüm köyün cuma namazlarını bu çadırda kılması aynı zamanda 2011 yılında çokça gündeme gelerek uzun bir süre devam eden ve ibadetin Kürtçe gerçekleştiği sivil cuma namazlarını anımsattı.
'Kürtçe vaaz veremezsin demek 'Kürtçe konuşamazsın' demektir'
Konuya ilişkin konuşan köyün ihtiyar heyetinden Ali Bulut, "İmamımızın maaşını da biz karşılıyoruz. Onlar hangi hakla camiye girmesini, namaz kıldırmasını, vaaz vermesini yasaklıyorlar" diye sordu. İmam Mehmet Emin'in Kürtçe vaaz vermesinin yasaklanmasının "Kürtçe konuşamazsın" anlamı taşıdığını kaydeden Ali, "Ne demek Kürtçe vaaz veremezsin? Kendi dilimizde ibadetimizi yerine getiremeyecek miyiz biz? Devlet artık bizi rahat bıraksın, imamımızı rahat bıraksın ya da gelsin bize köyümüzün imamı ne suç işlemiş söylesin. Biz neredeyse 3 aydır bu meydanda namaz kılıyoruz. Camimiz dururken neden burada namaz kılıyoruz, devletin bize bunu yapmaya ne hakkı var? Biz bütün köy halkı olarak ondan memnunuz, gerisi kimi ne ilgilendirir? İmamımızın camiye girmesine, vaaz vermesine, hutbe okumasına izin verilmeyene kadar biz burada namaz kılmaya devam edeceğiz. Bu konuda da kararlıyız. Bu sorun çözülene kadar o camiye girmeyeceğiz" dedi.
'Devletin keyfi muamelesine maruz kalıyoruz'
Yine köyün ihtiyar heyetinden olan Sıddık Kara da, "30 yıldır bu devletle mücadele ediyoruz. Bir günümüz rahat geçmedi. Öldürüldük, yakıldık, köylerimiz talan edildi. Artık bize yaptıkları yetmedi mi? İbadetimize bile karışıyorlar artık. Kendi dilimizde ibadet etmemize bile izin vermiyorlar. Nedir bizim suçumuz, devlet önce onu bize söylesin. Ne için bize bu yasakları uyguluyorlar? Ortada hiçbir şey, hiçbir sorun yok. Tek sorun imamımızın HDP'li vekilleri karşılamasıdır. Biz ortada başka bir şey görmüyoruz. Yoksa neden yıllardır okunan Kürtçe vaazlar birden bire bugün yasak olsun ki. Resmen devletin keyfi muamelesine maruz kalıyoruz. Biz Erdoğan'ı başbakan yaptık, bu muydu bizim hakkımız? Bu yasağı artık kaldırsınlar, biz bunu hak etmiyoruz" şeklinde konuştu.
'3 kadrolu imam gelse de gidip arkasında namaz kılmayacağız'
İmam Mehmet Emin'in Kuran kursunda ders verdiği 300'e yakın öğrencisinden biri olan Mahsun Babat da bu duruma tepki gösteriyor. "Vali ve Kaymakam bu zulme son verinceye kadar namazlarımızı burada kılmaya devam edeceğiz" diyen Mahsun, "Hocam camiye giremiyorsa hiçbirimiz girmeyeceğiz dedik ve camiye kilit vurduk. Bu yasak geldiğinden beri hiçbirimi camiye gitmiyoruz. Artık hocamızın peşin bıraksınlar, bu hukuksuz uygulamalardan vazgeçsinler. Köyde yaşayan yaşlılarımızdan hiçbiri tek kelime Türkçe bilmiyor. Bu durumda burada Türkçe vaaz vermenin ne anlamı olacak" diye sordu. Köylerine kadrolu imam gönderileceği yönündeki tartışmalara değinen Mahsun, "Biz kadrolu imam istemiyoruz. 14 yıldır imamlık yapan biri var zaten bu köyde, onun işine devam etmesini istiyoruz. Maaşını devletten istemiyoruz. Caminin her şeyiyle de imam ilgileniyor. Buraya değil 1, 3 kadrolu imam gelse de biz gidip arkasında namaz kılmayacağız" şeklinde konuştu.
'Oyumuzu Erdoğan'a verseydik bunlar olmazdı'
Kaymakamlıktan imamın işini yapmasına dair bir yazı gelmediği takdirde köy meydanında namaz kılmaya devam edeceklerini kaydeden Mahsun, "Yarın öbür gün kış gelecek, fırtına çıkacak diye vazgeçeceğimizi sanıyorlarsa yanılıyorlar. Burada hava eksi 50-60'lara da inse buna devam edeceğiz. Gerekirse çadırımıza sobamızı kurarız yine burada namaz kılarız. Sonuna kadar hocamızın arkasındayız" dedi.
Konunun Meclise de taşındığını ifade eden Mahsun, "HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım bu konu hakkında soru önergesi de sundu. Ancak kimse bu konuyla ilgilenmiyor. Hiçbir basın bunu yayınlamıyor. Ama bu da bizim için bu mücadeleyi bırakma nedeni değil. Bütün köy adına diyebilirim ki, biz bu zulme boyun eğmeyeceğiz. Kendi topraklarımızda, kendi dilimizle ibadetimizi bize yasaklayamazlar. Cami şart değil. Namazımızı evde de kılabiliriz, tarlada da, dağlarda da kılabiliriz" şeklinde konuştu. Köyün ihtiyar heyetinden Gürgün Bulut ise, "Bu aslında seçim meselesidir. Oyumuzu Erdoğan'a vermediğimiz için imamımızı bahane ederek üstümüze gelmeye çalışıyorlar. Biz eğer oyumuzu Erdoğan'a vermiş olsaydık bugün bunları yaşamazdık. Tüm mesele oy meselesi yani" dedi.
(şö/gc)

