Nükhet Sirman: Ana soylu dönem daha eşitlikçi
13:25
JINHA
MERSİN - "Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı"nın ilk oturumunda söz alan Nükhet Sirman, doğal toplumlarda kadını, hukuk, ekonomi, sağlık, eğitim ve inanç sistemleri üzerinden ele alarak, doğal toplumlarda ana ve ata soylu toplumların bulunduğuna ve ana soylu dönemin, daha eşitlikçi bir yapıya sahip olduğunu kaydetti.
Mersin Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Danışmanlık Merkezi'nin organize ettiği, "Sığınaklardan Yaşam Alanlarına" çalıştayının ilk oturumu, "Kadının Doğal Yaşamdaki Yeri" başlığı ile gerçekleşti. İlk olarak söz alan Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Prof. Dr. Nükhet Sirman, kadına yönelik şiddetin tarihin başından beri var olduğunu ifade ederek, doğal yaşamdaki kadın hukuku, ekonomi, sağlık, eğitim ve benzeri bağlamlarda ele alarak sunum gerçekleştirdi. Nükhet, şiddetle baş etmeye çalışan kadınlar olarak şiddetin türlerini, nerelerde, ne şekilde, ne kadar ortaya çıktığını sorgulamak gerektiğini söyledi. Doğal yaşamda aile ve soy kavramlarına ilişkin konuşan Nükhet, dönemin aile yapısının bugünkü ile bağdaşmadığına dikkat çekti. Doğal toplumlarda en önemli değerin ise paylaşmak olduğunu söyleyen Nükhet, kendini yüceltme ve paylaşmamanın ise "toplumdan dışlanma" şeklinde cezalandırıldığını dile getirdi
‘Ana soylu toplumlar daha eşitlikçi’
Tarım toplumunda başlayan toprak aidiyeti ile farklı değerlerin de aidiyetleştirildiğini kaydeden Nükhet, "Ben eğer bu soydan geliyorsam, şurada yaşamalıyım, şu kişilerle konuşmalıyım, şunları yapmalıyım" şeklinde sistemleştirmenin olduğunu ifade etti. Soy ve aile meselesinin, toplumun birçok alanını düzenlediğini de ifade eden Nükhet, bu düzenlemenin yeni hiyerarşik bir yapı olduğuna vurgu yaptı. Toplumda soyun anadan geçtiğinde daha eşitlikçi bir yapı oluştuğuna işaret eden Nükhet, ata soylu toplumlarda ise daha çok çocuğun arzulandığı ve daha geniş bir ailenin istendiği bir yapı oluştuğunu kaydetti. Nükhet, doğal toplumlarda soyun önemli olmasının, soyun bedene kazınması olarak karşımıza çıktığına değindi. Ayrıca Nükhet, bir soya katılmak için belirli sınavlardan geçmek, kıyafetlerle soyun aidiyetini belirlemek gibi belirticilerin ve koşulların olduğunun da altını çizdi.
'Bütün sistemler bireyciliği beslemiştir'
Bugün modern toplumlarda soya dayalı değil, bireyi öne koyan bir toplum modeli yaratıldığını söyleyen Nükhet, bireyi ön plana çıkaran toplumun da çekirdek aileye dayandığını ifade etti. Bütün toplumsal sistemlerin, bireye dayalı sistemleri beslediğini ifade eden Nükhet, "Modern toplum, bedeni toplumun üzerine yazı yazabileceği bir yazı tahtası olarak kuruyor. Sığınma evlerinde çalışan kadınlar da, işte iki toplumun kesiştiği yerde çok zor bir iş yapıyor. Kadın bedenindeki yaraları açan, kadın bedeni üzerinde söz söyleyen toplumsallıktır. Batıda, erkeklerin 'koca' olarak kadına yönelttiği şiddeti daha çok görüyoruz. Kadın bedeni gerçekten erkeğin mi? diye saçma bir soru ortaya atıp sözlerime son vermek istiyorum" şeklinde konuştu.
‘Kadın kırımı toplum kırımıdır’
Ardından alternatif hukuka ilişkin sunumunu gerçekleştiren Selis Kadın Derneği Avukatı Ruşen Seydaoğlu, "Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınlar arasında birçok çalışmada köprü kurmaya çalışan kadınlarımız şimdi cezaevinde. Onların da selamları vardı" dedi. Demokratik Konfederalizm içerisinde özerk kadın hareketi olarak istenilen politika ve ahlak anlayışı ile toplumun da kendisini bulacağını kaydeden Ruşen, "Kadın kırımının, toplum kırımı olduğunu sürekli dile getirdik" ifadelerine yer verdi. Kadınların erkeklerle devlet mekanizması önünde eşitliğini talep etmediklerine vurgu yapan Ruşen, bireylerin özgürleşmesi ile oluşacak bir eşitlik ilkesini ifade ettiklerini dile getirdi.
Kadının yazılı olmayan tarihi ele alındı
Ruşen, Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin ilkelerinden cinsiyetçi özgürlükçü paradigmanın değiştirilerek "Kadın özgürlükçü paradigma” olduğunu söyledi. Toplumsal barışın özgür yaşamın örgütlenmesiyle garanti altına alınacağına vurgu yapan Ruşen, kadının toplumsal sözleşmesinin özgür, eşit, demokratik ve adil yaşamın garantisi olma özelliğini de içinde barındırdığını dile getirdi. Birinci oturumun ardından gerçekleştirilen ikinci oturumda Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı'ndan Esen Özdemir, Türkiye'de Feminist Hareket Tarihi'ne ilişkin bilgilerini paylaşırken, Kürt Kadın Hareketi Tarihi'ni ise VAKASUM'dan Rojbin Çetin ve DÖKH aktivisti Gülistan Balkaş ele aldı. Kadın hareketlerini anlatan kadınlar, kadın tarihinin çok büyük bir bölümünün de yazılı olmadığına vurgu yaptı.
Ayrıca kadın tarihi sunumları yapılırken, kadınların mücadele sürecinde gerçekleştirdikleri etkinliklere ilişkin görsellerin yer aldığı slaytlar da gösterildi.
(sg-gk/mg)

