Göçzedeler 'Biz bu oyun daha önce yaşadık' diyor
09:08
Filiz Zeyrek/JINHA
ADANA - Yeniden devreye konulan kirli savaş konseptine en büyük tepkiyi 1990'lı yıllarda devletin baskısı nedeniyle metropollere göç edenler gösteriyor. Saldırılarla insanların yeniden yerinden edilmeye çalışıldığını belirten Adanalı kadınlar, "Yine mi aynısı olacak. Devlet elini halkımızdan ve toprağımızdan çeksin, bizde geri dönmek istiyoruz" diyor.
AKP'nin 7 Haziran sonrası devreye koyduğu kirli savaş konsepti ile şehirlere yönelik saldırılar ve insanları göçertme politikalarına karşı, yurttaşlar evlerini topraklarını terk etmemek için direniyor. Yeni göçertme politikalarını en iyi anlayanlar ise 1990'lı yıllarda köyleri, evleri yakılan ve zorla topraklarını terk etmek zorunda kalan Kürtler. Devleti zorla topraklarında göçerttiği için Adana'ya yerleşmek zorunda kalan yurttaşlar, yeni göçertme politikalarına tepki gösteriyor.
'Her şeye rağmen barış diyoruz'
Mardin'de devlet baskısı nedeniyle Adana'nın Seyhan ilçesine bağlı Barbaros Mahallesi'ne 25 yıl önce henüz bir çocukken gelen Emine Tunç (31) , aynı baskıları geldikleri yerlerde de yaşadıklarına dikkat çekti. Emine, "Hergün mahallelerimizi basıp çocuklarımızı yataklarından alıyor. Artık ne yapacağız nasıl davranacağız bilmiyoruz. Tabi ölen bizim çocuklarımız onların savaşan çocukları yok, Emine hanım sarayında oturuyor keyif çatıyor, Bilal'i de Avrupalarda geziyor. Biz yüreği yanan anneler olarak kimsenin ölmesini istemiyoruz, ne gerilla nede asker ölsün hepsi bizim çocuklarımız, ölmelerine izin vermeyelim. HDP bu sefer daha çok oy alacak, AKP kazdığı kuyuya kendi düşecek. Savaşla oy toplamanın onu sonu olacak halklar artık bilinçli ve herkes onuruna, diline sahip çıksın. Fırsat verseler topraklarımıza geri dönmek istiyoruz. Her şeye rağmen barış barış diyoruz" diye konuştu.
'Artık yetmedi mi?'
60 yaşındaki Hatun Sapan ise "Artık yetmedi mi?" diye soruyor. "Evlatlarımızı pis savaşınıza alet etmeyin. Biz bir halkız ve bu zulüm bizi yıldıramayacak" diyen Hatun şunları dile getiriyor: "Dağlar bombalanıyor durmadan insanlar ölüyor, annelerin dökecek göz yaşları kalmadı artık. Tayyip Erdoğan yeter artık oy için katletmeyin kimseyi. Barış istiyor bu halk, Türkü ile Kürdi ile kimse savaşmak istemiyor. Yüreğiniz yanmıyor mu? Gözlerimizin önünde çocuklarımız katlediliyor, gözaltında işkence ediliyor, hapislere atılıyor yıllarca. Bütün annelere sesleniyorum el ele olalım ve bu savaşa karşı çıkalım kadınlar ancak bu savaşı durdurur. Asker anneleri, gerilla anneleri evlatlarımızı kurban etmeyelim." Hatun yeni saldırılarla insanların yeniden yerinden edilmeye çalışıldığını belirterek, "Yine mi aynısı olacak. Devlet elini halkımızdan ve toprağımızdan çeksin, bizde geri dönmek istiyoruz" diyor.
'Biz çektik bari çocuklarımızı yaşatalım'
Oğlu 4 yıl önce tutuklanan 62 yaşındaki Makbule Dikmen ise "Bu kadar acı niye? Çocuklarımıza hasret kaldık" diye belirtiyor. Makbule duygularını şöyle anlatıyor: "Masum çocukları ceza evlerine atıyorlar, hayatlarıyla oynuyorlar, biz annelerin yüreklerini yakıyorlar. Niçin bu kadar acı niçin? Her yerde ölüm, zulüm niçin?.Oğlum suçsuz yere 4 yıldır cezaevinde, şuan açlık grevinde ve ben onu çok merak ediyorum, geceleri uyku tutmuyor. O aç diye ben günlerdir sofraya oturamıyorum. Tayyip Erdoğan Kürtleri öldürmekten vazgeçsin artık. Anneler artık ağlamasın biz hepsini düşünüyoruz ve evlatlarımız yaşasın. Çok acılar yaşadık, hep gözyaşı döktük ne için neden başkaları rahat yaşasın diye. Artık yeter bu savaşı durduralım çocuklarımızı yaşatalım."
'Bende büyüyünce ona oy vermeyeceğim'
Polislerin Kürt çocuklarına düşman gibi baktığını belirten 14 yaşındaki Bermal Ergün ise "Her gün çocuklar, gençler ölüyor artık sokaklara çıkmaya korkuyoruz. Kimse ölmesin bu yaşta savaşı öğrendik ne yazık ki. Kardeşlerimiz evlerin önlerinde artık oynayamıyorlar, dışarı çıkmaya korkuyoruz bir kurşun hedefi oluruz diye. Biz çocuklar her şeyin farkındayız. Bütün bu saldırının hepsi o çok bağıran Tayyip Erdoğan'a anne babalarımız oy verme diye. Ama bilsin ki bu kadar insan öldürene bende oy vermeyeceğim. Biz çocuklar barış içinde bir hayat istiyoruz" diye anlatıyor.
(fk)

