Cumartesi Anneleri: Anaların feryadı duyulmadan adalet tesis edilemez

14:05

JINHA

İSTANBUL - Cumartesi Anneleri adalet arayışlarının 545'inci haftasında da bir araya gelerek, 1980'de gözaltında kaybedilen Hüseyin Morsümbül'ün akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, "Annelerin feryadı duyulmadan bu ülkede barış ve adalet tesis edilemez" dedi.

Cumartesi Anneleri'nin "failler belli kayıplar nerede" sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eylemi 545. haftasında Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirildi. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının açıldığı eylemde yakınlar, kayıplarının fotoğrafları ve adalet arayışlarının simgesi olan kırmızı karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri eylemlerinde bu hafta 1980'de Bingöl'deki evinde gözaltına alınıp daha sonra haber alınamayan Hüseyin Morsümbül'ün akıbetini sorarak faillerin yargılanmasını talep etti. Eylemde sözü ilk olarak Cizreli Cumartesi Anneleri'nden kaybedilen Ömer Güven'in eşi Ayşe Güven aldı. Cizre'den yeni geldiğini belirten Ayşe, "Ben geldiğimden beri 7 kişi katledildi. Barış isteyen annelere ve tüm insanlara karşı başta Erdoğan olmak üzere devletin zalim yöneticileri katliamı reva görüyorlar. Bir anne olarak artık yeter diyorum" sözlerini kullandı.

'Neden evlatlarına hasret anneler için adalet istemiyorsunuz'

Ayşe'nin ardından kaybedilen Hüseyin Morsümbül'ün annesi Fatma Morsümbül'ün mektubunu Cumartesi İnsanları'ndan Maside Ocak okudu. Yıllardır Galatasaray'a oğlumu bulacakmışım ümidi ile geldiğini söyleyen anne Fatma'nın mektubu şu şekilde: "Oğlumu gözaltına alan o dönem Bingöl'de görev yapan Yüzbaşı Durmuş Coşkun Kıvrak'tı. Durmuş Kıvrak çok insanın canını yaktı. 35 yıldır oğlumu kaybedenlerin yargılanarak cezalandırılmalarını istiyorum. Benim 6 çocuğum vardı, kendi halimizde yaşayan bir aileydik. Lise öğrencisi oğlum Hüseyin'i ellerini gözlerini bağlayarak beş dakika sonra getireceğim diye götürdüler. Bir daha getirmediler. Hüseyin benim ilk çocuğumdu, ilk analığımdı. Hüseyin gittikten sonra ailemize gözyaşı, acı ve bekleyiş hakim oldu. Oğlum Ekin yaşadıklarımıza isyan edip abisinin adını alıp dağa gitti. Uzun yıllar sonra bir çatışmada öldürüldü. Onun ölü bedenine işkence ettiler. Morgda soğutucunun fişini çekip bedeninin çürüttükten sonra bana verdiler. Bütün annelere sesleniyorum. Neredesiniz! Neden evlatlarına hasret anneler için adalet istemiyorsunuz."

'Seni de amcan gibi kaybederiz'

Mektubun ardından Hüseyin Morsümbül'ün yengesi Ayten Morsümbül söz aldı. 30 senedir anne Fatma Morsümbül'ün acılarına tanık olduğunu söyleyen Ayten, "Annesinin acısı ve öfkesi yıllardır birbirine karıştı. Ben 30 senedir acısına tanık oldum. Oğlumu bile amcası ile tehdit ettiler. 'Seni de amcan gibi kaybederiz' dediler. Vahşice hakaret edenlerin devleti değil burası. Annelerin acısı artık dinsin, yeter" dedi.

'Vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrendik'

Daha sonra Hüseyin Morsümbül'ün avukatı Eren Keskin söz aldı. Eren, Hüseyin Morsümbül'ün de diğer kayıplar gibi Türk kontrgerillasının mağdurlardan biri olduğunu belirtti. Eren, "Ailesi yıllarca onu aradı. Onun gözaltına alınmasından sonra evleri basıldı ve babasına korkunç işkenceler yapıldı" diye belirtti. 2011 senesinde Hüseyin Morsümbül davası ile ilgili henüz bir gelişme olmadığı için İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'na başvuru yaptıklarını ifade eden Eren, "İçişleri Bakanlığı öyle bir cevap verdi ki bize hiç beklemediğimiz bir şeydi. 2003 senesinde Hüseyin Morsümbül'ün askerlik yapmadığı gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrendik. Suç duyurusunda bulunduk ama hala diğerleri gibi bir sonuç yok" şeklinde konuştu.

'Hiçbir annenin evladına kıymayın'

Son olarak 545. haftanın açıklamasını Cumartesi Anneleri adına Neriman Çelik okudu. "Yeter artık! Hiçbir annenin evladına kıymayın..." diyen Neriman 545 haftadır gerçeğe ve adalete ulaşma mücadelelerinin devlet tarafından engellendiğini belirtti. Neriman, " Türkiye ulaşılamayan gerçekler, ulaşılamayan failler, ulaşılamayan adalet, ulaşılamayan barış ve ulaşılamayan demokrasi ülkesi olmaya devam ediyor" dedi. Türkiye'de yargı başta olmak üzere devletin bütün kurumlarının yurttaşın olmadığını dile getiren Neriman, "Bu durum hukuksuzluğu, adaletsizliği, yolsuzluğu ve keyfi yönetimi de beraberinde getiriyor" diye konuştu.

'İnsanlık suçları açığa çıkarılmalı'

Neriman, "35 yıldır 12 Eylül'ün insanlık suçlarını açığa çıkarmayan, 12 Eylül'ün insanlık suçlarını koruyan tüm iktidarları darbecilerin suç ortağı sayıyoruz" ifadelerine yer verdi. Fatma Morsümbül'ün feryadını duymak gerektiğini belirten Neriman, "Fatma Morsümbül'ün '35 yıldır uçan kuştan oğlumu soruyorum. Yeter artık! Bana oğlumun kemiklerini verin. Yeter artık! Oğlumu kaybeden katilleri cezalandırın. Yeter artık! Hiç bir annenin evladına kıymayın' feryadına karşılık bulmadan bu ülkede barış ve adalet tesis edilemez" şeklinde konuştu.

(sö/dc/fk)