'Öz yönetim devletin halkın sorunlarına kayıtsız kalmasına karşı doğdu'

09:03

Sarya Gözüoğlu / JINHA

AMED - İHD İstanbul Şube Sekreteri Kıvanç Sert, Kürdistan'da halkın uzun zamandır devletin hiçbir organıyla iletişim kuramaz ve sorunlarını çözemez durumda olduğuna dikkat çekerek, "Öz yönetim dediği andan itibaren şiddetin ve hak gasplarının çıtası çok yükseldi. Ve bunun sonucunda artık sayısını unuttuğum kadın ve çocukların infazından kadınların işkence görmesine dönüştü" dedi.

Kürdistan'a yönelik başlatılan savaş politikaları kapsamında bilanço giderek ağırlaşırken, son olarak Cizre'de olduğu gibi asker, polis, özel harekatçı ablukasında bulunan kentlerde sivil katliamları yaşanıyor. İHD İstanbul Şube Sekreteri Kıvanç Sert, "İç güvenlik yasa tasarısı" ile saldırıların ve sivil infazların sinyallerinin verildiğini belirterek "İç güvenlik yasa tasarısında kolluk kuvvetlerinin kendilerince tehdit gördükleri yaş aralığı, cinsiyet ve koşulları göz önünde bulundurulmaksızın infaz etme yetkisi var ve bu infazları sorgulayamama kararı var. Yasa tasarısının fiiliyatta fotoğrafı ile karşı karşıyayız ve bu çok acı verici bir fotoğraf" dedi.

'Şiddetin ve hak gasplarının çıtası çok yükseldi'

Bölge halkının uzun zamandır devletin hiçbir organıyla iletişim kuramaz ve sorunlarını çözemez durum olduklarına dikkat çeken Kıvanç, "Gelişen süreçte yaşayan halk kendi öz iradesini koyarak öz yönetimden bahsetmeye başladı öz yönetim dediği andan itibaren şiddetin ve hak gasplarının çıtası çok yükseldi. Ve bunun sonucunda artık sayısını unuttuğum kadın ve çocukların infazından kadınların işkence görmesine dönüştü. Artık ev baskınları infaz ile sonuçlanıyordu ve yerelin yani halkın müdahalesi ile baskınlarda infazların yapılması engelleniyor ve en azından gözaltı olsun deniliyor. Öz yönetim dediğimiz şey aslında budur. Halkın devletin bölgedeki kurumları ile saldırılardan önce irtibatı kesildi. Ve sorunlarını çözemez hale geldiler ve öz yönetim de buradan doğdu" vurgusunu yaptı.

'Nereden yetki aldıkları belirsiz'

İletişimsizlik ve halkın kendi sorunlarını çözememe halinin kabul edilir olmadığına dikkat çeken Kıvanç, "90'lara benzemiyor. Burada çok farklı bir uygulama var. Kişiler çok başka bir yerden komut alıyorlar ve başka bir kademedeki yetkilinin de söz hakkı kalmıyor ve bu sıkıntı veriyor. Nereden yetki aldıkları belirsiz ileriki yıllarda sorgulasanız bile, tetikçileri mahkeme karşısına getirseniz bile emri kimin verdiği belli değil. Emrin Ankara'dan geldiği söyleniyor ancak Ankara'dan da nereden geldiği belli değil. OHAL'de bile Ankara'da bir güvenlik kurulu vardır ve güvenlik kurulunun kontrolündedir. Emirleri veren ordu değil, o değil, bu değil en büyük sıkıntı budur. Bu durum hukuk açısından da sıkıntı vericidir. Dolayısıyla bunların cevabını veremediğiniz zaman demokrasinin ve hukukun taşları oturmayacak. Usulsüzlük alıp başını gidecek. Hakların garantiye alınması ve bu hakları çiğneyenlerin yargılanması bizim için en önemli hususlardan bir tanesi" dedi.

'Bir parçalanmaya doğru da gidiyoruz'

Yaşanan sürecin ağır ve sancılı bir süreç olduğunu sözlerine ekleyen Kıvanç, "Burada hesap soracağın bir merci yok. Merci olarak AKP hükümeti gibi görünüyor ama bir yandan da öyle görünmüyor. Bu insanları birbirine düşürme hali oluyor. Bir parçalanmaya doğru da gidiyoruz. Ulusal basın dediğimiz kurumlara enforme edilen bilgiler bu süreci yönetenler tarafından enforme ediliyor. Bunun dışında başka bir bilgi sunamadıkları ve sunanların da işten atıldıkları için halk toplum tek kanaldan ve çarpıtılmış birçok bilgi ile karşı karşıya kalıyor. Geldiğimiz süreç ciddi sıkıntıları barındırıyor. Şiddetin bir desturu yok ve kimi nasıl vuracağı belli değil" dedi.

(sg/gc)