‘Kadın özgürlük perspektifi ile özgür yaşam alanlarına’
14:41
JINHA
MERSİN – İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nin organize ettiği ve üç gün süren “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı” yeni modele ilişkin sürdürülen tartışmaların ardından yayınlanan sonuç bildirgesi ile basına ve kamuoyuna deklere etti. Sonuç bildirgesinde kadınlar, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede mevcut egemen sistemin eksiklerini tamamlayan kurumlar olmayacağımızı belirtiyoruz. Ve tam da bu noktada tahakküm kuran, kadını metalaştıran merkezi erkin dayattığı kölece yaşamı reddediyoruz. Kadın özgürlük perspektifiyle alternatif özgür yaşam alanları oluşturacağımızı belirtiyoruz” vurgusunu yaptı.
Mersin Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nin organize ettiği ve üç gün süren “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı”, üç gün süren tartışmaların ardından son buldu. Çalıştayın üç günlük tartışmalarının ardından Türkiye ve Bölge kadın hareketleri, çalıştayda alınan kararları yayınladıkları sonuç bildirgesinde belirtti. Sonuç bildirgesini İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nden Gülhan Yağ okudu. Çalıştayın ardından, Türkiye ve Bölge kadın hareketinin tekrar bir araya geleceği yeni bir çalıştayın organize edilmesi için bir komisyon oluşturuldu. Politika, ekonomi ve sosyokültürel yaşamın tartışıldığı atölye çalışmalarının ardından hazırlanan sonuç bildirgesinde kadınlar, kadın özgürlük perspektifi ile özgür yaşam alanlarını oluşturacaklarının altını çizdi. Üç günlük çalışmanın ardından yayınlanan sonuç bildirgesi şöyle:
‘Kadın iradesizleştirilme politikalarına tabi tutulmuştur’
“Binyıllardır eril zihniyetle birlikte insanlık; kadın şahsında hiçleştirme ve iradesizleştirme politikalarıyla yok sayılmış ve asimilasyona tabi tutulmak istenmiştir. Bunun karşısında direnen kadın gerçekliği ise toplumsallığı bağrında günümüze kadar taşıya gelmiş, toplumsallığın izleri kapitalist modernitenin yok etme politikalarına rağmen silinememiştir. Kapitalist moderniteyle birlikte birey ve toplum gerçekliği minimize edilerek tahakküm etkili hale getirilmiştir. İnsanlık ve doğa, sonuçlar üzerinde durmaya başladıkça egemenlik kendisini alabildiğince kurumsallaştırmış ve sanal bir dünya yaratılmıştır. Buna karşı durabilme bilinci neredeyse yok edilmiş, kadın kendi adına düşünemez hale getirilmiş ve toplumsallık yara almıştır. Kadın, yaşadığı bu durumlar karşısında tarih boyunca direnerek, isyan ederek varlık mücadelesini günümüze kadar getirmiştir. Ancak erkek egemen sistem, hiyerarşik, iktidarcı, rantçı, cinsiyetçi yöntemlerle kadına ve topluma yönelerek tüm farklılıkları yok etmeye çalışarak, toplumdaki tüm bu iç savaşların başlamasının bilinçli nedeni olmuştur.
‘Çalıştay, kadına yönelik şiddetle mücadelenin önemli bir adımıdır’
Mezhepler, dinler, etnik kimlikler, cinsler kapitalist modernitenin etkileriyle kendi köklerinden kopartılmış, tüm yeteneklerini, yöntemlerini yitirmiş ve çözümsüz bırakılmıştır. Kendine bağımlı bir hale getirilerek bireycilik öne çıkartılmıştır. Kapitalizm bugün bireycilikle birlikte kendisini kalıcılaştırmak istemektedir. Biz kadınlar kapitalist modernitenin doğru temelde sorgulamasını yapmadan insanlık keşfedilmeyecektir.
Birlikteliğimiz binlerce yıllık erk zihniyetiyle başa çıkmanın, yeni mücadele araçlarının geliştirilmesinin ve özgür yaşamı inşa etmenin yöntemlerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Erkin bize dayattığı değil bizim mücadele deneyimlerimizle ulaştığımız değerleri, yöntem ve ilkeleri konuşmak, kadına yönelik şiddetle mücadele ve önleme çalışmaları açısından önemli bir adım oldu.
Alternatif Yaşam Arayışı konusunda ortaklaşıldı
İki yıldır üzerine yoğunlaştığımız ‘Sığınaklardan Özgür Yaşam Alanlarına’ çalışmasının ilk adımını Amed’ de bir önçalıştayda tartışarak sonuçlarını siz basın emekçileri ve kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu üç günlük çalışmada ise bütün Kadın Özgürlük Mücadelesi yürüten arkadaşlarımızla bir araya gelerek tartışmalarımızı daha da derinleştirerek ‘Alternatif Yaşam Arayışı’ noktasında ortaklaştık. Yapılan sunumlar, birlikte yürüttüğümüz tartışmalar ve atölye çalışmaları kapsamında çıkan sonuçları paylaşmak üzere sizlerle bir aradayız. Bu kapsamda;
Kadının tarihsel mirasına önem verdik ve deneyimlerinden faydalandık. İlkesel olarak tarihi erkle başlatmak yerine, kadının tarihten günümüze kadar açığa çıkardığı ve toplumsallaştırdığı tüm deneyimleri önemsedik. Hepimiz açısından küçük bir gelişme bile kadının yazısız olan tarihini yeniden ele alma konusunda cesaret vericiydi. Tam da bu noktada Ütopyalarımız hedeflerimizin ulaşılmazlığını değil, gerçekleşmesini istediğimiz hedeflerimizin en iyi formüle edilmiş şeklidir.
‘Kadınların parçalanmış sıfatlarla tanımlanmasını kabul etmiyoruz’
Toplumsal cinsiyetçi rollerin biz kadınları derinden etkilediği tespitini yaparak kendi geriliklerimizle mücadele etmek gerektiğini gördük. Yani öncelikle derin bir kölelik durumunun aşılabilmesi için eril zihniyetin tüm alışkanlıklarından, onun açığa çıkardığı düşünce ve yaşamdan sonsuz boşanma ve kendi alternatifini yaratma üzerinden olacağının farkına vararak mücadelemizi yükseltmemiz gerektiğini gördük. Tüm toplumsal kesimlerin kendi adına kendisini ifade etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Farklılıkları zenginlik olarak görüyor ve bir araya geldiklerinde aşamayacakları bir sorun kalmayacağını düşünerek, alternatif yaşam alanı modelini farklılıkların birlikteliği olarak inşa etmeyi hedefliyoruz. İnsanın doğanın bir parçası olarak kendini görmesi ve doğayla kurduğu ilişkinin çıkarlara dayalı bir birliktelik değil, yaşamın özü gereği, yaşama ait olan bir birliktelik olduğu farkındalığıyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda insanın doğayla kurduğu tahakküm ilişkisini aşarak kendisini doğanın bir parçası olarak tanımlamadığı sürece insanın kendisiyle ve bütün insanlarla ilişkisini düzeltemeyeceği açık bir gerçekliktir. Parçalara ayrılmış ve kadın oluşunun yanı sıra kadınların parçalanmış sıfatlarla tanımlanmasını kabul etmiyoruz ve bu noktadan ‘dezavantajlı’ kavramının kadın üzerinden kullanılmasının kadını birbirine ve en önemlisi kendisine yabancılaştıran bir politika olduğu görülmektedir.
‘Ütopyası olmayanın özgürlüğü de olmaz’
Kadına yönelik şiddetle mücadelede mevcut egemen sistemin eksiklerini tamamlayan kurumlar olmayacağımızı belirtiyoruz. Ve tam da bu noktada tahakküm kuran, kadını metalaştıran merkezi erkin dayattığı kölece yaşamı reddediyoruz. Kadın özgürlük perspektifiyle alternatif özgür yaşam alanları oluşturacağımızı belirtiyoruz. Özgür yaşam alanları; Kadın özgürlük mücadelesinin bütün deneyimlerini bir araya getiren, mücadele yöntemlerini zenginleştiren ve tüm kadın örgütlerince daha da ileriye taşırılacak bir modeldir. Alternatif yaşam alanlarının olması noktasında tüm katılımcıların hem fikir olduğu, Kürdistan’da ve Türkiye’deki bütün kadın örgütlerinin, yerelde ve kendi içlerinde bunu tartışacakları ve tartışmalar sonucunda olgunlaştıracağı noktasında ortaklaşmıştır. ‘Ütopyası olmayanın özgürlüğü de olmaz’ şiarıyla yeni yaşam alanlarını hep birlikte öreceğimize olan inancımız sonsuzdur. Bu çalıştayda açığa çıkan kolektif yaklaşımın heyecanıyla herkesi selamlıyoruz.”
Sonuç bildirgesinin okunmasının ardından kadınlar, zılgıt ve alkışlarla “Jin Jiyan Azadi” sloganları attı.
(gk-sg)

