'Amed ve Cizre'de yaşananlar devletin faşist karakterinin bir izdüşümü'
14:14
JINHA
İSTANBUL - Cizre ve Sur'da yaşanan katliamlara karşı çağrıda bulunan kadınlar, "Türkiye'nin kuruluş zemininin tek din-ulus üzerine kuran ve kendini bu doğrultuda var eden bir devlet. Bu nedenle politikalarını da tam da kendini var ettiği noktalardan belirliyor. Bugün Amed ve Cizre'de yaşananlar devletin faşist karakterinin bir izdüşümüdür" diye konuştu.
AKP'nin uygulamaya koyduğu savaş konseptinin sonucunda Kürdistan'da yaşanan katliamlar hat safaya ulaştı. Cizre'de sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, devlet Cizre'de katliamlar gerçekleştiriyor. Öte yandan Diyarbakır'ın Sur ilçesini dün geceden ablukaya alan polis sabaha karşı ağır silahlarla saldırmaya başladı. Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, polis zırhlı araçlardan "Sokağa çıkmayın vururuz" diye halkı tehdit ediyor. Kürdistan'da yaşanan katliam girişimine karşı kadınlar tepki göstermeye devam ediyor.
'Gezi ruhu Cizre'ye sıçradı ama Cizre için batı sessiz'
İstanbul KJA'dan Yeşim Keleş, devletin temelinde Kürt halkının reddi ve imhasının yer aldığını belirterek, Kürt halkının yıllardır katliamlarla yüz yüze bırakıldığını kaydetti. Kürt sorunun bugüne kadar demokratik yollardan çözümü için devlet tarafından bir adım atılmadığını ifade eden Yeşim, insan haklarına aykırı davranılarak Kürt halkına saldırıldığını dile getirdi. "Kürdistan'da sivil insanların, çocukların ölümü terör değildir nedir?" diye soran Yeşim, ana akım medyaya seslenerek, "Onlarca insanımız katledildi. Bunları görün. Vicdan sahibi herkese sesleniyorum, katliamlara sessiz kalmayın" dedi. Kürdistan'da geliştirilen öz savunma ve öz yönetimin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yeşim, "Artık barış talepleri yetmiyor. Yaşanan olaylara batıdan güç vermeliyiz. Gezi ruhu Cizre'ye sıçradı ama Cizre için batı sessiz" dedi. Batıda yaşayan kadınlara seslenen Yeşim, "Barış Anneleri gibi kadınların meclise gitmesi gerekiyor. Bizler barış istiyoruz ama seçimler için insanlarımızın ölmesini istemiyoruz. Dilimiz, kültürümüzü yok etmeye çalıştılar, insanlarımızı yok etmeyecekler" dedi.
'Katliam ve zulüm TC devletinin kendini var ettiği bir nokta'
Yeni Demokratik Kadın'dan Aslı Ceren Aslan, Suruç katliamının ardından savaş konseptinin devreye sokulduğunu dile getirdi. " TC'nin Kürt ulusuna karşı başlattığı haksız savaş ve muhalif her kesime yönelik pervasız saldırılar an itibariyle Cizre ve Amed'te can buluyor. Kürt ulusunun katliama ve zulme haklı direnişini, haksız savaş politikalarıyla karşılayanlar halkın iletişim yollarına ket vurarak, sokağa çıkma yasağı ilan ederek bu direnişi engellemeye çalışıyorlar" dedi. Bugün Amed ve Cizre'de uygulanan savaş politikasının sonucunda "90'lı yıllara geri mi dönüyoruz" sorusunun akıllara getirildiğini söyleyen Ceren, "Bizim bu soruya cevabımız çok net: 90'lı yıllara geri dönmedik, çünkü katliam ve zulüm TC devletinin kendini var ettiği bir nokta" ifadesini kullandı.
'Onlar terörist algısı ile halka dönük operasyonlar gerçekleştiriliyor'
Türkiye'nin kuruluş zemininin tek din-ulus üzerine kuran ve kendini bu doğrultuda var eden bir devlet olduğunu kaydeden Ceren, "Bu nedenle politikalarını da tam da kendini var ettiği noktalardan belirliyor. Bu politikaları sadece kimi zaman daha görünür bir şekilde devreye sokuyor, kimi zamansa daha gizli saklı. Dolayısıyla bugün Amed ve Cizre'de yaşananlar TC'nin faşist karakterinin bir izdüşümüdür" diye konuştu. Bugün Cizre'de halkı katleden, yaralananların hastaneye götürülmesini engelleyenlerin "onlar terörist" algısı ile halka dönük operasyonlar gerçekleştirildiğini belirten Ceren,
"Gezi İsyanı, KobanêSerhildanı ve 7 Haziran Genel Seçimleri'nde HDP'nin başarısı ile kırılan 'şovenizm'i tamir etmeye çalışıyorlar. Ancak TC'nin kendini var ettiği zemin çatırdıyor, bundan bizim farkında olduğumuz kadar onlar da farkında. Bu nedenledir ki etrafına olan her şeye oldukça azgın bir şekilde saldırıyorlar, ölmekte olan bir hastanın son çırpınışlarını yaşıyorlar" dedi. Ceren son olarak şunları kaydetti ; "Yeni Demokrat Kadınlar olarak, TC'nin bu haksız savaş politikalarına karşı Ekin Wan'ın devrimi selamlayan gülüşüyle cevap olmak gerektiğini düşünüyoruz."
(ödk/dc/fk)
