Vicdani retçiler: Militarizmi reddet askere gitme
14:28
JINHA
İSTANBUL - Vicdani Ret Derneği 'Militarizmi reddet askere gitme' şiarı ile Uluslararası Vicdani Red Sempozyumu ve Toplu Vicdani Red Açıklamaları düzenledi. Sempozyum sonunda Galatasaray Meydanı'nda 'Toplu Vicdani Ret Açıklamaları' yapılacak.
Vicdani Ret Derneği tarafından Uluslararası Vicdani Ret Sempozyumu ve Toplu Vicdani Ret Açıklamaları, Cezayir Restaurant Toplantı Salonu'nda düzenlendi. Düzenlenen sempozyumda militarizme geçit vermemek için askere gidilmemesi yönünde çağrı yapıldı. Sempozyumun moderatörlüğünü yapan Vicdani Ret Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Hülya Üçpınar, ilk olarak 5 Eylül günü gerçekleşen oturumlardan bahsetti ardından konuşmacıları tanıttı. Hülya, vicdani ret mücadelesinin tarihine değinerek, "Vicdani Ret mücadelesi 1990 yılında Vedat Zincir ve Tayfun Gönül'ün vicdani retlerini açıklamalarıyla başladı" dedi.
Zorunlu askerlik nasıl ortaya çıktı?
Sempozyumda İlk olarak konuşan Vicdani Ret Bürosu Birleşmiş Milletler Temsilcisi Derek Brett, Avrupa'da askerliği değerlendirerek, üç aşamadan bahsetti. Birinci aşamada zorunlu askerliğin nasıl ortaya çıktığını anlatan Derek, "Evrensel erkeklerin zorunlu askerliğe alınması doğrudan doğruya vatani görev ve sahiplenme konusuna dayandırılıyor" diye belirtti. Derek, zorunlu askerliğin 1790'li yıllarda Fransız Devrimi ile ortaya çıktığını söyleyerek, sonrasında bu algının yayıldığını ve norm haline geldiğinin altını çizdi. İngiltere'de 1916 yılında çıkan askeri hizmet yasasından bahseden Derek, bu yasayı zorunlu askerliğin yayılmasının ikinci aşaması olarak değerlendirdi. Derek, ilk çıkan yasalardan sonra altmıştan fazla vicdani retçinin ortaya çıktığı bilgisini vererek, mahkemelerin bu kişileri vicdani retçi olarak kabul etmediğine dikkat çekti. Vicdani ret hakkını kullanmak isteyen kişilerin hapishanelerde ya da ağır koşullarda çalıştırılarak hayatını kaybettiğini dile getiren Derek, uygulanan sivil hizmetin askeri hizmetten daha uzun sürdüğünü kaydetti. Derek, vicdani rette büyük yükseliş dalgasının 1990'larda yaşandığını ifade ederek, bütün Avrupa'da yayılım gösterdiğini söyledi. Vicdani ret konusunda askeri mahkemelerin sivil mahkemelerden daha ılımlı olduğunu vurgulayan Derek, sivil mahkemelerin daha sert olmasını tüm insanları askere yollamaya hevesli olarak değerlendirdi ve "Bütün mesele militerleşmenin kaldırılması" diye konuştu.
'Askerlikte erkeklik sivillere karşı üstünlüktür'
Konuşmacılardan Alman Connection e.V'den Rudi Friedrich, uluslararası savaş karşıtı hareket içerisindeki vicdani ret mücadelesini anlatarak, dünyada yaşanan savaşlarda askere girmeyi reddeden asker sayılarını paylaştı. Savaş sırasında vicdani reddin öneminden bahseden Rudi, savaş esnasında toplumun askerileşmesine değindi. "Toplumları bölmek bir politikadır" diyen Rudi, toplumları bölmenin amacını diğer toplumları birbirine düşman etmek ve kendi politikalarını kabul ettirmek olarak değerlendirdi. Rudi, askeri akademilerin 'İdeal Türk erkeğini' oluşturmaya yönelik çalışmalar yaptığını belirterek, "Askerlikte erkeklik sivillere karşı bir üstünlük gibidir" dedi.
'Türk-Kürt çatışması ulusal kimlik tabanına oturuyor'
Savaşta vicdani ret konusuna değinen Uluslararası Savaş Karşıtları'ndan Andreas Speck ise, Kolombiya ve Türkiye'yi karşılaştırdı. Andreas, her iki ülkede de mecburi askerlik hizmetinin varlığından bahsederek, "Fakat her iki ülkede de asker kaçakları ya da askerlikten uzak durma çabaları var. Kendini vicdani retçi ilan etmeyerek askerlikten kaçma durumları var" dedi. Kolombiyadaki ordudan ve gerilla gruplarından bahseden Andreas, paramiliter güçlerin de olduğunu söyledi. Andreas, bu paramiliter güçlerin dağıtıldığını dile getirerek, paramiliter güçlerin sağcı kuvvetler olduğunu söyledi. Ordu ve organize suçla bağlantıları olduğunu vurgulayan Andreas, kendilerini finanse etmek için uyuşturucu kaçakçılığı yaptıklarını belirtti. Hazırladığı sunumda Kolombiya ile Türkiye'nin askeri durumunu karşılaştıran Andreas, Türk-Kürt çatışmasının ulusal kimlik tabanına oturduğunu söyleyerek, Kolombiya ve Türkiye arasındaki farkların çok fazla olduğunu dile getirdi.
'Vicdani ret çalışmalarına devam edeceğiz'
Mısırlı Vicdani Retçi Maikel Nabil Sanad, militarizmi reddederek vicdani retçi oluş sürecini anlattı. 1923-1952 yılları arasında Mısır'da liberal demokrasinin hakim olduğunu dile getiren Maikel, liberal demokrasinin olduğu zamanlarda zorunlu askerlik olmadığını vurguladı. Maikel, 1947'de Mısır'ın İsrail' karşı savaşa girdiğini ve savaşı kaybettiğini dile getirerek, savaşın kaybedilmesinin sonucu olarak Mısır'ın militarize olmaya başladığını vurguladı. 1952'de demokrasiye darbe olduğunu bildiren Maikel, Mısır'ın o zamandan beri diktatörlük altında olduğunu ifade etti. Devletin ekonomiyi, sınırları ve askeri gücü kontrol ettiklerini dile getirerek, devletin halkı bu güçle ezdiğini vurguladı. Maikel, 2009'da vicdani ret çalışmalarına başladığını ifade ederek, vicdani ret konusunda Mısır'ın eksik oluşunu bilgisizliğe bağladı. 2011 yılında askerler tarafından birkaç kez yakalandığını belirten Maikel, "Bana işkence edildi. Mahkemeye çıkarıldım hakaret suçundan yargılandım. O zaman ordu sandı ki insanları korkutacak ve vicdani ret hareketi mahvolup gidecek ama tam tersi etki yaptı" ifadelerini kullandı.
Maikel, insanların zorunlu askere alınmak istemediklerini söylemekten korktuklarını dile getirerek, vicdani ret hareketinin zamanla sonuç verdiğini belirtti. Yapılan çalışmalarla Mısır ordusuna yalnız değiliz mesajı verdiklerini ifade eden Maikel, vicdani ret çalışmalarına her zaman devam edeceklerini söyledi.
Sempozyumun 1'inci oturumu soru-cevap şeklinde sonlandırıldı.
Sempozyum konuşmalarla devam ederken, saat 16.00'da Galatasaray Meydanı'nda "Toplu Vicdani Ret Açıklamaları" yapılacak.
(en-ro/dc/mg)
