Sur ve Bağlar da kadınlar yeni ölümleri engellemek için sokağı terk etmiyor
12:13
Bêrîtan Elyakut-Tekoşin Tekin/JINHA
AMED - Cizre'de 5 gündür süren polis-asker ablukasına karşı Sur ve Bağlar'da yurttaşlar her gün eylem yapıyor. Katliamların yaşanmaması adına kendi savunmalarını gerçekleştiren halk tüm saldırılara rağmen kapılarının önünden ayrılmıyor. Mahallelerini terk etmeyen kadınlar tüm insanlığa çağrıda bulunarak, "Gelin birlikte bu katliama dur diyelim. Sarayın savaşına çocuklarımızı kurban etmeyelim" dedi.
Kürdistan'da yaşanan operasyon ve katliam politikalarına karşı halk ayakta. Cizre'de 5 gündür özel harekat timleri ve keskin nişancılar tarafından devreye koyulan katliam politikasına karşı Diyarbakır'ın Sur ve Bağlar ilçelerinden de tepkiler büyüyor. 2 gün boyunca Sur'da katliam yaratmak isteyen devlet başarılı olmayınca Bağlar'a yöneldi. Halkın kendi savunmasını sağlamak amacıyla açtığı hendekler ise devlet terörünün saldırının yoğunluğunu arttırdı. Girdiğimiz Sur ve Bağlar mahallelerinde halkın sokakları terk etmeyerek hendekler kazıp olası katliamın önünü engellemeye çalışıyor. Sur Mahallesinde kapısının önünden ayrılmayan ve 'Her ne olursa olsun biz gençlerimizin ölümüne engel olacağız" diyen Zeliha Can (35), saldırıların gerçekleştiği an evlerine hapsolduklarını, kafalarını çıkardıkları an kurşunların hedefi olduklarını kaydetti.
'Ölümlere engel olabilmek adına asla sokağı terk etmeyeceğiz'
Polislerin ve özel harekat timlerinin bir anda mahalleye girdiğini 'evlerinize girin pis Kürtler' dediğini kaydeden Zeliha, tek korkusunun dışarıda mahalleye polislerin girmesini engelleyen gençlerden birine bir şey olması olduğunu belirtti. Zeliha, "Sabah saatlerinde saldırılar başladı. Biz anneler eve girmeyeceğimizi gençlerin yanında kalacağımızı söyledik. Ancak gençler mahalleyi terk etmeyin ama kendinizi de hedef haline getirmeyin dedi. Bende çocuklarımı eve koyup korku içinde saatlerce bekledim. Bizler savaştan yana değiliz ama devlet mahalleyi boşatıp katliam yaratmak istiyor. Savaşa karşı, gençlerin ölümüne engel olabilmek adına asla sokağı terk etmeyeceğiz ve anneler olarak kendimizi önlerde tutacağız" dedi.
'Cumhurbaşkanı artık kendine gelsin'
"Katliamlar, ölümler olmasın artık yeter" diyen Zeliha, Cizre'de yaşatılan katliama kimsenin sessiz kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Her gün medya'dan cenaze haberlerini izlemekten bıktığını söyleyen Zeliha, "Bir anne çocuğu kokmasın diye poşetleyip dolaba koyuyor. Kimsenin vicdanı sızlamıyor. Kimse kalkıp da yeter artık demiyor. Bizler hiçbir annenin aynı acıyı yaşamaması adına burayı terk etmiyoruz. İnsanlıktan payını alan herkes Cizre'de yaşatılanlara sessiz kalmamalı" diye konuştu. Savaşı hiçbir zaman desteklemediklerini dile getiren Zeliha, polislere 'biz sizin içinde buradayız" dediğini ancak hakaretlere maruz kaldığını ifade ederek, "Bizler bu savaş durana kadar kendimizi feda ederiz ancak çocuklarımızı etmeyeceğiz. Cumhurbaşkanı Kürtlere tahammül edemiyor ve emrinde olan herkese de bunu katliamla dile getiriyor. Yeter Cumhurbaşkanı kendine gelsin biran önce, çünkü bu yangında en fazla zararı görecek kişi o olacak" diye belirtti.
'Kim katliamlara sessiz kalırsa ortağı olur'
Bağlar semtinde oturan Suzan Aktaş (45), Sur'un ardından Bağlar'a dönük saldırıların başladığına dikkat çekerek, Diyarbakır halkının tek tepkisinin Kürdistan'da başlatılan katliam politikası olduğunu belirtti. Çatışma anlarında kapısının önünden ayrılmadığını dile getiren Suzan, evde otursa dahi saldırıya maruz kalacağının farkında olduğunu söyledi. Kürt halkının başlatmış olduğu seferberliği desteklediğini söyleyen Suzan, "Kürt halkı durduk yere öz yönetim ilanlarını yapmıyor. Bizlere dönük sürekli bir saldırı ve operasyon söz konusudur. Katliamların önünü alabilmek adına kadınlar ve anneler başta olmak üzere sokaklarımızı terk etmeden, mücadeleye ortak oluyoruz. Kimse bir şey yapamaz demesin ve kim katliamlara sessiz kalırsa ortağı olur" ifadelerini kullandı.
'Çocuklarımızı kimsenin koltuğu için feda etmeyeceğiz'
Sürekli olarak kapıda durup dualar okuduğunu belirten Ziynet Aktaş (66), gençlerin ölüm haberini almamak adına evinin önünden ayrılmadığını dile getirdi. Ziynet, yaşanan çatışmalı süreçte sadece annelerin yüreğinin yandığını söyleyerek, "Biz anneler yıllardır bu savaş dursun diye yapmadığımız şey kalmadı. Cumhurbaşkanı ve AKP hükümeti bizleri katliamdan geçirmek adına sokaklarımıza, evlerimize silahlarla saldırıyor. 3 yıl içerisinde Türkiye ile bir savaş yaşanmadı ama Kürt anneleri yine DAİŞ yüzünden ağladı. Bu kadar ölüm yeter, biz artık ölümden korkmuyoruz. Çocuklarımızı da kimsenin koltuğu için feda etmeyeceğiz. Sokaklar bizimdir ve sokağımızı, hakkımızı, bizim olanı bizden almak isteyenlere karşı dik durmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.
'Devlet küçük çocuklarımızdan dahi korkuyor'
Sur mahallesinde oturan Fehime Adanalı (50), gün boyu helikopterden gaz atışları yapıldığını dile getirerek, güvenlik güçlerinin ağır silahlarla sivil halka saldırdığını söyledi. Yaşanan saldırılara rağmen kadın ve çocukların evlerinin kapısından ayrılmadığının altını çizen Fehime, "polis bizlerin burada olduğunu bildiği halde ateş açıyordu. 7 yaşında bir çocuğu gözlerimizin önünde keskin nişancılar vurdu. Bu devlet küçük çocuklarımızdan dahi korkuyor. Cumhurbaşkanının başlattığı savaşa asker, polis ortak olmamalıdır. Burada polisler de öldü ancak bizler diyoruz ki ortak olmayın bu savaşa gidin evlerinize annelerinizin yanında oturun. Asker ve polis anneleri de biz Kürt anneler de yeterince ağladık. Sarayın başlattığı savaşta sadece Cumhurbaşkanı ve çocukları sağ kurtuluyor. Yeter artık durdurun bu savaşı" diye vurguladı.
'Kimse evinde saklanarak savaşın son bulmasını beklemesin'
2 gün boyunca evden dışarı çıkamadıklarını söyleyen İmiş Tekin (56), yaşanan savaşın bir an önce son bulması gerektiğine vurgu yaptı. Tüm saldırılara rağmen kadınların ve gençlerin sokakları terk etmediğine dikkat çeken İmiş, "Polis tüm gücüyle mahalleye saldırdı. Bizler de tencere, tava, ıslık, zılgıt ne bulduysak ses çıkardık ancak onlar ses çıkarma eylemimize dahi tahammül edemediler. Eylemimiz devam ettiği sırada keskin nişancıların ateş açtığını gördük. Evlerimize çekildik ve içerden eylemi sürdürdük. Bize yaşatılan vahşettir, katliamdır. Cizre'de çocuklar, kadınlar ve masum insanlar katledilirken siz yerinizde oturun, susun diyorlar. Biz annelerin yüreği bunu kabul etmez ve hiçbir annenin yüreği de kabul etmemelidir. Gelin bu katliamlara karşı birlikte dur diyelim. Kimse evinde saklanarak bu savaşın durması için beklemesin, yoksa daha çok anne ağlayacak" şeklinde konuştu.
(fk)

