2013 Kadın Panaroması –(1)- DOSYA
10:59
2013 yılında 192 kadın katledildi!
Gülşen Koçuk – Zehra Doğan / JINHA
HABER MERKEZİ – Her yıl yüzlerce kadının katledildiği, binlercesinin taciz, tecavüz ve her türlü şiddete maruz kaldığı ülkelerden biri olan Türkiye'de 2013 yılının ilk 10 ayında 192 kadın katledildi. Yine 2013 yılında birçok kadın erkek şiddeti, taciz ve tecavüzüne maruz kalırken, bunun yanı sıra, cinsel, psikolojik, fiziksel ya da ekonomik şiddet gören birçok kadın da danışmanlık merkezleri desteği ile sorunlarla mücadele etmeye başladı.
Kadına yönelik şiddetin giderek arttığı Türkiye’de şiddeti uygulayan kişilerin kimlikleri neredeyse aynı; eş, baba, oğul, arkadaş… Kadınların sosyal ve çalışma alanında istihdam sahibi olmasının önü ya “Doğum paketi” ile kesiliyor ya da çocuk yaşta evliliklerin yasaklanmasına rağmen denetimsizlikten kaynaklı şiddetin önüne geçilmiyor. Çocukların cinsel istismara uğramasının, kadınların katledilmesinin, tecavüze ve şiddete maruz kalmasının en büyük sorumlusu, kadın ve çocuklar başta olmak üzere, insanlara yönelik gerçekleştirilen hak ihlallerini denetlemeyen devlet mekanizması kabul ediliyor. Kişilerin yaşam hakkını korumaktan sorumlu devlet mekanizması, kadına yönelik uygulanan katliam politikaları, şiddet ve tecavüze karşı ne yazık ki herhangi bir adım atamazken, kadın cinayetlerin “Namus cinayeti”, tecavüzlere de “Rızası vardı” demekten kaçınmıyor. Yargının cinsiyetçi tutumu karşısında Türkiye’de ne yazık ki hala tecavüz, taciz, cinayet ve ensest vakaları giderek artış gösteriyor.
Kadınlar koruma talebinde bulundukları halde katlediliyor
Her yıl benzer rakamlarla karşımıza çıkan ve çeşitli şekillerde gerekçelendirilen kadın katliamları, cinsel taciz, tecavüz olayları, bu yıl da azalmadan varlığını devam ettirdi. Türkiye’de kadın katliamları 2008 yılında 80, 2009’da 109, 2010’da 180, 2011’de 121, 2012’de ise 210 olarak belirlenirken, 2013 yılının ilk 10 ayında ise sadece medyada yer bulan rakam 192 oldu. Yine 2013 yılının ilk 10 ayında sadece medyada yankılanan, tecavüze uğrayan çocuk ve kadın sayısı 148 iken, cinsel taciz ve istismara uğrayan çocuk ve kadınların sayısı ise 123 oldu. 2013 yılında Türkiye ve bölgenin birçok kentinde gerçekleştirilen kadın cinayetleri ile ortaya çıkan katliam bilançosunda dikkat çeken en önemli boyut ise, katledilen kadınların birçoğunun koruma talebinde bulunmuş ya da koruma talebi henüz kaldırılmış kadınlar olması.
Kadın katliamlarının yüzde 47,48’i eşleri tarafından işlendi
Bu yılın ilk 10 ayında işlenen kadın katliamlarına bakıldığında, cinayetlerin yüzde 47,39'u ateşli silahla, yüzde 39,06'sı kesici-delici aletle, yüzde 4,73'ü darp ile, yüzde 4,69’u boğularak, yüzde 3,13’ü ise diğer (balkondan atma, yakma vb.) şekillerde işlendi. Yine katledilen 192 kadının yüzde 49,58’i eşi tarafından, yüzde 13,54’ü erkek arkadaşı tarafından, yüzde 11,97’si akrabaları (baba, kardeş, oğul, amca vs.), yüzde 11,46’sı tanıdıkları, yüzde 8,86’sı henüz bilinmeyen kişilerce, yüzde 7,82’si eski eşi tarafından, yüzde 4,17’si eski erkek arkadaşı ve yüzde 2,80’ni ise tanımadığı kişiler tarafından işlendi.
'Her katliamda erkek birden fazla gerekçe üretti'
Katledilen kadınların, katledilme gerekçelerine bakıldığında ise, nedeni bilinmeyen cinayetlerin oranının daha yüksek olduğu görülmekte. Bunun nedeni ise, failin, cinayeti işledikten sonra kendisinin de intihar etmesi ya da olayın gizli tutulması. Bu şekilde cinayet nedeninin netleştirilmesi zorlaşmaktadır. Farklı (cinnet, şizofreni, 'kaza' bilinmeyen) nedenlerle işlenen cinayetlerin oranı yüzde 36,46, ardından ise en yüksek oranı ayrılık/boşanma gerekçeleri ile işlenen cinayetlerin yüzde 28,65'lik oran izledi. Kadının kendi hakkında karar vermek istemesi üzerine işlenen cinayetler yüzde 10,42. Kıskançlık gerekçeleri ile işlenen cinayetler yüzde 10,42, ekonomik (hırsızlık, geçim sıkıntısı, mal talebi vb.) nedenlerle işlenen cinayetlerin oranı yüzde 8,85 iken; kendisini reddettiği için kadınların katledildiği cinayetlerin oranı ise yüzde 5,20 oldu. Erkeğin kadını öldürmek için yarattığı gerekçeler daha fazla şekillerde de oranlanabilir. Çünkü, bir katliamın işlenmesinde ayrılık/boşanma, bir gerekçe oluştururken, kıskançlık da aynı olayın diğer bir gerekçesi olarak kategorize edilebiliyor. Fakat her olay, rakamlarda yanıltıcılık olmaması amacıyla tek bir "neden" kategorisinde yerini aldı.
Toplum baskısı nedeniyle kadınlar sessiz kalıyor
Kadın katliamlarının yanı sıra, ayrıca çevresindeki kişilerden (aile bireyleri, aile dışında arkadaş, komşu ya da işveren ve benzeri ) gördüğü şiddet sonucu da kendisine en yakın mesafede bulunan kadın danışmanlık merkezlerine başvurmaktadır. Bu başvuruların yanında, şiddet gördüğü halde toplum baskısı nedeniyle gördüğü şiddeti dile getiremeyen kadınların da azımsanmayacak kadar olduğunu vurgulamak gerekir. Mersin'de de İştar Kadın Danışmanlık Merkezi, 2013 yılı başından Ekim ayına kadar 109 kadının şiddet nedeniyle başvurduğunu ifade etti. Danışmanlık merkezi, başvuran kadınlara,birçok destek sağladı. Kadın danışmanlık merkezine başvuran kadınlardan 52'sine psikolojik destek, 37'sine sığınak desteği, 25'ine hukuki destek, 24 kadına sosyal yardım desteği, 22'sine iş desteği, 14'üne sağlık desteği, 5'ine ise eğitim desteği verildi.
Kadına yönelik şiddet rakamlarla sınırlı değil
Kadın danışmanlık merkezi uzmanları; kadınların çoğunun fiziksel ya da cinsel şiddet görmeden kendilerine başvuru yapmadığını söylüyor. Toplum arasındaki şiddet kavramı algısı nedeniyle, şiddetin dar anlamda bilindiğini ifade eden yetkililer, "Kadınlar ekonomik, psikolojik ya da sözel şiddete maruz kaldıklarında buna ilişkin farkındalıkları istendik düzeyde değil. Yapmış olduğumuz görüşmelerde aslında merkeze sağlık desteği, psikolojik destek ya da diğer nedenlerle başvuru yapan kadınların da yaşamlarının herhangi bir döneminde şiddete maruz kaldıklarını ancak buna ilişkin farkındalıklarının oluşmadığını göstermektedir. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde, 2013 yılında merkezimize yansıyan şiddet verisinin 109 kadın ile sınırlı olmadığını söylemek daha doğru bir veriyi ortaya koyacaktır" ifadelerinde bulundu.
YARIN: İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Ayşen Candaş: 2013 yılında Türkiye’de kadınlara ve kadın haklarına yönelik yönelim
(gk-zd/mg)

