2013 Kadın Panaroması - (2) - DOSYA
10:43
Kadınların haklarından arındırıldığı bir dönem…
Derya Ceylan – Eylem Daş /JINHA
İSTANBUL – İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Ayşen Candaş, 2013 yılında Türkiye’de kadınlara ve kadın haklarına yönelik çok ciddi bir şekilde yönelme olduğuna dikkat çekerek, sezeryan ve kürtajın yasaklanması, devletin kızlı erkekli yaşanan evleri bile yasal bir takım yenilikler getirerek düzenleme yapması, istihdam paketi adı altında kadını eve kapatma planları gibi durumlarla karşılaştıklarını kaydetti.
İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Ayşen Candaş 2013 yılında Türkiye’de kadınlara ve kadın haklarına yönelik çok ciddi bir şekilde yönelme olduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yaz kürtaj ve sezeryanın yasaklanacağı üzerinden bir siyaset döndürüldüğünü dile getiren Ayşen, kadın örgütlerinin buna sert biçimde tepki verdiğini ifade etti. Ayşen, “Böylesi durumlarda hükümet kendisini tipik olarak geri adım atmış gibi gösteriyor” dedi. Türkiye’nin bazı bölgelerinde tecavüze uğrayan 20 haftalık gebe olan kadınların kürtaj olma haklarını kullanamadıklarına dikkat çeken Ayşen, “Bu haklarının kullandırılmadığını ve o sürenin geçişine kadar oyalayarak, ‘Şu küçük şehre gidip doğum yapıp çocuğu da şu kişi evlat edinecek’ diye ellerine kâğıtların tutuşturulduğu haberlerini alıyoruz” sözlerini belirtti.
‘Sezeryanın yasaklanması kadar korkunç bir karar olamaz’
Ayşen, sezeryanı yasaklaması kadar korkunç bir karar olamayacağını söyleyerek, bunun nedeninin ise sezeryanın tıbbi bir karar olduğunu dile getirdi. Ayşen, sezeryanın yasaklanması söylemlerinden sonra bir kaç kadının doğum sırasında hayatını kaybettiğine dikkat çekerek “Doktorlar kovuşturmaya uğrayacaklarını düşündükleri için sezeryan yapmak istemiyorlar” diye konuştu. Sağlık Bakanlığı’nın hamile kadınları izleme programının 6 aydır yürürlükte olduğunu kaydeden Ayşen “Aile hekimleri aracılığıyla Sağlık Bakanlığı hamile kadınlardan haberdar olmak istiyor” diye konuştu. Ayşen, kadınların hamile kalması durumunda bilgilerinin eşlerine, ailelerine, hatta evli değilse bile bunu başka birine söyleyip söylememe hakkının kadından alındığını öne sürerek, bazı durumlarda aileye ulaşılmadığı takdirde komşularına haber verildiğini sözlerine ekledi.
‘Başörtü yasağının kaldırılması seçim yatırımıdır’
Kadınların bireysel özerklik alanının bırakılmadığına dikkat çeken Ayşen, AKP’nin kendi tabanının 11 yıldır kendisinden beklediği başörtüsü yasağını kaldırması AKP’den beklenen bir karar olduğunu ve bu yaşananların üstüne geldiğini belirtti. Ayşen, başörtü yasağının kaldırılmasını seçim yatırımı olarak niteleyerek kadınların istihdama katılımını, siyasi alanda sayılarının artması ve milletvekili olmalarının önünün açılması gibi kotaların hayata geçmezse başörtü ile ilgili kısmi özgürlüğünde bir özgürleşmeyle sonuçlanmayabileceği endişesi taşıdığını ifade etti
‘Toplum hukuksuz ve savunmasız bir şekle büründürülüyor’
“Bu yönde endişelerin insanların kafalarında belirmeye başlandığı bir anda ‘Kızlı erkekli evlerde kalınıyor, buna yasal düzenleme getireceğiz’ açıklaması oldu” diye konuşmasına devam eden Ayşen, “Bu son gelişme bazı kesimleri memnun ederken, bazı kesimlerinde hayatını cehenneme çevirecek” şeklinde uyardı. Bu uygulama ile toplumu hukuksuz ve savunmasız bir şekle büründürüp yem olarak kullanıldığı üzerinde duran Ayşen, “Bu durumun genç kadınları çok kötü etkileyebileceğini düşünüyorum. Yasal bir uygulama henüz yapılmadı ama fiiliyata geçti” diye konuştu. Başbakanın ‘Kızlı erkekli evlerde kalınıyor’ sözünün ardından İstanbul’da yaklaşık 30 eve baskın yapıldığı bilgisini veren Ayşen, bu durumun tehdit, şantaj, tecavüz ve baskı gibi tehlikeleri doğuracağına işaret etti. “Türkiye’de müthiş bir hukuksuz alan oluştu” diye konuşmasını sürdüren Ayşen, kadınların 2013 yılında kadınları korumak söylemleriyle yem edilip piyon haline getirildiğini kaydetti. Kadınların haklarından arındırıldığını belirten Ayşen, yaz mevsiminden bu yana bunun adım adım gerçekleştiğini vurguladı.
‘Kadın hakları yasal düzenlemeler yoluyla yok edildi’
“Kadın haklarının hukuken olmasına karşın Türkiye’de ise 2002 ve 2004 yıllarında Avrupa Birliği uyum sürecinde bazı yasalar çıktı” diye konuşmasını sürdüren Ayşen var olan yasalarında kadın hareketinin mücadelesi ve dayanışması sonucunda oluştuğunu sözlerine ekleyerek, “Kadın hakları birer birer yasal düzenlemeler yoluyla yok edildi. Yasal düzenleme olmadığı durumlarda da yasal düzenlemenin işareti verildi. Kadınlar üzerinde mahalle baskısı yoluyla yok edilip geriye döndürülmüş bir süreç yaşıyoruz. Buna yasa ile anayasa olması arasında gereken hiyerarşinin ters düz edilmesinin ve gizli bir anayasanın yürürlüğe konması gözüyle bakmaya başladım. 2013 yılını kadınların haklarından arındırılması süreci olarak anlamlandırıyorum” sözlerine yer verdi.
YARIN: SES Diyarbakır Şube Başkanı Hülya Alökmen Uyanık: 2013 yılında kadın ve sağlık
(dc/ed/mg)

