Siirtli kadınlar: Batıdaki yakınlarımızın can güvenliği yok
10:57
Şilan Özhan/JINHA
SÊRT - Yakınları batı illerinde çalışan kadınlar ırkçı saldırılara tepki gösterirken, can güvenliklerinden endişe duyduklarını belirtiyor. "Aldığımız bilgilere göre adeta insan avı başlatmışlar, her an korku içindeyiz" diyen Siirtli kadınlar, "Öldürülen biz, saldırıya uğrayan biz. Bu nasıl bir dünya nasıl bir adalet. Bunları yaşatmaya hakları yok" diyor.
Günlerdir HDP'nin il ve ilçe binalarına, sahibinin Kürt olduğunu bildiği işletmelere ve Kürdistan'dan çalışmaya giden Kürt işçilere yönelik insan avı başlatılmış durumda. AKP'nin desteği ile ırkçı güruhun batı illerinde saldırılarına her gün bir yenisi ekleniyor. Son üç günlük bilançoya göre HDP binalarına 400'e yakın saldırı yapıldı, onlarca işyeri yakıldı, insanlar yanan binalarda mahsur kaldı ve katliam tehditini yaşadı. Gelişmeleri kaygıyla izleyen yakınları batıda işçi olarak çalışan Kürtler, isyan ediyor.
'Eşim 'Yarına çıkabilecek miyiz' belli değil dedi'
Eşi Ankara'da inşaat işçisi olarak çalışan Gule Koçak, eşinin batıya gidip çalışmadığı sürece maddi olarak geçinemediklerini, başka gelirlerinin olmadığını söyledi. Eşiyle her gün konuştuğunu aktaran Gule, "Eşim Ankara'da saldırıya uğrayanlar arasında değil. Dün gece konuştuğumuzda 'Biz de bilmiyoruz neler olduğunu. Arkadaşlarımıza saldırdılar. Bizim olduğumuz yere gelmediler ama gelmeyeceklerinin bir garantisi yok sonuçta. Yarına çıkabilecek miyiz, o bile belli değil' dedi. O yüzden biz de burada çok korkuyoruz. Zaten herkes bu süreçte korku içinde çünkü karşımızdakiler çok zalim. O Ankara'da biz buradayız, elimizden hiçbir şey gelmiyor. Bu yüzden kendi kentimizde para kazanamıyoruz batıya gidiyoruz, orada da yine devlet eliyle lince uğruyoruz" dedi.
Ankara'da çalışan ve Siirtli olan üç Kürt işçinin saldırıya uğradığını kaydeden Gule, "20 kişi gidip 3 kişiyi dövmüşler. Döverken de 'Sizin oradan bize cenaze geldi, buradan da sizin memleketinize cenaze göndereceğiz' demişler. Bazılarının kolu bazılarının bacağı kırılmış. Oraya para kazanmak için gidiyorlar, hastanelik ediliyorlar. Hak mıdır bu?" diye sordu. Eşinin sağ salim evine döneceğinden şüphe ettiğini belirten Gule, "Allaha emanet yaşıyor orada" dedi.
'Kötü haber alacağız diye ödümüz kopuyor'
İki oğlu İstanbul'da çalışan Vesile Arslan'da çocuklarının Siirt'te iş imkanı olmaması nedeniyle İstanbul'a gittiklerini söyledi. "İstanbul'da da durumlar çok iyi değil" diyen Vesile şöyle devam etti: "Parti binalarımızı bastılar, içerde mahsur kalanlar oldu. Bir Kürt gencini Kürtçe konuştuğu için öldürdüler. O yüzden onlar da orada tedirginler. Bizim de burada ödümüz kopuyor kötü haber alacağız diye. Geceleri korkudan uyuyamıyoruz bazen, ya da onları düşünmekten uyuyamıyoruz. Biz de artık korkmadan, ne olacak diye düşünmeden rahatlıkla uyuyabilmek istiyoruz. Bizim yaşamamızı, nefes almamızı bile istemiyorlar. Bu yüzden korkuyoruz biz de. Çocuklarımız batıda okula gidiyor, çalışmaya gidiyor. Başlarına ne geleceğini bilmiyoruz. Hiçbir can güvenlikleri yok orada. Şimdiye kadar çözüm süreci vardı, hepimiz rahatlıkla istediğimiz yere gidebiliyorduk, istediğimiz yerde yaşıyorduk, artık barış geldi demiştik. Geceleri korkmadan uyuyabiliyorduk. Ama şimdi yeniden 90'lı yıllara geri döndük."
Bu savaşı durdurabilecek tek kişinin savaşı çıkaran kişi olduğunu ifade eden Vesile, "Bu savaşı Erdoğan çıkardı, artık bir an önce bitirsin. Bizim zorluklarla büyüttüğümüz çocuklarımızın ölüm kararını vermeye hakkı yok. Kimse bizi anlamıyor. Biz hep söylüyoruz, gerillalar da bizim çocuklarımız, askerler de bizim çocuklarımız. Biz çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz artık, onların yasını tutmak istemiyoruz. Biz onların düğünlerini yapmak, çocuklarını sevmek, geleceklerinin hayalini kurmak istiyoruz. Akan kan bir an önce dursun, artık barış gelsin. Bu toprakların barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var" şeklinde konuştu.
'Anneler çocuklarını sevgiyle büyütüyor, onları bizden almaya hakları yok'
Oğlu İstanbul'da çalışan bir diğer anne Ayşe Oğuz oğlunun İstanbul'da inşaat işinde çalıştığını söyledi. "Çocuklarımız fakirlikten, iş bulamadıkları için gidiyor batıya" diyen Ayşe, "Çocuklarımızın hiçbir kötü niyeti yok. Biz kötülük olsun istemiyoruz. Biz ne kendimize, ne başkasına kötülük olsun istemiyoruz. Başkaları için kötülük isteyen kötülükle karşılaşsın" dedi. Annelerin gözyaşlarını ancak barışın durdurabileceğinin altını çizen Ayşe, "Anneler çocuklarını sevgiyle büyütüyor. Onların geleceklerini planlıyor kendine göre. Onları bizden almaya hakları yok. Kimse canını çöpte bulmadı" dedi. "Bir gencimiz İstanbul'da Kürtçe konuştuğu için bıçaklanarak öldürüldü" diyen Ayşe konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunu yapmaya hiçbir hakları yok. Bizim dilimizi yargılayamazlar bunu bize Allah verdi. Cizîra Botan'ı resmen esir almışlar şimdi. Kimse bir lokma yiyemiyor, su içemiyor, çocuklar ekmek almaya gidemiyor, keskin nişancıların korkusundan sokağa çıkamıyorlar. Evlerinde kalıyorlar bu defa top atıyorlar evlerine. Bu kötü günleri bize yaşatmaya hakları yok. Yeter yıllardır çektiğimiz zulüm."
'Devlet bana tek başımayken sahip çıktı mı da şimdi çocuklarımıza saldırıyor'
Oğlunun hayatından endişe ettiğini belirten Ayşe, "Oğlum sokağa çıktığında bile korkuyorum. Şimdi bilmediğim bir yerde, bilmediğim insanlar arasında" dedi. Ayşe, "Camları kırıyorlar, evlerimizi başımıza yıkıyorlar, parti binalarımıza saldırıyorlar, gençlerimizi Kürtçe konuştuğu için öldürüyorlar. Nasıl korkmayayım, nasıl endişelenmeyelim?" diye sordu. "Ben çocuklarımı çöpte bulmadım" diyen Ayşe, "Eşim daha 40 yaşındayken öldü, çocuklarımı tek başıma büyüttüm. Büyütene kada ne zorluklar yaşadım. O zaman devlet bana sahip çıktı mı da şimdi çocuklarımıza saldırıyor? Bahçelerde tarlalarda çalışarak büyüttüm onları. Onlar benim bu hayattaki tek dayanağım. Onlara da bir şey olursa ben artık yaşayamam. Biz anneler olarak ağlamak istemiyoruz artık. Askerler de ölüyor, ölen askerleri kendi çocuklarım yerine koyup üzülüyorum. Biz anneyiz, barışı herkes için istiyoruz" dedi.
(fk)

