Diyarbakır Barosu: Her türlü istismarın takipçisi olacağız
14:35
JINHA
AMED- 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 24'üncü yıl dönümünde açıklama yapan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, hak ihlallerinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artarak devam ettiğine dikkat çekerek, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak Türkiye’de ve dünyada çocukların fiziksel , cinsel, duygusal ve her türlü istismarların takipçisi olacaklarını kaydetti.
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 24'üncü yıl dönümünde bölgede yaşanan çocuk hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla Adli Yardım Bürosu'nda basın toplantısı yaptı. Basın metnini okuyan Diyarbakır Barosu Çocuk hakları Merkezi Başkanı Gazal Bayram Koluma, Amerika ve Somali dışında bütün ülkelerin taraf olduğu ve bu sözleşme ile hüküm altına alınan çocuk haklarına riayet edildiğine vurgu yaptı. Gazal, “Hak ihlallerinin tüm dünyada olduğu gibi ne yazık ki ülkemizde artarak devam ettiği güdülmektedir. Türkiye sözleşmeyi imzalarken çocuk eğitimi, ifade özgürlüğü, kendi kültürünü yaşatma ve kendi dilini özgürce kullanma haklarını içeren 17-29 ve 30’ncu maddelerine çekince koydu. Çekince konulan maddelerle Türkiye de çocuk haklarına ciddi anlamda sınırlılık getirdiği bilinmektedir. Çocuk hakları alanında çalışma yürüten sivil toplum örgütleri yıllardır bu çekincelerin kaldırılması için mücadele vermekte ancak siyasi otoriteler hala bu çekinceleri muhafaza etmektedirler” ifadesine yer verdi.
‘Anadilde eğitim özel okullara gitme şansı yakalayan çocuklara tanınmakta’
“Hükümet tarafından kamuoyuyla paylaşılan son demokratikleşme paketinde özel okullarda anadilde eğitim hakkı alanına değinen ve bu değişiklikle anadilde eğitim hakkı sadece özel okullara gitme şansı yakalayan çocuklara tanınmaktadır” diyen Gazal, “Bu uygulama özel eğitim şansı olmayan yoksul çocukların ayrımcılığa maruz kalması anlamına gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre anadilde eğitim göremeyen çocukların eğitim anlamında yaşıtlarını birkaç yıl geride takip ettiği bilinmekle, özellikle bölgemizde Kürt çocuklarının anlamsız bir şekilde menal gerilik tanısı ile özel rehabilitasyon merkezlerine sevk edilmesine sebebiyet vermektedir” dedi.
‘Failler ödüllendirilip beraat ettirilmektedir’
Dünyada ve Türkiye de çocukların uğradığı hak ihlallerine ve Adalet Bakanlığı’nın resmi verilerine değinen Gazal, “Yaşam hakkı ihlali, çocuk işçiliği ve sömürüsü, cinsel istismar giderek artmaktadır. Resmi verilere göre 2008 yılına kadar cinsel istismara maruz kalan çocukların sayısında ciddi bir oranda artış göstermiştir” şeklinde konuştu. Gazal, “Devletin negatif yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıkan yaşam hakkı ihlallerinin yanı sıra yine toplumsal olaylarda birçok çocuk anlamını dahi bilmediği ağır suçlamalarda tutuklanmakta ve mahkum edilmekte. Kamu görevlerinin faili olduğu birçok öldürme ve istismar vakasında failler cezasız kalmakta ve adeta failleri sistematik bir şekilde ödüllendirilip beraat ettirilmektedir. Bunun en acı örneğini Uğur Kaymaz davasında gördük” ifadelerini kullandı. Çocukların daha mutlu bir yaşam sürmeleri için öncelikle başta siyasal iktidar olmak üzere tüm siyasilerin, partiler üstü bir anlayışla meseleye bakmaları ve çocukların maruz kaldığı sıkıntılara kalıcı çözümler üretmesi gerektiğinin altını çizen Gazal, bu sorunların çözümü için yeterli oranda bütçe ayrılması gerektiğini kaydetti. Gazal, son olarak Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak Türkiye’de ve dünyada çocukların fiziksel , cinsel, duygusal ve her türlü istismarların takipçisi olacaklarını söyledi.
(tt/mg)

