Rakel Dink: Edi bese yutkunamıyoruz

14:37

JINHA

İSTANBUL - Barış konferansında silahların susması çağrısı yapan Rakel Dink, "Aslında söylenmemiş, yazılmamış hiçbir şey yok. Ne yazık ki hiçbir şey değişmiyor. Hak, hukuk, esenlik, bereket içinde yaşamak varken bu ne vahşet bu ne öfke bu ne bitmeyen kin ve nefret bu ne kan dökme doyumsuzluğu. Rab insanlığa merhamet etsin tekrar ve tekrar. Mesih İsa'nın adı ile iki tarafa da sesleniyorum. Aslında yalvarıyorum. Amasız, koşulsuz silahları susturun. Yeter bu kadar dağlanmış yürek, bu kadar acı yeter. Bu kadar ölüm yeter, yeter. Edi bese, yutkunamıyoruz" şeklinde konuştu.

Demokrasi ve Barış Konferansı Daimi Koordinasyonu İstanbul Akatlar Kültür Merkezi'nde "Kürt sorunun çözümü için müzakere ve barış içinde yaşama hakkı" başlıklı konferans düzenledi. HDK eş sözcüleri Ertuğrul Kürkçü, Sabahat Tuncel, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, HDP milletvekilleri, Rakel Dink, İmralı Heyeti üyesi Ceylan Bağrıyanık, Erol Katırcıoğlu, Onur Hamzaoğlu, Maya Arakon, Erdoğan Aydın gibi bir çok akademisyen, yazar ve siyasetçinin katıldığı konferansta açılışını Onur Hamzaoğlu yaptı.

'Barışı sağlayanlar olmalıyız'

Konferansın açılış konuşmasını Rakel Dink yaptı. Çatışma sürecinin sona ermesi için taraflara çağrıda bulunan Rakel, "Ne mutlu barışı sağlayanlara. Tanrının yüzünü görmek istiyorsak barışı sağlayanlar olmalıyız, savaşı körükleyenler destekleyenler değil. Yaşamaktan keyif almayı öğrenmeliyiz, öldürmekten değil. Bu nasıl bir hafıza ve zihniyet? 12 Eylül'ün 35'inci yılı. Soykırımın 100'üncü yıl. 1955 6-7 Eylül'ün 60'ıncı yılı ve aralarda da daha neler neler. ..Polisi, askeri, sünnetlisi, sünnetsizi, PKK'lisi, gerillası hepsi bu toprakların ülkemizin çocukları değil mi?" diye seslendi.

"Kaybettiklerimizin değeri hangi ölçekle ölçülebilir" diye soran Rakel, "Barış öldürmeyle olmaz. Öyle öğretildiği gibi vatan toprağı kanla sahiplenilmez. Alın teri ve emekle doğruluk ve adaletle mülkün temeli oluşturulur. Aslında söylenmemiş, yazılmamış hiçbir şey yok. Ne yazık ki hiçbir şey değişmiyor. Hak, hukuk, esenlik, bereket içinde yaşamak varken bu ne vahşet bu ne öfke bu ne bitmeyen kin ve nefret bu ne kan dökme doyumsuzluğu. Rab insanlığa merhamet etsin tekrar ve tekrar. Mesih İsa'nın adı ile iki tarafa da sesleniyorum. Aslında yalvarıyorum. Amasız, koşulsuz silahları susturun. Yeter bu kadar dağlanmış yürek, bu kadar acı yeter. Bu kadar ölüm yeter, yeter. Edi Bese, Yutkunamıyoruz" şeklinde konuştu.

'Faşizme karşı direnirsek kazanırız Cizre bunu gösterdi'

Konferansta söz alarak Cizre'ye yaptıkları yürüyüşe ilişkin konuşan HDK Eş Sözcüsü Sabahat Tuncel de Cizre'de halkın görkemli direnişinin kazandığını söyledi ve "Buradan onlara selam olsun" diyerek Cizre direnişini selamladı. Türkiye'nin içinden geçtiği sürecin "AKP hükümeti ve Erdoğan'ın sivil darbesi" nedeniyle yaşandığını belirten Sebahat, Kürdistan halkının direnişinin de bu sivil darbeye karşı olduğunu söyledi. Sebahat, "Kürdistan'daki halk da aslında tam da buna isyan eden bir noktada. 'Kendi kendimizi yönetmek istiyoruz. Artık devletin zulmünden bıktık. Kendi kendimizi yönetmek istiyoruz' beyanlarına devlet şiddetle karşılık verdi. Ama Cizre'de halk direnişi şunu gösterdi : Faşizme karşı direnirsek kazanırız. Tıpkı Kobanê'de olduğu gibi" diye konuştu.

Konferanta geçmiş dönemde TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi olan CHP milletvekili Rıza Türmen konuşarak müzakere ve çözüm süreçleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Anlamsız savaşın bitirilmesi için barıştan konuşmak lazım" diyen Rıza, 30 yıllık sürecin çözümün çatışmayla gerçekleşmeyeceğini gösterdiğini belirten Rıza, "Dağları kampları bombalamakla devlet bir sonuç elde edemez. Öğrendik ki PKK eylemleriyle sonuç alamaz. Öğrendik ki müzakere olursa silahlar konuşmaz" ifadelerini kullandı.

'Kadınlara bedenleri üzerinden bedel ödettiriliyor'

Konferansta kadınların barış süreçlerindeki rolüne ilişkin sunum yapan Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), üyesi Nükhet Sirman ise, "Kadınlar barışta ısrarcı. BİGK olarak 4 Temmuz'dan beri sokaktayız. Barışın bizim için önemli olduğunu söylüyoruz. Savaşın kadınlar üzerindeki yükünün ağır olduğunu biliyoruz. Çünkü yaşadık ve gördük. Ekin Van örneği burada. Kadının bedeni savaş alanı haline getiriliyor. Kadınlara bedenleri üzerinden bedel ödettiriliyor" dedi. Nükhet, savaşta bedel ödetilen kadının müzakere süreçlerinde ise toplumsal cinsiyetleri nedeniyle dışlandıklarını belirten Nükhet, "Kadınlar bedel ödüyor ama barış erkek işi gibi görülüp kadınlar barış süreçlerinden dışlanıyor" sözlerini kullandı.

'Süreç devlet kibri ile heba edildi'

İmralı Heyeti üyesi HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise "Kürt sorunun çözümünde müzakere süreci" başlıklı bir sunum yaptı. Kürt sorununun müzakere süreci ile çözülmesi ile ilgili meseleyi hafızaları yoklayarak değerlendirmenin müzakere masasına çok daha önemli katkıları olacağını belirten İdris, 1993 yılından bu yana dolaylı ve doğrudan Kürt özgürlük hareketi ve devlet arasında diyalog kanallarının olduğunu belirterek 1993, 1995, 1998, 1999 ve sonrasında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çabaları ve perspektifi ile gelişen ateşkes süreçlerine ilişkin hatırlatmalarda bulundu. Tüm bu ateşkes süreçlerinin tıpkı bugün kullanılan "son terörist kalıncaya kadar mücadeleye devam" anlayışı, "devlet pazarlık yapmaz" söylemi ve devlet kibri ile heba edildiğini vurgulan İdris, tüm ateşkes süreçlerinin böyle heba edilmesinin ardından ülkenin ağır bedeller ödediğini, acıların yaşandığını söyledi. Diyalog süreçlerinde de devletin hep tasfiye planını gündemde tuttuğunu ve bunu pratikleştirmeye çalıştığını belirten İdris, buna örnek olarak ise Oslo görüşmeleri sürerken, KCK yetkililerine dönük gerçekleştirilen suikast saldırısı örneğini verdi.

'Müzakere masasında da olsa tasfiyeyi hedeflediler'

Çözüm süreci kapsamında 3 Ocak 2013'de ilk heyetlerinin İmralı'ya giderek PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerin başladığını belirten İdris, "İlk görüşme 3 Ocak ve toplumda büyük bir beklenti var. Ama 5 gün sonra Paris'te 3 devrimci Kürt kadın katlediliyor. Tıpkı Oslo görüşmeleri gibi. Mesaj yine aynıydı. 'Müzakere masasına oturmuş olabilirim ama ben seni tasfiyeden vazgeçmedim' mesajıydı. Ve bu büyük bir kırılma yarattı" dedi. 2013 Diyarbakır Newroz'unda PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tarihi manifestosunu ve 3 aşamalı çözüm planını hatırlatan İdris, bu 3 aşamalı çözüm planı devresinde devletin atması gereken adımlardan ne geri çekilme yasasının ne de yol temizliği diye tabir edilen demokratik siyasetin önü açacak birçok demokratikleşme sürecini öngören bu konularda tek bir adım atılmadığını söyledi. İdris, "Bütün bunlar aşılması gereken sorun alanlarıydı. Ama bunların. üzerine 21 Ocaka 2014 tarihinden itibaren de Rojava devrimi ile ilgili devletin tutumu eklendi. AKP'nin Rojava devrimi karşıtlığı çözüm sürecinde en büyük sorun alanlarından birisi oldu" diye belirtti. Bugün de Türkiye'nin tüm Suriye politikasını Cerablus'un Kürtlerin eline geçmemesi üzerine kurmuş durumda olduğunu belirten İdris, "Kobanê'nin düşme tehlikesi altında olduğu o gece yaptığımız bir görüşmede Türkiye'den bir tek şey istedik. Sadece Cizire ya da Êfrin Kantonu'ndan Kobanê'ye destek gönderilmesi ile ilgili kendi topraklarını kullandırtıp geçişlere izi verilmesini istedik" cümlesini kullandı.

'Çatışmasızlığa gelmeyen Saray'ın ta kendisidir'

İdris, 6-7 Ekim'de toplumun AKP'nin Rojava politikasına tepkisini, AKP'nin bir savaş gerekçesi olarak saydığını ve ardından alınan MGK toplantısında da bunun resmi savaş kararına dönüştürüldüğünü ve hemen ardından da "İç güvenlik paketi" gibi düzenlemelerin hayata geçirildiğini kaydetti. İdris, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın ise güvenlik paketine yeni bir çözüm ve müzakere taslağı hazırlayarak cevap verdiğini kaydetti. Niyet beyanı olan Dolmabahçe Mutabakatı'nın ardından onama aşılmasına geçilmesi için izleme komisyonu kurulması gerektiğinin Abdullah Öcalan tarafından ifade edildiğini hatırlatan İdris, "Dolmabahçe Mutabakatı'ndan sonra sonuca yaklaştığımızla ilgili bir hissiyatımız oldu ama AKP sekter yaklaştı. Zaten ardından seçim sürecinde yaşananlar AKP'nin sekter yaklaşımını ortaya koydu. Ama 7 Haziran'da AKP'nin bu yaklaşımını halklar temize çekti ve çözümden yana iradesini ortaya koydu. Ve biz de 7 Haziran'dan sonra da halkımızın talebi doğrultusunda sürecin devam etmesi için çaba sarf ettik" diye konuştu. Ardından gelişen süreçte AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın seçimden sonra ortaya koyduğu darbe sürecini, savaş süreci ile tahkim etmeye çalıştığını kaydeden İdris, "Savaşa karar vermişler ama bunun için de ısrarla gerekçeler üreten bir hükümet pratiği ile karşı karşıyayız" diye kaydetti. İdris, son olarak barış için toplumsal bir direniş gösterilmesi gerektiğini belirterek, "Hem ateşkesle ilgili hem savaşla ilgili hem de barışla ilgili top Ankara'dadır. Çatışmasızlığa gelmeyen, barışa gelmeyen Saray'ın kendisidir" diye belirtti.

Konferans soru cevap bölümü ve tartışmalarla devam ediyor. Tartışmaların ardından konferansın sonuç bildirgesi açıklanacak.

(dk-ödk/dc/fk)