Canlı kalkanlar saldırılara rağmen Gömeç'ten ayrılmıyor
09:07
Beritan Canözer / JINHA
AMED - Askeri operasyonlara karşı canlı kalkan eyleminin başlatıldığı yerlerden biri de Hani'nin Hurê (Gömeç) köyü. Batı illerinden de yoğun katılımın olduğu eyleme ilişkin konuşan Özlem Kaya, silahlara karşı bedenlerini siper ettiklerini söyleyerek, "Asker doğamızı, topraklarımızı, dağlarımızı terk edinceye kadar eylemimiz sürecek" dedi.
Lice, Hani ve Kocaköy üçgeninde başlayan askeri operasyonlar sonrası Hani'nin Hurê (Gömeç) köyünde halk karakol ve kalekol yapımlarına karşı canlı kalkan eylemine başladı. Canlı kalkan eyleminin gerçekleştiği yere çevre il ve ilçelerden yoğun katılımlar yaşanırken, Türkiye illerinden de eyleme destek için yoğun bir katılım var. Kolektif bir yaşam çerçevesinde hareket eden canlı kalkanlar sabahın erken saatlerinden, gece geç saatlere kadar hem doğaları için hem de evlatları için nöbet tutuyorlar. Bulundukları alanın temizliğini beraber yapıyor, yemeklerini paylaşıyor, daha önce hiç görmedikleri insanlar ile beraber akşam ateş etrafında halaylar çekiyorlar.
'Silahlara karşı bedenimizi siper ediyoruz'
Diyarbakır'ın Sur ilçesinden canlı kalkan eylemine katılan Özlem Kaya, "Savaşı bütün yakıcılığı ile hissediyorum. Uzaktan izlemek ile burada olmak çok farklı. Hemen karşımızda dağlarımız bombalanıyor, doğamız yakılıyor, tarihimiz, kültürümüz yok ediliyor, canlarımıza kast ediliyor. Saldırılar bu kadar can yakıcı şekilde devam ederken evimizde oturup bekleyemezdik. Bedenimizden başka bu savaşa siper edeceğimiz bir şeyimiz yok. Bizim silahlarımız yok, silahlara karşı bedenimizi siper ediyoruz. Her iki taraftan da ölümlerin yaşanmaması için, canların yitirilmemesi için 2 haftadır burada konuşlanmış durumdayız. Elimizden geldiğince iki tarafında birbiriyle temasa girmemesini sağlamaya çalışacağız. Geçen haftalarda bulunduğumuz yere çok ciddi bir bombardıman yapıldı. Çok yoğun bir çatışmanın yaşandığına tanık olduk" ifadelerine yer verdi.
'Bize zarar veremeyince doğamıza ve kültürümüze saldırıyorlar'
Yaşanan çatışmada iki gerillanın yaşamını yitirdiğini aktaran Özlem, "Sayısını tam olarak bilmiyorum ama askerlerden de yaşamını yitirenler oldu. Canımıza kast ediyorlar, canımıza zarar veremeyince de doğamıza ve kültürümüze saldırıyorlar. Askerlerin konuşlandığı tepe aslında Sit alanı mahiyetinde bir tepedir. Kültürel ve tarihi bir dokuya sahip ve bu bizim kültürümüz, tarihimiz. Şuan orada konuşlanmışlar ve sürekli bombalıyorlar, yakıyorlar, zarar veriyorlar, oraya beton yığınları döküyorlar. Geçen çatışmadan sonra çıkan yangında özel güvenlik bölgesi ilan edilmiş olmasına rağmen canlı kalkanlar olarak gidip o yangını söndürme iradesini gösterdik. Biz alandayken 3 bomba atıldı. Açıkçası canlı kalkanlar olarak katliamın eşiğinden döndüğümüzü düşünüyoruz ama ona rağmen çıkardıkları yangını izin vermemelerine rağmen söndürdük. Daha sonra hiçbir şey yokken gene bombardıman yaparak doğaya zarar verdiler. Bizim müdahale etmemize izin vermediler ve biz çok acı bir şekilde doğamızın sömürülmesini izlemek zorunda kaldık" diye konuştu.
'Batı illerinden de katılımlar var'
Türkiye'nin batı kentlerinden de eyleme katılımların olduğunu dile getiren Özlem sözlerine şöyle devam etti: "İstanbul'dan çok yoğun katılım oldu. Yine Ankara'dan çok fazla sayıda gelenler oldu. STK'lar gelip ziyaret ettiler. Gazeteciler birebir yerinde gözlem yaparak haber yaptılar. Çok ciddi bir destek aldık. Halk nezdinde en azından katılım biraz daha fazla olabilirdi diye düşünüyorum. Fakat bu çatışma birçok alanda baş gösterdiği için belki de insanlar kendi alanlarında canlı kalkan oluyorlar. Çünkü yoğun bir çatışma sürecine girdik halk olarak ve gücümüzü dağıtmak zorunda kaldık. Fakat çevre il ve ilçelerden çok fazla katılım oluyor."
'Onlar topraklarımızı terk edinceye kadar buradayız'
Sabaha kadar farklı noktalarda 5-6 kişilik gruplar halinde nöbet tuttuklarını söyleyen Özlem, çatışmalar olduğu günlerde canlı kalkanların ne anlam ifade ettiğini çok daha iyi anlamış olduğunu söyledi. "Canlı kalkanlar olarak o gün burada olmasak çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkabilirdi" diyen Özlem, burada kendilerinin olduğunu bildikleri halde askerlerin onların olduğu noktaları bile taradığını dile getirdi. Bazı canlı kalkanların sıkılan kurşunlardan şans eseri kurtulduklarını aktaran Özlem, "Bizim sloganlarımıza bile toplar ile karşılık veriyorlar. Sesimizi duymaya bile tahammül edemiyorlar, bu çok vahim bir tablo. Biz yine de her şeye rağmen onlar için de burada nöbet tutmaya devam edeceğiz. Elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Onlar doğamızı, topraklarımızı, dağlarımızı terk edinceye kadar burada nöbet tutacağız" dedi.
'Kolektif bir yaşam var burada'
Özlem günlük yaşamlarına ilişkin ise şu bilgileri verdi: "Burada gerçek bir ortak yaşam var. Her şeyimizi paylaşıyoruz. Biri kitap getiriyor buraya bırakıyor, biri meyve getiriyor, biri battaniyesini getiriyor. Bir çadırımız var onu bile herkes kullanıyor. Her gün birileri yatıyor içinde. Annelerimizle ve yaşlı amcalarımızla oturup sohbet ediyoruz, bize geçmişlerini anlatıyorlar. Genç arkadaşlarımız çok güzel katılım sağlıyorlar eyleme. Gündüz kitap okuyoruz, bazılarımız yaşadıklarını yazıya aktarıyor. Akşam Rojhat arkadaşımızın yaktığı ateş etrafında halaylar çekiyoruz, şarkılar söylüyoruz, sloganlar atıyoruz. Daha sonra nöbeti olanlar nöbet yerlerine gidiyor, nöbeti olmayanlar yatıp uyuyor. Aslında bunlar rutin anlatımlar, bunların dışında çok daha farklı bir şey var bu alanda. Yoldaşlığın yaşıtınla olmadığını anlıyorsunuz burada. Bilgi paylaşımlarımız oluyor ve birçoğumuz daha önce bilmediğimiz birçok şeyi burada öğrendik. Herkesin burada bu direnişi, mücadeleyi yaşaması gerekiyor."
(mg)

