KÖM: İntikam için halka saldırıyorlar ama 90'lar kaygısı çoktan aşılmış

15:56

JINHA

İSTANBUL - Lice, Suruç, Silopi, Silvan, Varto, Dersim, Cizre ve Diyadin'de KÖM'ün incelemelerine katılan kadınlar, Kürdistan'da yaşanan savaş, direniş ve dayanışma tanıklıklarını anlattı. Kadınlar, "Cizre'de de görüldüğü gibi sivil saldırılar asker ve polis ölümlerinin intikamı olarak yapılıyor. 90'lı yıllardaki Türklük sloganlarının yerini şimdi ise Allahu Ekber nidaları almış. Savaş ve militarizmin baskın olması asker ve polisin kadına yönelik baskılarını arttırıyor. Ekin Wan'a uygulanan cinsel şiddet kadınlara gözdağı vermek içindi, ama devletin istediği etki oluşmadı. 90'ların kaygısı kalkmıştı" dedi.

Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM) üyesi kadınlar Cezayir Toplantı Salonu'nda düzenlediği toplantı ile Ardahan, Lice, Suruç, Silopi, Silvan, Varto, Dersim, Cizre ve Diyadin'de yaşanan savaş, direniş ve dayanışma tanıklıklarını anlattı. Toplantının tanıklıklarının anlatıldığı bölümüne HDP İstanbul Milletvekili Beyza Üstün ve HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel'de katılım sağladı. İlk olarak heyetlerin bölgedeki halktana alınan görüşler ile derlenen raporu okundu. KÖM üyesi Ezra Elbistanlı, bölgelerde yaşananlar ile birlikte kadınlara yönelik cinsel şiddetin arttığını ve resmi sokağa çıkma yasağı olmayan yerlerde bile halkın sokağa çıkmasına izin verilmediğini kaydetti. Sokağa çıkma yasağı uygulanan bölgelerde sokağa çıkan insanlara doğrudan ateş açarak bu yasağı uygulamaya çalıştıklarını ifade eden Ezra, aynı zamanda bölgelerde bulunan cenazelerin gömme işlemleri gerçekleşirken de baskı ve silahlı saldırı olduğunu dile getirdi.

'Saldırılarla yaşam alanları hedef alınıyor'

Ezra, kolluk kuvvetlerinin dini inanç yerlerine de saldırdığına dikkat çekerek, kadınların ve gençlerin kendilerini savunmak için öz savunmalarını yükselttiklerini belirtti. Sokak aralarına asılan beyaz çarşaflarla insanların hayatlarını korumaya çalıştıklarını ifade eden Ezra, bölgelerde kazılan hendeklerin ise asker ve polisin saldırı hazırlığında olduğu zamanlarda kendilerini korumak için kazdıklarını dile getirdi. Ezra, bölgede yaşanan çocuk ölümlerinin tamamen halkın direnişini kırmak amaçlı olduğunun altını çizerek, "Lice, Ardahan, Dersim'in kırsal bölgelerinde gerçekleştirilen saldırılarda yaşam alanları hedef alınıyor. İnsanlar göç etmek zorundan bırakmak hedefleniyordu. Silopi'de ölen polisler dışından bölgede ölen başka polis yok. Polisler değişik yerlerde gerilla kıyafetleri ile gezerek kendine operasyon gerekçesi hazırlıyordu. İnsanlar içindeyken yakılan ev sayısı çok fazla. Cizre'de de görüldüğü gibi sivil saldırılar asker ve polis ölümlerinin intikamı olarak yapılıyor. 90'lı yıllardaki Türklük sloganlarının yerini şimdi ise Allahu Ekber nidaları almış. Savaş ve militarizmin baskın olması asker ve polisin kadına yönelik baskılarını arttırıyor. Ekin Wan'a uygulanan cinsel şiddet kadınlara gözdağı vermek içindi, ama devletin istediği etki oluşmadı" dedi.

KÖM olarak kadınların öznesi olmadığı barışın savunulamayacağını ifade eden Ezra, "Devlet 90'lara dönmeye çalışıyor olabilir ama ne Kürt halkı ne de kadınlar 90'lardaki gibi değil" şeklinde konuştu.

'Ardahanlılar göçe zorlandı'

Ardahan Heyeti'nden Ayşe Berktay, Kamber Morkoç'un öldürülmesinin arkasındaki gerçeği görmek için Ardahan'a gittiklerini dile getirerek, kızı Hanım Morkoç ile eşi Emine Morkoç'un tanıklıklarını paylaştı. Lice Heyeti'nden Sakine Esen ise Lice'de yaşananları şöyle anlattı: "Orman yangınları vardı. Lice'ye gittiğimizde çok az kişi vardı. İnsanlar orada yaşamak istese bile hayvanlarını, tarlalarını, evlerini yakmışlardı. Bu yüzden orada kalmak mümkün değil. Geçimlerini sürdürebilecekleri tüm araçlar elinden alınmıştı. Kalan hayvanları satmak zorunda olduklarını söylediler. Çünkü hayvanlara verecek buğdayları kalmamıştı. Onlar göçe zorlandılar."

Suruç Heyeti'nde yer alan Hatice Ödemiş, Suruç'ta Kobanê halkı ile dayanışmayı engellemek için Suruç katliamının gerçekleştiğini kaydederek, Cumhuriyet Başsavcısı ile yaptıkları görüşmenin kendilerini tatmin etmediğini söyledi. Hatice, Suruç Belediye Eş Başkanı Zuhal Ekmez ile yaptıkları görüşmede Suruç'ta bir gerginliğin olduğunu ve kolluk kuvvetlerinin sayısının artırıldığını öğrendiklerini kaydetti.

'Silopi Cizre'nin habercisiydi'

Silopi Heyeti'nden Derya Eter ise, Silopi'de yaşamını yitirenlerden bahsederek, "Silopi'de yaşananlar bugün Cizre'de yaşananların habercisiydi. Özel harekat timi halkı endişelendirip yaşamsal kaygıya sürüklüyor. Bu yüzden gençler mahalle girişlerine hendek açtı. Ayrıca orada rastgele ateşli silah kullanılmış" dedi.

Silvan Heyeti'nden Evrim Kurdoğlu, Silvan'ın da diğer bölgeler gibi abluka altında olduğunu söyledi. Evrim, Silvan'daki gözlemlerini şöyle anlattı: "Silvan'ın girişine ulaştığımızda özel harekat timleri bekliyordu. Ellerinde uzun namlulu silahlar vardı. Bu özel çaresizlik ve endişe içerisindeydi. İnsanlar dışarı çıkamadıkları için açlık ve susuzluk var. Biz çok yakın zamanda bu savaşı Kobanê'de gördük."

'Kadınların korkmasını istiyorlar'

Varto Heyeti'nden Hülya Osmanağaoğlu ise Varto'da Ekin Wan'ın katledilerek bedeninin teşhir edilerek, kadınların kokmasını sağlamaya çalışıldığını dile getirdi. Hülya, Varto'ya dair tanıklığını şöyle dile getirdi: "Varto'ya 2 km kala indik. Orası Ekin Wan'ın vurulduğu yedi. Bacağından vurulduğuna ilişkin tanıklık çok net. Ekin Wan'ın vurulduğu yerde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Tüm kadınlar görüşlerini bildirdi. Erkek devlet kadınları korkutmak için çıplak soymayı, teşhir etmeyi yine gündeme almıştı."

'90'ların kaygısı kalkmış'

Dersim Heyeti'nden Nimet Tanrıkulu, Dersim'de yaşanan en ufak bir olayın "Dersim 38" ile nitelendirildiğini söyledi. Nimet, kadınlar olarak daha önce 2014 yılının başlarında Dersim'e gittiklerini hatırlatarak, "Dersim'de gördük ki barış sürecinin konuşulmasından memnun görünüyorlardı. İnsanların geriye dönüp o topraklarda yaşama sevdası çok fazla. IŞİD gelecek, önce bizi öldürecek kaygısı vardı. Fakat 90'ların kaygısı kalkmıştı" diye belirtti. Nimet, Dersim'den dönerken Pülümür Vadisi'nde HPG'liler ile karşılaştıklarını belirterek, aralarında geçen diyalogu şu sözlerle aktardı: "Gerillalar bize; 'Bu savaş bizim savaşımız değil, savaşmak istemiyoruz. Savaşacak gücümüz var. Ama biz barış istiyoruz. Kadınlara bizden selam söyleyin. Barışın toplumsallaşması için dirensinler' dediler."

'Kadınlara çok görev düşüyor'

Cizre Heyeti'nden Sinem Şahin, Cizre'ye kimsenin alınmadığını ve kolluk kuvvetlerinin kendilerine "Can güvenliğiniz için sizi içeri almıyoruz" gibi sözler sarf ettiğini ifade etti. Sinem, "Sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının ardından görüyoruz ki 16 kişinin cenazesi kaldırılıyor. Burada yapılan açıkça bir devlet katliamıdır. Şiddete maruz kalanların yine doğrudan kadınlar olduğunu görüyoruz. Bölgede yükselen sesin ve bizim buradan yapacağımız her şey orayı etkileyecektir. Kadınlara çok görev düşüyor" diye konuştu.

'Cenazeler tanınmayacak durumda'

Diyadin Heyeti'nden Zeynep Kıvılcım da Diyadin'de tanıklık ettiği olayları şöyle dile getirdi: "Diyadin'deki olayda bir polis karakoluna ve jandarmaya roket atarlı saldırı sonrasında gerilla olduğu söylenen kişiler tarafından da kabul edilen bir kişinin de yaralanması ardından bu kişinin akrep arkasında ilçede sürüklenmesini gördük. Savcı olay yerine gitmiyor. Bu çocukların katledildiği odunluğa 17 saat sonra gidiyor. Ama yürüyerek 5-6 dakika uzaklıkta adliye binasına. Diyadin'de çocukların aileleri ve kardeşleri çok büyük travma içerisindeler. Bizim gülüşümüzü aldılar diyorlar. Teslim alınan cenazeler tanınamayacak durumda."
Tanıklıkların anlatımının ardından toplantıya ara verildi. Toplantının devamı "bundan sonra neler yapıla bilinir" konusunda tartışmaların yürütülmesiyle basına kapalı şekilde devam edecek.

(ekip/dc/