2013 Kadın Panaroması – (4) – DOSYA
08:57
‘Gündem kadın bedeni üzerinden değişiyor’
Derya Ceylan-Eylem Daş /JINHA
İSTANBUL – AKP hükümetinin 2013 yılında ‘kürtaj, sezeryan, 3 çocuk, kızlı-erkekli öğrenci evleri, istihdam paketi’ gibi gündemde çokça tartışmaya yol açan konuların bir tesadüf olmadığını belirten Avukat Özlem Özkan, kadın bedeni üzerinden sürekli bir gündem yaratıldığına vurgu yaptı. LGBT hakları için mücadele veren Mehmet Tarhan ise, HDP’de artan LGBT temsiliyetini örnek göstererek, geleceğe daha umutla baktıklarını kaydetti.
Mor Çatıda gönüllü olarak çalışan Avukat Özlem Özkan, 2013 yılında kadın bedeni üzerinden sürekli bir gündem değişikliği yapıldığına dikkat çekti. AKP hükümetinin kürtaj, sezeryan, 3 çocuk, Kadın İstihdam Paketi, kızlı-erkekli öğrenci evleri gibi konularla gündemi değiştirdiğini söyleyen Özlem, “Başbakan son dönemlerde kızlı-erkekli öğrenci evleri konusunda söylediği sözler üzerinden çok ciddi bir algı yaratıldı. Sanki erkek arkadaşıyla birlikte oturan genç bir kadının namusunun korunması gerekir. ‘Zavallı bir genç kadın kimlerin eline düşüyor, fuhuş tuzaklarına düşüyor, biz bu genç kızları devlet olarak korumalıyız’ sözlerine çevirdiler” şeklinde değerlendirdi. Yaşananların tesadüf olmadığını kaydeden Özlem hükümetin “Bu açıklamaların yasal dayanağını buluruz, gerekirse yasa çıkarırız” şeklindeki sözlerinin daha önce kürtaj tartışmalarında da yaşandığını dile getirerek, “Roboski'de öldürülen vatandaşlarla ilgili çok ciddi bir gündem vardı. Sınırda öldürülen Kürt vatandaşlarla ilgili bir sürü haber yapılmaya başlanmıştı. Tamda o dönemde Başbakan ‘Her kürtaj bir Uludere'dir’ sözünü hatırlatarak ‘üç çocuk, beş çocuk doğurun’ söylemleriye beraber gündemi değiştirdiğini vurguladı.
‘Söylemler kadın bedeni üzerinde gelişiyor’
Sağlık Bakanlığı’nın çocuk doğurma ile ilgili söylemlerini hatırlatan Özlem, “Sağlık Bakanlığı aynı dönemde ‘Tecavüzde olsa çocuk doğurun, devlet bakar’ dedi ve bununla ilgili yasa hazırlayacaklarını ifade etti. Hatta sezeryanla ilgili düzenleme yapacaklarını da söylediler. Bunun zorunlu olmadığı, zorunlu olması halinde keyfiyetçi bir şekilde herkesin sezeryan yaptığı gibi çeşitli açıklamalarda aslında yine kadın bedeni üzerinden olması ve olmaması gerektiği yönünde bir sürü söylem dile getirildi” diye konuştu. Bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını ve gündemi değiştirmek için yapıldığını söyleyen Özlem, bunun politik bir tavır olduğunu kaydetti.
‘Toplum devlete bağımlı hale getiriliyor’
Özlem, kişilerin anayasal olarak aile hayatı ve kişisel özgürlüklerinin güvence altında olması gerektiğini vurgulayarak, “Aile olmak zorunda değilsiniz, tek başınıza da yaşıyor olabilirsiniz. 18 yaşını geçmiş bir insan istediği kişiyle istediği yerde istediği şekilde kalabilir. Gürültü yapılıyorsa ve bunlar sizi rahatsız ediyorsa ya polis gelir ya da savcılığa gider şikâyette bulunursunuz. Ama kişilerin evde ne yaptığı ne şekilde oturduğu her hangi bir araştırma, soruşturma valiliklere bu yönde verilecek bir talimatın hukuki bir dayanağı olmadığı gibi ortada bunu açıklayabilecek yasal bir zeminde yoktur” ifadelerini kullandı. Çok baskıcı otoriter kişilerin toplumu tamamen devlete bağımlı hale getirdiğini belirten Özlem, Başbakanın kızlı-erkekli evlere yönelik ise ‘Bununla ilgili yasal hazırlıklar yaparız’ söyleminin tamamen içi boş ve yasal dayanağı olmadan söylenmiş sözler olduğunu ifade etti.
‘Demokrasi kim tarafından ve nasıl söylendiği ile ilgilidir’
Toplum üzerinde devlet yetkililerinin sözlerinin büyük bir etkisi olduğuna değinen Özlem “Demokrasi dediğimiz şey o söylemlerin kim tarafından ve nasıl söylendiği ile ilgilidir. Bu şekilde ilerleyen bir sürecin içerisinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin çıkıp tek bir kelime bile etmemiştir” diye konuşmasını sürdürdü. Özlem, Fatma Şahin’in Avrupa Birliği toplantılarında Türkiye için çok aşama kaydettiklerini ve Türkiye’de kadına yönelik şiddette sıfır tolerans tanıdıklarını anlattığını ileri sürerek Türkiye’ ye döndüklerinde ise ‘Siz abartıyorsunuz’ ya da ‘Yapılan iyi şeyleri görmüyorsunuz’ dediğini sözlerine ekledi.
‘Kadın cinayetleri münferit diye geçiştiriliyor’
Hükümetin tek bir cümle ile her şeyi ortadan kaldırıp toplum üzerindeki algıyı değiştirebildiğine dikkat çeken Özlem, yapılan yasaların uygulanabilmesi için her şeyden önce yasayı yapacak kişinin zihninde ‘Kadına yönelik şiddet nedir? Ne değildir?’ sorularının yerleşmesi gerektiği ifadesini kullandı. Küçük yaşta evliliklerle ilgili tek bir soruşturma dahi başlatılmadığını kaydeden Özlem, kadın cinayetlerinde ısrarla münferit diye geçiştirildiğini söyledi. Cinsel taciz ile ilgili davalarda doğru dürüst kararlar çıkmadığının altını çizen Özlem, ceza sistemi içerisinde ispat arandığını ve genç kadınların beyanlarının dikkate alınmadığını kaydetti.
LGBT hareketi, geleceğe umutla bakıyor
Uzun yıllardır LGBT hakları için mücadele veren ve Emekli Toplum Araştırmaları Enstitüsünde çalışan Mehmet Tarhan, 20’nci yılını deviren LGBT’liler için 2013 yılının önemli bir yıl olduğunu söyledi. Mehmet, LGBT’lilerin 2007 yılından itibaren daha çok güçlendiğini kaydetti. Mehmet, BDP ve CHP’nin yeni anayasa yapımı sürecinde LGBT’lilerin hakları konusunda eşitlik maddesindeki taleplere yönelik olumlu davranışlar sergilediğini dile getirdi. Gezi Parkı olaylarına da değinen Mehmet, “Gezi sürecinde LGBT’liler uç bir ilginçlik içinde biraz marjinalite taşıyan, birazda hayranlık uyandıran delikanlılar diye özetleyebileceğimiz bir sempatiyi daha geniş kesimlerde yaygınlaştırdılar. Bunun üzerinden tanınma siyasetinde doruk noktalara geldiler diyebiliriz” sözlerini ifade etti.
‘HDK’de artan LGBT temsiliyeti umut verici’
LGBT’lilerin artık kamuoyunda göründüğünü ve açık bir şekilde inkâr edilmediğine dikkat çeken Mehmet, bunun önemli bir gelişme olduğunu söyleyerek, “2012 yılında yapılan LGBT’lilerin yürüyüşünde 15 bin kişi varken bu yıl ki yapılan yürüyüşe ise 50 bin kişi katıldı” dedi. “LGBT’liler açısından baktığımızda yirmi yıllık haklar ve özgürlükler anlamında tanınma siyasetinin bir gereği olarak bütünlükçü söylem bugün bir tıkanma yaşıyor” diye konuşmasına devam eden Mehmet, kültür savaşı üzerinden iktidar tartışması yapan iki gruptan bir tanesinin LGBT’lileri savunmaya başladığını söyledi. HDP’de artan LGBT temsiliyetinin umut verici olduğunu söyleyen Mehmet, LGBT örgütünün şimdi daha örgütlü bir güce sahip olduğunu belirtti.
YARIN: Avukat Reyhan Yalçındağ: Kadın ve Hukuk Sistemi
(ed-dc/mg)

