Cizreliler: Toprağımızı terk etmeyeceğiz
12:09
JINHA
ŞIRNEX - Üst üste sokağa çıkma yasağının ilan edildiği, asker, polislerin abluka altına aldığı, katliamların yaşandığı Cizre'de halk bu uygulamaların topraklarını terk etmeleri için yapıldığını söyledi. Cizreliler, " Hiç bir yer gitmiyoruz, buradayız direnmeye devam edeceğiz. Onurlu bir yaşam için sokaklarımızda direnmeye devam edeceğiz, bu tarihi sorumluluğu üstleneceğiz" diyor.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde yurttaşlar ikinci kez sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından olası bir katliamı engellemek için sokakları terk etmedi. Yasak bu sabah kalkerken Cizre halkı da günlük yaşamına devam ediyor. Katledilen yurttaşlar için açılan taziye çadırına da ziyaretler sürerken, Cudi Mahallesi'nde kurulan yas çadırında aileler ziyaretçilerini kabul ediyor.
Tüm bu uygulamaların göç ettirme politikası olduğunu söyleyen Cizreliler, 1990'lardan bu yana bölge üzerinde uygulanan bu politikaları iyi bildiklerini söyledi. Doktor, öğretmen ve birçok memurun uzaklaştırıldığı kentte tüm ihlallere aldırmadan normal yaşamlarına devam edeceklerini söyleyen halk, "Yapılanların hesabı bir gün sorulur, bunları yapanlar yargılanır elbet. Halkın tek yapması gereken şey biraz sabretmesi. 90'larda binlerce insan göç etti ne oldu? Bu devletin eline ne geçti? Aynı uygulamaları pişirip pişirip önümüze koyuyorlar, her gün aynı yemeği yemekten sıkıldık" diyerek topraklarında kalmaya kararlı olduklarını kaydetti.
'Yoksulluğa alışkınız, Türkiye buna hazır mı?'
Cudi Mahallesi'nde yaşayan Semiha Culum, "Allah bunların belasını versin, anlamıyorlar mı burada sivil yurttaşlar yaşıyor. Bize Ermeni, Êzidi yorlar, Ermeni ve Ezidiler ölümü mü hak ediyor? Bu uygulamalardan sıkıldık, sokağa çıkma yasağı onlara da zarar veriyor, Cizre önemli bir ticaret yolunun üzerinde duruyor, bunu yaparak kendi ekonomisine de zarar veriyor devlet. Tüm Türkiye halklarının bu yapılanlara karşı tepki göstermesi gerekiyor, bir hükümetin kendi koltuğu için halkı yoksulluğa itmesine Türkler de izin vermemeli. Biz yoksulluğa alıştık, böyle de yaşarız elbet ama Türkler yoksulluğu kaldıramaz. Yoksulluğa alışkınız, Türkiye buna hazır mı?" diye sordu.
'1 günlük onurlu yaşam, 10 yıllık onursuzca yaşamaktan iyidir'
1990'larda göç edelerin metropollerde yaşadığı zorlukları hatırlatan Semiha, "Topraklarımızı asla terk etmeyeceğiz. 10 yıl onursuz yaşamaktansa 1 gün onurlu yaşarım, yarın öleceğimi bilsem yine de sokağımı terk etmeyeceğim. Daha dün onlarca cenaze defnettik, devlet bundan ders almadı mı" diye tepkisini dile getirdi.
'Tencere tavayla ses çıkarmak bile bir direniş örneğidir'
Fatma Bağlam ise Kabe'de yaşanan kazada yaşamını yitirenler için Cumhurbaşkanı'nın harekete geçtiğini ancak burada bebeklerin katledilmesine sessiz kaldığının altını çizerek, "İşe bu kadar iki yüzlü bir yaklaşımla karşı karşıya kalıyoruz. Bir bebeğin bile ölümüne sevinen ırkçı bir yaklaşıma maruz kalıyoruz" diye kaydetti. Kürtlerin tarihinden bu yana bir direniş öyküsü saklı olduğunu ifade eden Fatma, "Kürtler dağlı bir kabile olarak da mücadele verdi, kentlerde de mücadele vermeye devam edecek. Onurlu olan topraklarını bırakmaz ve direnmeye devam eder. Bugün bir tencere tavaya vurarak ses çıkarmak bile bir direniş örneğidir. Tüm Cizrelileri göçe karşı direnmeye davet ediyorum" dedi.
'İlçede doktor yok'
İlçeyi terk eden doktorlardan dolayı yurttaşların sağlık haklarının ihlal edildiğini söyleyen 10 yaşındaki lösemi hastası Muhammed'in babası Mahyettin Cevaz, "Yasak kalkar kalkmaz hastaneye koştuk, ama hastanede doktor yok. Doktorlar işi bırakıp, kaçmış. Böyle bir zulüm olmaz. Oğlum ölürse bunun tek sorumlusu devlettir" diye isyan etti.
(ekip/gc)
