'Çocuklarını Avrupa'ya gönderip bizim çocuklarımız katlediyorlar'
09:04
Zeynep Akın/JINHA
ÊLIH - Batmanlı kadınlar artan katliam ve ölümlere karşı barış çığlıklarını daha da yükseltirken, 65 yaşındaki Ayşe Çelik, "Onlar saraylarında altın kaşıklarda yemek yerken, ben bu yaşlı halimle gün boyu çalışayım ter dökeyim çocuklarım için, o da gelsin öldürsün, cezaevlerine atsın diye mi. Yine haykırıyoruz ve her zaman haykıracağız barış barış barış" dedi.
Kürt halkına yönelik topyekun imha konsepti kapsamında başlatılan saldırıların son bulmasını isteyen kadınlar, "Artık çözüm bulunmalı, çocukları ve gençleri toprağa vermek istemiyoruz" diyor. Batman'ın Pazaryeri Mahallesi'nde her kadının ağzından çıkan ilk ve son sözcük 'barış' oluyor. 39 yaşındaki Aynur Güler, kadınlar olarak savaşı en ağır şekilde yaşadıklarını belirterek, "Sürekli ölümler oluyor ve yüreğimiz yanıyor. Bizim tek isteğimiz barıştır. Bu gençlerin ölümü bizi derinden yaralıyor, ölenlerin hepsi kardeşlerimiz. Her gün bir diğer günü geride bırakacak ölümler oluyor, her geçen gün sayılar artıyor ve savaş daha da büyütülmeye çalışılıyor. Barış olsun ve bu ateşe bir su dökülsün. Biz anneler artık yüreğimiz yansın istemiyoruz" ifadelerini kullandı.
'Batı burada yaşananları görsün'
19 yaşındaki Kader Savaş da savaşın derhal durdurulması gerektiğini ifade ederek, "Silopi, Cizre, Diyarbakır, Kürdistan'ın her yeri yangın yerine dönmüş durumda, gençler, çocuklar, kadınlar hatta bebekler katlediliyor. Siviller, gerilla, polis, asker ölüyor hiçbirinin ölümünü istemiyoruz. Bu savaşı bitirsinler barışı sağlasınlar artık" diye konuştu. Batıdaki insanların da barış için mücadele etmesi gerektiğini dile getiren Kader, "Savaşın hiç birimize faydası yok. Cizre'de Diyarbakır'da sokağa çıkma yasakları, giriş çıkışların olmaması bizi tedirgin ediyor. Bu uygulamalara son versinler artık. Böyle devam ederse çok daha kötü şeyler yaşanacak. Batıdakiler buradaki halkın yaşadıklarını görmüyor, görüp de destek versinler artık. Uzun namlulu silahları çocuklara karşı kullanıyorlar. Kürdistan'daki bu ölümlerin son bulup barış sağlanmasını istiyoruz" dedi.
'Çocukları Erdoğan'ın koltuğuna kurban olsun diye mi büyütüyoruz'
Ölümlerin sorumlusunun Cumhurbaşkanı olduğunu söyleyen 65 yaşındaki Ayşe Çelik de "Ne diye insanları öldürtüyor, bu ölümlerin yaşanması ona hiçbir fayda sağlamaz, Allahtan korkmuyor mu bunca insanın katli onun boynunadır. Oğullarımız askerde, oğullarımız dağlarda gerilla, kardeşleri karşı karşıya getiriyorlar. Bizim ağzımızdan tek çıkan kelime barıştır. Askere, polise, gerillaya, sivillere bir şey olsun istemiyoruz. Oğlum askerde, 2 yeğenim askerde, gerilla da ölse üzülen biz, asker de ölse üzülen biz" diye konuştu.
'Halkın çocukları ölüyor'
Koltuk sevdası yüzünden insanların katledildiğini dile getiren Ayşe, "Onun o kürsüye çıkmasını Kürtler sağladı, umut olarak gördüler ama yine Kürtlere reva gördüğü tek şey ölüm oldu. Biz onca zahmetle emekle, temizlik yaparak, tarlada çalışarak, hayvancılık yaparak çocuklarımızı büyütüyoruz. Biz bu çocukları Erdoğan öldürsün, onun koltuğuna kurban olsun diye mi büyütüyoruz. Çocuklarımızı hem askere yolcu ediyoruz, hem de gerillaya, her ölen bizden ölüyor, halkın çocukları ölüyor, olan bize oluyor" ifadelerini kullandı.
'Asker de gerilla da polis de benim oğlum'
Gerillanın da askerin de polisin de halkın çocuğu olduğunu söyleyen Ayşe, "Ölen polisler de bizim değil mi, onların çocukları mı? Polis de benim oğlum, asker de benim oğlum, gerilla da benim oğlum onların çocukları korkuyor, kendileri de çocukları için korkuyor, hepsinin çocuğu yanı başında, benim senin çocuğun gider" dedi. Sokaktan geçen polislerden dolayı içeri koştuklarını ve tüm çocuklar evde mi diye kontrol ettiklerini söyleyen Ayşe, "Çünkü görüyoruz ki sokakta insanları tek kurşunla öldürüyorlar. Yıllardır bu savaşla ne elde ettiniz" şeklinde konuştu.
'Onlar saraylarda altın kaşıklarla yemek yerken benim çocuğum ölüyor'
Kürt halkının başarılarından dolayı saldırılara maruz kaldığını ifade eden Ayşe şunları söyledi: "Biz başarmışız ki sindiremediğinden dolayı bunları yapıyor. Ölümle korkutmaya çalışıyor ki korkmadığımızı da biliyor. O askerlere, gerillalara polislere, çocuklarımıza kurban oluruz. Hepsi bizim çocuklarımız, onun çocukları saraylarda, Avrupalarda. Çaldıkları paraları ayakkabı kutularında yürütüp gittiler. Onların saraylarında altın kaşıklarda yemek yerken, ben bu yaşlı halimle gün boyu çalışayım ter dökeyim çocuklarım için, o da gelsin öldürsün, cezaevlerine atsın diye mi. Yine haykırıyoruz ve her zaman haykıracağız barış barış barış…"
(gc)

