Kaymakam'a yanıt insan hakları heyetinden: 22 sivil katledildi

15:12

JINHA

AMED - Cizre'de sıkıyönetim süresi boyunca yaşanan hak ihlalleri ve ölümlere ilişkin inceleme yepen insan hakları heyeti hazırladıkları raporu açıkladı. Cizre'de yaşamını yitirenlern keyfi ve de sivil oldukları bilindiği halde katledildiklerine dikkat çekilen raporda, "Heyetimizin tespitlerine göre, 8 günlük sokağa çıkma yasağı süresince çoğunluğu ateşli silah yalanması olmak üzere ve acil tedavi hizmetlerine erişememeleri nedeniyle toplamda 22 yurttaş yaşamını yitirmiştir" denildi.

Sokağa çıkma yasağının 8 gün sürdüğü 21 sivilin katledildiği Şırnak'ın Cizre ilçesinde inceleme yapan İHD, TİHV ve Diyarbakır Tabip Odası'nın da aralarında bulunduğu insan hakları heyetleri, hazırladıkları raporu İHD Diyarbakır Şube'nde kamuoyuna duyurmak amacıyla bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, asker ve polislerin işgali ve ablukası sonucu ilçeye giremediklerini ifade ederek, "Bu süre içerisinde birçok insan hakları örgütlerine acil eylem çağrıları yaptık. Resmi ve resmi olmayan girişimlerimiz oldu ancak hiçbir şekilde giremedik. Cizre'de katliamların yapıldığını insanların sağlığa erişemediğinden kaynaklı yaşamını yitirdiğini biliyorduk. Çağrılar ve haykırışlar geliyordu ama maalesef siyasal iktidar bizim oraya yaklaşmamıza izin vermedi" şeklinde konuştu.

Hak ihlalleri yargıya taşınacak

Cizre'de 21 sivilin katledilmesinin ardından 8 günlük işgalin kaldırıldığını ifade eden Raci, yaşamını yitirenlerin aileleri ile, Cizre halkıyla görüştüklerini ve çok vahim bir tablo ile karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Yaşam hakkının, hekim, sağlık hakkının ihlal edildiğini ve tamamen keyfi olarak kişilerin sivil olduğu bilindiği halde katliamların yapıldığını belirten Raci, hak ihlallerini yargıya taşıyacaklarını ve gereken soruşturmaları başlatacaklarını dile getirdi.

'Cizre'de yaşananlar halk sağlığı sorununu da beraberinde getirdi'

TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Şeyhmus Gökalp ise Cizre'de yaşanan şiddet olaylarının ve ablukanın, herkesin sağlığını etkilediğine dikkat çekerek, "Sağlık demek bireyin ve beraberinde yaşadığı toplumun tam iyilik hali içerisinde yaşaması demektir. Cizre'de yaşanan olaylar hem bedenen hem sosyal yönden hem de ruhsal yönden Cizre'de yaşayan bütün insanları da etkilemiştir. Tüm canlıları ve çevre sağlığını da etkilemiştir" dedi. Yurttaşların ölümü ve yaralanması ile sonuçlanan, kronik hastaların tedavi olmasını engelleyen, çocukların bebeklerin beslenemediği ve sağlık hizmetlerine ulaşılamayan bir noktanın halk sağlığı sorununu beraberinde getirdiğini ifade eden Şeyhmus, "Bu yönüyle de bir kenti abluka altına alma ve sivilleri hedef gösterme doğru bir yol ve yöntem değildir" şeklinde konuştu.


TİHV Diyarbakır Şube Yöneticisi Barış Yavuz ise görüşmeleri ve incelemeleri sonucunda ulaştıkları tespitleri şöyle sıraladı:

*8 gün boyunca sokağa çıkma yasağı uygulanması Cizre halkının tümünde sağlığa ulaşımı engellemiştir.

*Yaralılara 112 Acil Sağlık Hizmetleri Ambulansı hizmet vermemiştir.

*Tüm Eczaneler kapalı olduğundan dolayı, vatandaşların Acil ve/veya Kronik hastalıklardan dolayı ilaca ulaşması mümkün olmamıştır.

*Özellikle Nur mahallesinde başta olmak üzere birçok yerde yeraltı su şebekesi patlamıştır, yeraltı kanalizasyon ve su şebekesinin karışma riski yüksektir. Bu durumda halk sağlığı ciddi anlamda etkilenecektir.

*Çöplerin toplanmamasından dolayı bulaşıcı hastalık riski söz konusudur.

*Ölen/Öldürülen hayvan leşlerinin 8 gün beklemesinden dolayı bulaşıcı hastalık riski söz konusudur.

*Havadaki ağır barut ve biber gazı kokusundan dolayı Kronik Akciğer Hastalarının etkilendiği görülmüştür.

*Cizre'de bulunan 8 Aile Sağlığı Merkezi'nin hepsi 8 gün boyunca kapalı kalmıştır. 35 Aile Hekiminin tümü işe gidememiş, sağlık hizmeti sunamamıştır. Halkın sağlığa erişimi 8 gün boyunca askıya alınmıştır. İncelemenin yapıldığı gün de tüm ASM'leri kapalıydı.

*Hiçbir çocuğa aşı yapılmamıştır. Mevcut tüm aşılar elektrik kesintilerinden dolayı bozulmuştur.

*Hiçbir şekilde koruyucu sağlık hizmeti sunulmamıştır.

*Cizre devlet hastanesine tüm vatandaşların başvuru yaptığı yönündeki açıklamaları, Cizre'deki vatandaşların söylemleri yalanlamıştır.

*Devlet hastanesinde Çocuk Uzmanı( Pediatrist) yoktur ve çocuk hastaların uzmanlarca sağlık hizmeti alması söz konusu değildir.

*İlçedeki tek tıp merkezi olan Özel Cizre Tıp Merkezi 8 gün boyunca kapalı kalmıştır. İncelemelerin yapıldığı gün de Merkez hizmet verememekteydi.

*Resmi prosedürlerle gönüllü hizmet vermek isteyen hekim ve diğer sağlık personelleri engellenmiştir.

*İlçede özellikle Pediatri, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Dahiliye, Genel Cerrahi ve Psikyatri uzmanlarının ilçede verilemeyen sağlık hizmetlerinin birikmesinden dolayı takviye edilmesi gerekmektedir.


'Yasak yurttaşların güvenliğinin tersi uygulamasına dönüştü'

Heyetin izlenimlerinin yer aldığı bölümde ise, heyetin ilçeye gidişi sırasında, siyah camlı beyaz renkli 8 ila 10 adet arasında olduğu tahmin edilen midibüs araçlarının yoğun koruma altında seyir halindeki iken görüldüğü belirtilerek, operasyonel faaliyet sırasında görevlendirilen Özel Harekat mensuplarının olabileceği kaydedildi. Mahallelerin, adeta savaş alanı andıran bir görüntü içerisinde olduğu belirtilen raporda, sokağa çıkma yasağının, ilanda belirtilen şekilde yurttaşların can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla değil, haberleşme özgürlüğünün engellenmesi ile birlikte tam tersine uygulamaya dönüşmüş olduğunun gözlemlendiğini kaydedildi.

'Mehter marşları çalınarak ayrımcı anonslar yapıldı'

Ayrıca sokağa çıkma yasağı süresi boyunca İHD Şırnak Şubesi'nin de gözlemleri aktarılarak, ezan okunmasına ve Cuma namazı kılınmasına izin verilmediği, HDP ve DBP ilçe binasının kapılarının kırılarak duvarlarına yüzlerce kurşun isabet ettiği, yüzlerce ev kurşun ve havan toplarıyla kullanılmaz hale geldiği, doğum hastaları, evde doğum yapmak zorunda kaldığı, yaşamını yitiren çocuklar derin dondurucuda günlerce tutulduğu, yaşı büyük olanlar ise, temin edilmesi durumunda üzerine buz petleri konularak cesedinin kokmasının önlendiği, polis araçlarında mehter marşları çalındığı, 'ermeni dölleri' vb ayrımcı ve hakaret içeren anonslar yapıldığı, Kaymakamlık, okul, yurt, hastane vs. resmi kurumlara özel harekatçılar yarleştirilerek, karargah gibi kullanıldığı, duvarlara 'Türk İntikam Tugayları' imzalı 'TC Burada' yazılı sloganlar görüldüğü, mahallelerde, güvercinlerin başlarının kopartıldığı ve birçok hayvanın kurşunlanarak öldürüldü bilgisine ulaşıldığı kaydedildi.


Heyetin tespit ve kanaatlerinin yer aldığı bölümde ise şunlara yer verildi:

*Heyet olarak yapılan incelemeler sonucunda; operasyonun gerçekleştiği alanların sivil yerleşim alanı olması bakımından, operasyon hazırlıklarının sivil yurttaşların can ve mal güvenliğini dikkate alacak şekilde organize edilmediği, operasyon sırasında güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanımına başvurduğu ve ağır insan hakları ihlallerinin meydana geldiği kanaatine ulaşılmıştır. Heyetimizin tespitlerine göre, 8 günlük sokağa çıkma yasağı süresince çoğunluğu ateşli silah yalanması olmak üzere ve acil tedavi hizmetlerine erişememeleri nedeniyle toplamda 22 yurttaş yaşamını yitirmiştir.

*Operasyon süresi içersinde sivil yurttaşların, operasyona iştirak eden güvenlik güçleri tarafından hedef gözetecek şekilde ateşli silahlarla vuruldukları, vurulan yurttaşların sağlık ocağı, hastane gibi tıbbi tedavi alanlarına erişim çabalarınınve yurttaşlar tarafından çağrılanacil servis görevlilerinin mahalleye girişlerinin güvenlik güçleri tarafından engellendiğitanık beyanları ile tespit edilmiştir.

*Tıbbi alanlarına erişimi engellenen yaralı yurttaşların, hijyen ve ilaç sıkıntısı sorunu ile birlikte evlerde tedavi edilmeye çalışıldığı, bunun sonucunda yaralı yurttaşların tedaviye cevap vermeyerek yaşamını yitirdiği, kimi yurttaşların ise olay yerinde vurulduğu anda yaşamını yitirdikleri tanık beyanları tespit edilmiştir. Ayrıca sokağa çıkma yasağının bitiminden sonra bile, yaralı yurttaşların can güvenliği nedeniyle hastanelere gitmeye çekindikleri ve tedavilerinin evlerde devam ettiği bilgisine ulaşılmıştır.

*Operasyon sırasında birçok yurttaşın ev ve işyerlerinin zarar gördüğü, birçok vatandaşın can ve mal güvenliklerinin bulunmaması nedeni ile evlerini ve işyerlerini terk ederek ilçe dışına çıkmak zorunda bırakıldığı, tanık beyanları ile tespit edilmiştir.

*Heyetimiz tarafından, operasyon sırasında güvenlik güçlerinin, suçlu- şüpheli- masum ayırımı yapmaksızın çevreye sivil yurttaşları hedef gözeterek vurması fiilinin, iç güvenlik paketi ile yürürlüğe giren yasaların güvenlik güçlerine ve mülki amirlere tanınan yeni yetkilerin bir sonucu olarak sirayet ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

*Yapılan operasyonun hangi amaçlı yapıldığı heyetimizce tespit edilememiştir. Zira sokağa çıkma yasağı duyurusundaki örgüt üyelerinin yakalanması amacı karşısında operasyon sonrası herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum da operasyonun aslında halka yönelik bir saldırı, korkutma, tehdit ve yıldırma niteliğinde olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

Heyetin önerileri şu şekilde;

*Heyetimiz, olayların gerçekleşme sebebi ve oluş şekline bakmaksızın, sivilleri hedef alan ve yaşam hakkı ihlali başta olmak üzere ağır insan hakları ihlaline neden olan saldırıları kınamaktadır. Olayların bütün boyutları ile açığa çıkartılması amacıyla etkin bir soruşturma başlatılmasını talep etmektedir.

*Heyetimiz, operasyon sırasında ve sonrasında güvenlik güçlerinin sivil yurttaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden uygulamaları ile ilgili adli ve idari soruşturmaların derhal başlatılması ve bu soruşturmalar süresince ilgili personel ve amirlerinin açığa alınmasını önermektedir.

*Yapılan operasyonlar neticesinde heyetimizce yapılan gözlem ve incelemelerde, kişilerin konutlarında ciddi tahribatlar oluştuğu gözlemlenmiştir. Yapılan operasyon neticesinde kişilerin mülkiyetlerine ciddi zararlar verilerek Anayasanın 35. maddesi ihlal edilmiştir. Bu çerçevede kişilerin mülkiyet hakkına getirilen bu zararların derhal karşılanması gerekmektedir. Şırnak Valiliği tarafından bir zarar tespit komisyonu oluşturularak, olaylar sırasında yurttaşların yaşadığı maddi ve manevi mağduriyetleri karşılanmalıdır.

*Heyetimiz, operasyonlar sırasında elektrik, su ve mobil şebekelerinde gerçekleştirilen kesintilerin yurttaşların iletişim haklarına getirilen bir kısıtlama ve hak ihlali olduğu kanaatindedir. Kesintilerin hangi gerekçeyle hangi kurumun talimatı ile yapıldığı ve ilgili kurumların bu konudaki tasarruf yetkisini ne şekilde kullandığını kamuoyuna bir an önce açıklanmasını talep etmektedir.

*Heyetimiz, incelemede bulunduğu mahallelerde çöp birikintilerinin olası sağlık sorunlarına yol açabilecek bir mahiyet taşıdığını gözlemlemiştir. Heyetimiz, operasyon ve güvenlik gerekçesiyle çöplerin toplanamadığına ilişkin edindiği tanık beyanlarının dikkate alınmasını önermektedir.

*Heyetimiz genel olarak çatışmalı süreç ile birlikte meydana gelen yaşam hakkı ihlallerindeki artışa dikkat çekmektedir. Bu sebeple seçim hükümetini güvenlik politikalarından bir an önce vazgeçmeye ve taraflara da diyalog ve müzakereye dönülmesi çağrısında bulunmaktadır.

(sg/gc)