‘Kadın İstihdamı Paketi kadınlara değil sermayeye müjdedir’

10:54

 


JINHA


ANKARA – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir araya gelen Kadın Emeği Platformu üyesi kadınlar, kadının “çalışma koşullarının iyileştirilmesi” adı altında çıkarılan istihdam paketine karşı tepkilerini dile getirmek amacıyla gerçekleştirdikleri basın açıklamasında, kadınların üretime daha fazla katılmaları için hükümetin atması gereken adımlara dikkat çekti.


Ankara Kadın Emeği Platformu, kadının “çalışma koşullarının iyileştirilmesi” adı altında hazırlanan pakete tepki göstermek amacıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Onlarca kadının katıldığı basın açıklamasında kadınlar sık sık, “Hacettepe İşçisi Yalnız Değildir”, “Hacettepe İşçisi Direnişin Simgesi”, “AKP Yasanı Al Başına Çal”, “AKP'nin Yasası Kadına Değil Sermayeye Müjde” sloganları atıldı. Eylemde, “Kadınlara Değil Sermayeye Müjde, AKP’nin Kadın İstihdam Paketini İstemiyoruz” yazılı pankart ve birçok döviz taşınırken, direnen Hacettepe işçileri de kadınlara destek verdi. Kadın örgütleri, kendileri ile hiçbir biçimde müzakere edilmeden, gizlice hazırlanan ve medyada “kadınlara müjde” haberleriyle duyurulan yeni istihdam yasa taslağının ayrıntıları “sızdırma/ısmarlama haberler” yoluyla belirginleştikçe; bunun “doğum izni ve yardımı müjdesi” değil, meşruiyetini erkek egemenliği ve sermayenin uyumundan alan, toplumsal yaşam ve “emek piyasası”nın kadın ve toplum aleyhine yeniden düzenlenmesi operasyonu olduğunun açığa çıktığına dikkat çekti.


‘Paket, kadına yönelik saldırıdır’


Hükümetin ucuz işgücü sağlamaya yönelik yeni nüfus politikalarını kadınların bedeni ve emeği üzerinden şekillendireceğinin ilk işaretlerinin 2008’de Başbakan tarafından dillendirilmeye başlandığını ifade eden Platform, kürtaj yasağı tartışmaları ile kadın bedenine yönelik saldırıların 2011’de açıklanan Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’nde iş yaşamında kadınlar için öngörülen “kısmi süreli çalışma, geçici süreli çalışma, özel istihdam büroları aracılığıyla belirli süreli çalışma, uzaktan çalışma, çağrı üzerine çalışma, evden çalışma, iş paylaşımı” gibi yeni çalışma biçimleriyle birlikte devam ettiğine vurgu yaptı.


‘Kadınlar ev hayatına mahkum edilmek isteniyor’


Kadınlara “istihdam paketi” ile sunulan tek seçeneğin daha çok çocuk ve iş hayatında geçicileştirilerek ev hayatına mahkum edilmek olduğunu dile getiren Kadın Emeği Platformu, “Paket yasalaşırsa işverenin doğum iznini ücretli veya ücretsiz olarak tamamlayan işçiyi en geç iki ay içinde eski konumunda veya benzeri yerde derhal istihdam edeceği söyleniyor” ifadelerine yer verdi. Ayrıca Platform, hamile ve yeni doğum yapmış kadınlara dönük iş verenler tarafından uygulanan politikalara da dikkat çekerek, işten çıkarılma korkusu ile hamileliğini gizleyen kadınların dahi olduğuna dikkat çekti.


‘Düzenli ve güvenceli iş yerleri: evler!’


“Kadın istihdamı paketi diye sunulan ama kadın emeği sömürüsüne dayanan;  kadını düzenli, güvenceli işler yerine, yani anneliğe ve ev kadınlığına hapseden; kısmi zamanlı düşük ücretli sermaye çalışanı yapan bu pakete esastan itirazımız var” diyen kadınlar, paket ile çocuk bakımı, sadece kadınların yükümlülüğü olarak yasalaştırılmak istendiğine vurgu yaptı. Kadın Emeği Platformu, kadın istihdamına yönelik taleplerini şöyle dile getirdi:


“- Çocuk bakım izinlerinin, hiçbir hak kaybı ya da part-time çalışma dayatması olmaksızın, erkeklerle eşit hak ve sorumluluklarla düzenlenmesi gerekmektedir. Çocuk bakım sürecine katılabilmeleri için çalışan babalara (annelere devretmeleri mümkün olmayacak şekilde) minimum bir çocuk bakım izni verilmelidir.


- Aile içinde kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kalkması, bakım hizmetlerinin kadının sorumluluğu olmaktan çıkarılması ve çocuklu-çocuksuz  özgür bireylerden oluşan bir toplum için politikalar hayata geçirilmelidir. Bu model içerisinde eğitim ve sağlık sisteminin yeniden organize edilmesinden; çocuk, engelli, yaşlı bakım sorumluluğunun devlet/özel sektör ve toplumla birlikte üstlenilmesine dek birey olarak kadınları hak ve özgürlük temelinde destekleyen politikalar geliştirilmelidir.


- Kapatılan tüm kamu kreşleri açılmalıdır. Kadın/erkek olmasına bakılmaksızın, en az 50 işçi çalıştıran kamu/özel tüm işyerlerinde ücretsiz, (vardiya koşulları dikkate alınarak gerektiğinde 24 saat açık) bakım evleri ve kreşler açılması zorunlu olmalıdır. Diğer çocuklu bireyler için her mahalleye ihtiyacı karşılayacak kadar kreş açılması amacıyla devlet kendisi girişimde bulunmalı, belediyelere yasal zorunluluk getirilmeli, 50’den az işçi çalıştıran işverenler de bu mahalle kreşlerine destek olmakla yükümlü olmalı, yurttaş girişimleriyle yaratılacak kreş kooperatifleri vb. alternatif çözüm arayışları özendirilmelidir.


- Kadın ve erkek çalışanların, kendilerine ve ailelerine zaman ayırabilmeleri için yasal günlük/haftalık çalışma süreleri günde en fazla 7, haftada en fazla 35 saate indirilmeli, toplu iş sözleşmeleri ile (hiçbir yasal hak kaybına izin verilmeksizin) daha altında süreler kararlaştırılması özendirilmelidir.


- Amaç, gerçekten istihdamda kadın-erkek eşitliğini sağlamak ise, kadın ve erkek emekçilerce hiçbir biçimde kabul edilmeyecek bu ‘yaşamsı’ düzenlemeler çöpe atılmalıdır.


- Ve hazırlanmakta olan yeni anayasada; erkek egemenliğini koruyan, güçlendiren tüm düzenlemeler çıkarılmalı, (kamu ya da özel) ‘çalışma hayatının tüm alanlarında (tüm iş ve mesleklerde ve her yönetim kademesinde) kadınlarla erkeklerin eşit yer alması esastır’ ilkesi getirilmelidir.”


(gk)