Sur'da yaşayan kadınlar: Boyun eğmiyoruz
09:03
Beritan Canözer - Şehriban Aslan/JINHA
AMED - Cizre'de sıkıyönetim ve katliamın ardından Sur ilçesinde de iki gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sur ilçesinde yaşayan kadınlar, Kürt halkının geçmişten bugüne zulmü kabul etmediğini belirterek, saldırılar karşısında hiçbir şekilde boyun eğmeyeceklerini sonuna kadar direneceklerini söyledi.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 9 gün süren sokağa çıkma yasağında özel harekat timleri 23 sivili katlederken, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde de iki gün süren yoğun saldırılarda 8 yurttaş yaralandı. Devletin keyfi hareket ederek sivil halk üzerinde uyguladığı ambargoda sivil halkın hem canına hem de malına kast ediliyor. Evler yakılıyor, yıkılıyor, sivil halk taranıyor ve katlediliyor. Sur ilçesinde iki gün sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinden sonra ilçeye giriş ve çıkışlar tamamen kapatıldı. Dün akşam saatlerinde yasağın kaldırılmasının ardından ilçeye giriş yaptığımızda ise sokağa çıkma yasağının ilçeyi yok etmek için ilan edildiğini gördük. Yıkılmış, rastgele taranmış ve yakılmış evler, zorla kırılmış kapılar, evlerde tedavi edilen yaralılar ve tüm bunlara rağmen hala dimdik ayakta olan bir halk gördük.
Hasırlı mahallesinde oturan ve evi taranan yurttaşlardan Ayten Ergün, mahallesini asla terk etmeyeceğini dile getirerek, "Bu halk 90'ların değil 2015'lerin uyanmış halkıdır. Hayal kurmasınlar, biz bu toprakları onlara vermeyiz" dedi.
'Boyun eğmiyorum'
Sur ilçesinin Hasırlı mahallesinde oturan Hülya Varan da devletin Sur içinde, Cizre'de, Silvan'da sivilleri katletmek istediğini belirterek, "Terör devlet midir yoksa biz miyiz? Burada sivil halk yaşıyor, çocuklar yaşıyor, anneler yaşıyor. Terörist kimdir, 3 yaşındaki çocuklar mıdır? Bu Müslümanlık mıdır? Erdoğan eline kuranı alıp orada burada sahneye çıkıyor. Müslümanlık sadece eline kuran almak değildir. Müslümanlık sivil halkın üzerine kurşun yağdırmak mıdır? Denizde boğularak yaşamını yitiren çocuklara ağlıyor gösteriş olsun diye ama kendi ülkesindeki çocukların üzerine de bombalar yağdırıyor. Oy için rol yapıp Suriyeli çocukların denizde öldüğünü söyleyip ağlıyor" diye konuştu. Hülya, yaşanan saldırılarda özellikle çocuklara zulüm yapıldığını dile getirerek, "Erdoğan'a kimse inanmasın, rol yapıyor. Sen kendi ülkendeki çocuklara bu zulüm yapıyorsun, başkasının zulmüne niye kızıyorsun. Sen önce ülkendeki halka, çocuklara sahip çık ki halk da sana başkan desin. Ben onu ne başbakan olarak ne de cumhurbaşkanı olarak kabul etmiyorum ve boynumu da önünde hiçbir zaman eğmiyorum" şeklinde konuştu.
'PKK biziz, biz PKK'yiz'
Sur'da yaşananların bir direniş olduğunu belirten Hülya, terörist olmadıklarını ve asıl teröristliğin devlet tarafından yapıldığını dile getirdi. Hülya, "Ne silahımız vardı belimizde ne de keleşimiz vardı sırtımızda, biz halkız ve burada yaşayan herkes halktır. Çocuğundan gencine, gencinden yaşlısına hepimiz halkız. Madem terörist olduğumuzu söylüyor ispatını getirsin önümüze koysun. Biz de onun yaptıklarını önüne koyalım bakalım asıl hangimiz teröristiz. 'Evinizde PKK'lileri yaşatıyorsunuz' diyor. Doğrudur çünkü PKK biziz, biz PKK'yiz. Evimizde yaşattığımızda biziz, çocuklarımızdır. Erdoğan bunu çok iyi bilsin, anlasın. Başını yastığa koyup bizi ezdiğini, yok ettiğini sanmasın" diye belirtti.
Kürt halkının hiçbir zaman ezilmediğini ifade eden Hülya, "Kürt halkı ezilmeyecek, yok olmayacak. Halkımız 7'sinden 70'ine bugüne kadar bu zulmü kabul etmedi bugünden sonra da devletin bu teröristliğini kabul etmeyecek. Çocuklarımızın dağa gitmesinin tek sebebi Erdoğan'dır. Gelmiş burada diyor 'evlerinizi boşaltın, çatışacağız.' Sen kimsin bizi evimizden çıkartıyorsun, dışarıdan gelip içimize sızan sensin" şeklinde konuştu.
'Evimizden, toprağımızdan çıkacaksın'
Hülya, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Sen evimizden, sokağımızdan, semtimizden, topraklarımızdan çıkacaksın. Bugüne kadar boynumuzu sana eğmedik, bugünden sonrada eğmeyeceğiz. Elinden geleni ardına koyma. Bir canımız var alacağın, o da kurban olsun bu halka, bu topraklara. Halkımızı da koruyacağız, toprağımızı da koruyacağız ve devletimizi de bu mahallede kuracağız, bunu çok iyi bil ve anla. Sen sivil halkın üzerinde terörünü kullandın. Buradaki sivil halk bunu kabul etmeyecek, sana boyun eğmeyecek. Kitabınla, ilminle, koltuğunla, neyinle gelirsen gel fark etmez. Biz senin ne yalanlarına ne de oyunlarına kanmıyoruz" dedi.
Hasırlı mahallesinde oturan ve evi taranan Hanım Atlı da yaşanan saldırıları anlatarak şöyle dedi: "Sabahın 5'inde kalktım namaz kıldım sonra anons geçti. Sokağa çıkma yasağının başladığını söylediler, ardından bomba sesleri geldi, evler tarandı. Hiçbir şey yoktu ortada, resmen keyfi olarak sokaklara girdiler ve saldırdılar. Görüyorsunuz evlerimizi ne hale getirdiklerini. Sırf keskin nişancıları damlara yerleştirmek için evlerin kapılarını kırıp içeri girmişler, ortalığı dağıtmışlar."
'Biz bu toprakları onlara vermeyiz'
Hanım, Cumhurbaşkanı'nın ne zamana kadar bu zulmünü devam ettirebileceğini sorarak, "Bugüne kadar Kürt halkına ve diğer halklara Türkiye'de zulüm edenlerin hepsi şuan toprak altında. Ne rahat yüzü gördüler ne de görecekler. Erdoğan' da rahat yüzü görmeyecek. O ne yaparsa yapsın biz başımızı eğmeyeceğiz. Tankıyla, tüfeğiyle, mayınıyla gelsin fark etmez. Ne gençlerimizi bırakıp gideriz ne de evimizi, mahallemizi. Biz onun malının, evinin, toprağının üzerine gitmemişiz o bizim topraklarımızın üzerine konmuş. Evlerimizde oturmamıza bile izin vermiyorlar. Cizre'de böyle yaptılar 23 tane sivili katlettiler. Ortada hiçbir şey yokken halka saldırıyorlar. Cizre nasıl ki geri adım atmadıysa biz de atmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz" diye belirtti.
Hasırlı mahallesinde oturan Ayten Ergün de her şeye rağmen evini ve mahallesini terk etmeyeceğini söyleyenlerden. Ayten, devletin bu toprakları ele geçirmek için sivil halkı ortadan kaldırmak istediğini dile getirerek, "Bu halk 90'ların değil 2015'lerin uyanmış halkıdır. Hayal kurmasınlar, biz bu toprakları onlara vermeyiz" dedi.
'Çocuklarımızın yaşadığı korkunun bedeli nedir?'
Ayten, Cizre halkıyla aynı durumu yaşadıklarını ifade ederek, "Onlar ne yaşadıysa biz de aynısını yaşadık ve asla diz çökmeyeceğiz. Çocuklarımız, gençlerimiz, topraklarımız için direnmeye devam edeceğiz. Elektriğimizi, suyumuzu da kesseler biz vazgeçmeyeceğiz. Gençlerimizin arkasında duracağız ve evlerimizi terk etmeyeceğiz" şeklinde konuştu. Hasırlı mahallesinden Ayfer Güleç de her şeye rağmen barış istemeye devam edeceklerini söyleyerek, "Çocuklarımızın iki gündür yaşadığı korkunun bedeli nedir? Evlerimiz, topraklarımız mı? Ben çocuğuma bu korkuyu yaşatan devlete ne evimi ne de toprağımı bırakmam. İstediği kadar saldırsın, yaksın, yıksın, katletsin, infaz etsin. Biz bu kavgamızın arkasında duracağız ve kazanacağız" diye kaydetti.
(dk/fk)

