Frederike Geerdink: Ben güvendeyim ama Kürtler değil

15:14

JINHA

İSTANBUL - Diyarbakır'da gazetecilik yaparken sınır dışı edilen Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink, gazetecilerin Kürdistan'a daha az gitmesi durumunda devletin katliamları daha rahat yapabileceğini kaydederek, "Nihayetinde biz önemli değiliz, ben güvendeyim ama Kürtler değiller" dedi. Türkiye'de basın özgürlüğünün olmadığını ifade etti.

"Medya Özgürlüğü ve Gazeteci Hakları Konferansı", "Türkiye: Kutuplaşmış bir ülkede gazetecilerin hak ve özgürlüğünü savunmak" başlığı adı altında yürütülen tartışmalarla devam ediyor. Konferansın ikinci oturumunda konuşan TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, TGS'nin son 2 yılda neler yaptığını ve yeni TGS'nin vizyonunun ne olması gerektiğine ilişkin konuştu. Haziran ayının 2'sinde yönetimin değiştiğini ve bu zamanın Gezi Direnişi zamanı olduğunu belirten Mustafa, "Gezi bize çok güç verdi. Orada gördüğümüz keskin bir zekaydı. Her şeyin sorgulandığı bir dönemde biz de aynı kalamazdık. Gezi olmasaydı belki kendimizin farkında varamayacaktık" dedi. Mustafa, yönetici seçildiğinde insanlara TGS'yi nasıl bilirdiniz diye sorduğunda çok iyi şeyler duymadığını dile getirerek, "Bu sebepten dolayı ihtiyaç kendini göstermişti. Sıkıcı değil eğlenceli olalım dedik. Evrensel olalım dedik" dedi.

'Türkiye'de basın özgürlüğü yok'

"Türkiye'de basın özgürlüğü" başlığı altında açılan panelin moderatörlüğünü TGS Başkanı Uğur Göç yaptı. Panelde ilk olarak Hollandalı muhabir Frederike Geerdink söz aldı. Diyarbakır'da gazetecilik yapan Frederike 'örgüt propagandası' gerekçesiyle sınır dışı edildiği için Hollanda'dan 3g üzerinden bağlantı kurarak panelde konuşmasını gerçekleştirdi. Frederike, basın özgürlüğünün çok büyük bir konu olduğunu dile getirerek, Türkiye'de basın özgürlüğünün olmadığını ifade etti. Fredireke, gazetecilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a eleştirel olmadığı sürece her istediğini yazabileceğinin altını çizerek, "Yalanları yazıyorlar. Kimse bir şey yapamıyor. Çünkü Erdoğan onları koruyor. Bu bir şaka ama komik değil" diye konuştu.

'Kadınlar ölen herkes için ağlıyor, sadece PKK'liler için değil'

Türkiye'de kutuplaşma olduğuna dikkat çeken Frederike, bu kutuplaşmanın gazeteciler içinde de yaşatılmaya çalışıldığını dile getirdi. Frederike, tüm bu yaşananlar çerçevesinde gazeteciliğin çok zor olduğunu söyleyerek, kendisinin Kürtlerle ilgili yazdığını çünkü Türkiye'nin en önemli probleminin Kürt sorunu olduğunu ifade etti. Gerçekleri görmek için bölgeye gittiğini bildiren Frederike, "Kadınlar ölen herkes için ağlıyor. Sadece PKK'liler için değil. Bunu ben gördüm" şeklinde konuştu. Frederike, gazetecilerin bölgeye daha az gitmesi durumunda devletin katliamları daha rahat yapabileceğini kaydederek, "Nihayetinde biz önemli değiliz, ben güvendeyim ama Kürtler değiller" diye kaydetti.

'DİHA 19'uncu kez kapatıldı'

DİHA muhabiri Zuhal Atlan da DİHA'nın kuruluşundan bahsederek, uygulanan baskı ve sansüre dikkat çekti. Muhabirlere yönelik 9 saldırının olduğunu belirten Zuhal, bu saldırıların nerelerde ve hangi muhabirlere nasıl uygulandığından bahsetti. Zuhal, "Bugün ajansımız 19'uncu kez TİB tarafından kapatıldı. Şuan bölgede çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği yok" dedi. Haber sırasında polisin şiddetine maruz kaldıklarını söyleyen Zuhal, TİB'in engellemelerine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını dile getirdi. Zuhal, AYM'nin ise cevap olarak "hukuka uygun karar" dedikleri bilgisini paylaştı. Sansüre Karşı Dayanışma Ağı'ndan bahseden Zuhal, Twitter üzerinden tag'ler açarak dayanışmayı örgütlediklerini ifade etti.

'Gidecek tek yerimiz varsa o da zindandır'

Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Hakkı Boltan, şuan her zamankinden daha fazla güçlü olduklarını dile getirerek, Türkiye'de AKP'nin politikasını en iyi ifade edenin Kürdistan ve Kürdistan'daki gelişmeler olduğunu kaydetti. Yaşanılan bölgenin savaş alanı olduğunu söyleyen Hakkı, bu alanın gazeteciler tarafından kırmızı bölge olarak kabul edilmesi gerektiğini kaydetti. "Şuan Kürdistan'daki arkadaşlar olarak gidecek bir yerimiz yoktur. Tek yerimiz varsa o da zindandır" diyen Hakkı, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın söylemlerini eleştirdi. Hakkı, JINHA muhabiri Şehriban Aslan'ın hedef alınarak yaralandığını belirterek, "Bundan kimsenin haberinin olduğunu sanmıyorum" diye konuştu.

'Türkiye'de aslında hiç bir zaman özgür bir gazeteci yoktu'

"Türkiye'de aslında hiç bir zaman özgür bir gazeteci yoktu" diyen Avrupa Gazeteciler Federasyonu eski başkanı Arne König, Türkiye birçok yıl için gazetecilerin en çok katledildiği ülke olduğuna dikkat çekti. Baskının cezaevine atmak ve dava açmakla devam ettiğini vurgulayan Arne, Federasyon'un Türkiye'de gazeteciler sendikalarına ziyaretleri ve gazetecilerin davalarına katılmaları faaliyetlerini anlattı. Bölünmüş ve kutuplaşmış gazetecilik alanın birleştirilmesi için çağrı yapan Arne, "Bu ülkede herkesin özgür konuşma hakkına ihtiyacı olmasını esas alarak, gazeteci dernekler ve sendikalardan başlayarak özgür ifade hakkı için bir koalisyonun kurulması lazım" dedi.

'Basında oto-sansür belirgin olarak var'

Bianet yazarı ve Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler(RSF) üyesi Erol Önderoğlu, Türkiye'de batıdaki ve doğudaki gazeteciler yaşadığı gerçeklere hakim olduklarını dile getirerek, "Fiziksel olarak hakimiyet gösterdiğimiz tek alan maalesef batı oluyor" dedi. Basında oto-sansürün belirgin olarak var olduğunun altını çizen Erol, oto-sansürü dillendiren çok az gazetecinin olduğunu ifade etti. Erol, "Bugün işlemeyen bir parlamento var, bugün yetersiz bir başbakan var, bugün medyayı kısıtlayan bir cumhurbaşkanı var" dedi. Türkiye'nin dayanışmaya hiçbir zaman olmadığı kadar ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Erol, "Türkiye'de oto-sansüre müdahale etmenin imkanı kalmadı" diye belirtti.

'Hakaret kanunu ihmal için açık bir davet'

Uluslararası Basın Enstitüsü'nün İletişim ve Savunuculuk Direktörü Steven Ellis, Türkiye kanununda "hakaret"in ceza kanununda suç sayılması konusunda sunum yaptı. "Hakaret kanunun bu denli kolaylıkla uygulanabilmesi, ihmal için açık bir davet" diyen Steven, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yasalara dayanarak sansür uygulanmasını eleştirdi. Steven, hakaretin ceza kanununda yer almaması, devlet yetkililer ve sembollerin hakaret kanunuyla özellikle korunmaması için çağrıda bulundu.

'Başkaları senin hikayeni anlatırken sadece tarif edecek'

Kaos GL'den Yıldız Tar, LGBTİ gazeteci olarak ifade özgürlüğünü savunmanın öneminden bahsetti. TGS'nin yeni yönetimi ile birlikte kadın ve kadın-LGBTİ komisyonun kurulması olduğunu dile getiren Yıldız, "Kendi hikayeni kendin anlatamadığın sürece, başkaları senin hikayeni anlatırken sadece tarif edecek" dedi. Yıldız, bu şiarla kendi haberlerini yaptıklarını ifade etti. Yıldız, internet alanındaki medyaya değinerek, bu alanda rapor çalışması yürüttüklerini bildirdi. TİB'in içinde gay, biseksüel, lezbiyen, transeksüel gibi kelimeler geçen haberler yapan siteleri engellediğini dile getiren Yıldız, TİB'in bunu "müstehcenlik suçu" olarak tanımladığı bilgisini de paylaştı. Yıldız, "İfade özgürlüğü birçok yerden kısıtlanırken nefret söylemleri artıyor" diyerek, LGBTİ'lere dönük görünmez kılma politikalarına dikkat çekti.

"Türkiye'de basın özgürlüğü" başlığı altında gerçekleşen panel konuşmalarının bitmesi üzerine öğle yemeği arası verildi. İkinci panel saat 15.00'de "Türkiye medya sektöründe emeğin hakları, örgütlenme ve sendikacılık" başlığı altında gerçekleştirilecek.

(en-cm/dc/dk/fk)